10. Hukuk Dairesi 2022/5399 E. , 2023/6400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/775 E., 2022/42 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar ve davalıl
**10. Hukuk Dairesi 2022/5399 E. , 2023/6400 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/775 E., 2022/42 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulüne Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili 17.05.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin oğlu ve murisi...'in davalı kurumda elektrik onarım ve tamirat işlerinde çalışırken 31.07.2012 tarihinde, davalılara ait yüksek gerilim direği üzerinde davalı kurum emir ve talimatıyla onarım yaptığı esnada , dava dışı 3.kişiler olan iş arkadaşlarının elektrik akımını kontrol etmemesi ve kesmemesi nedeniyle direk üzerinde elektrik akımına kapılıp vefat ettiğini, meydana gelen olayın iş kazası olduğunu, davalıların kusurlu olduğunu, müvekkillerin murisi vefat ettiğinden dolayı anne baba ve kardeşlerinin destekten yoksun kaldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden anne ve baba için 2.000,00 TL'şer maddi ve 50.000,00 TL'şer manevi, müvekkili kardeşler için ise 20.000,00 TL'şer manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili ilk bozma kararından sonra sunduğu 03.10.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere anne için 48.879,80 TL'ye baba için 40.877,15 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı TEDAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda vefat eden işçinin Vangölü Edaş işçisi olduğunu, bu nedenle açılan davanın husumetten red edilmesi gerektiğini, esasa girilmesi halinde ise esastan reddedilmesi gerektiğini talep etmiştir. 2.Davalı ... EDAŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen ölümlü iş kazası ile ilgili olarak kurumun hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, çünkü vefat eden...'in yüklenici firma olan Yakutlar Elk. San. Tic. bünyesinde elektrik teknisyeni olarak çalıştığını, haksız fiil sorumluluğundan bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylemi zarar, kusur, olay ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu, zararı tazmin borcundan bahsedilmesi için zarar eylemimin bir sonucu olarak ortaya çıkması gerektiğini, bu nedenlerle açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 14.05.2014 tarih ve 2013/234 Esas - 2014/427 Karar sayılı ilk ilamıyla; Davalı Tedaş ve Vedaş'a karşı açılan iş bu davada, yargılama görevinin idari yargıya ait olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin bu nedenle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA KARARI VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.11.2014 tarih ve 2014/17652 Esas - 2014/23372 Karar sayılı ilamında özetle; somut olayda, davacılar murisi...'in, davalı kurumda elektrik onarım ve tamirat işlerinde çalışırken 31.07.2012 tarihinde, davalılara ait yüksek gerilim direği üzerinde davalı kurum emir ve talimatıyla onarım yaptığı esnada dava dışı 3. kişiler olan iş arkadaşlarının elektrik akımı kontrol etmemesi ve kesmemesi nedeniyle direk üzerinde elektrik akımına kapılıp vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 06.12.2012 tarihli raporunda yapılan inceleme sonucu müteveffa...'in 31.07.2012 tarihinde ölümle sonuçlanan kaza olayının 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğunun belirtildiği, davacılar murisi...' in iş sözleşmesi ile çalışmakta olduğu esnada iş kazası geçirerek vefat ettiği anlaşıldığından iş kazası nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın giderilmesine yönelik eldeki davaya İş Mahkemesince bakılması gerektiği gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilerek dava dilekçesinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 20.06.2018 tarih ve 2015/106 Esas - 2018/601 Karar sayılı ilamında özetle; davacılar vekilinin hesap raporuna göre maddi tazminat istemlerini 03.10.2016 tarihli dilekçeyle artırarak anne ... için 48.879,80 TL, baba ... için 40.877,15 TL talep ettiği, ıslah dilekçesi taraflara tebliğ edildiği, mahkemece aldırılan her iki hesap raporunda da müteveffa...'in anne ve babası için maddi tazminat hesabı yapılmış olup her ne kadar mahkememize sunulan ikinci hesap raporunda tazminat miktarı artmış ise de davacı tarafın davasını daha önce ıslah etmiş olması, ikinci ıslahın mümkün olmaması ve talep ile bağlılık kuralı gereğince maddi tazminat yönünden bu bedellere hükmedilerek karar verildiği, davacı anne ve babanın manevi tazminat talepleri; manevi tazminatın zarar giderici özelliği, zenginleşme aracı olmaması, müteveffanın kusuru, tarafların kusurları ile sosyal ve kültürel çevreleri de göz önünde bulundurularak takdiren kısmen kabul edilmiştir.Müteveffa... 19-20 yaşlarında gençlik çağında hayatını kaybetmiş olması sebebiyle anne ve babanın çocuklarının ölümü nedeniyle duyacağı elem ve ızdırap göz önüne alınarak 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı anne ve babaya verilmesine, fazlaya ilişkin yapılan talebin reddine karar verildiği, dava dilekçesi ile müteveffanın küçük kardeşleri Adem ve Hamza için de manevi tazminat talep edilmiş olup, davacı kardeşlerden ... in açmış olduğu manevi tazminat davası kaza tarihinde 13 yaşında olduğu, ağabeyi olan... in vefatı sebebiyle evde anne babasında meydana gelen elem ve ızdırabı anlayacak yaşta olduğu , kendisinin de yaşı itibariyle ölümlü kazadan manevi olarak etkileneceğinin kabulu ile Davacıların velayeten ... için açmış olduğu manevi tazminat talebinin kısmen kabulu ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı ... e verilmesine , fazlaya ilişkin yapılan talebin reddine karar verilmiştir. Diğer Kardeş olan ... için açılan manevi tazminat davasının ise ölümlü kaza tarihinde ... in yaklaşık 4 yaşında olduğu olayı algılayacak idrakte olmadığından olayın meydana gelmesinden manevi olarak etkilenmeyeceği kanaati ile manevi tazminat talebi reddedilerek karar verildiği anlaşılmıştır. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/1546 Esas- 2019/5271 Karar sayılı ilamında özetle; Murisin iş kazasına maruz kalarak vefat etmiş olduğu, kazanın meydana gelişinde davalılar ile birlikte birleşen kusuru bulunduğu ve neticeten manevi tazminata dair yukarıda zikredilen koşulların oluştuğu anlaşıldığından, davacı kardeş ... lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı kabul edilerek mahkemenin ikinci kararı da bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 29.01.2020 tarih ve 2019/1174 E - 2020/60 K sayılı ilamında özetle; önceki karardaki gerekçelere ek olarak Davacı ...'in müteveffanın kardeşi olduğu, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi, tatmin duygusu yanında manevi tazminatın caydırıcılık etkisi de dikkate alındığında davacı ... için de takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, belirtilerek; davacıların davasının kısmen kabul, kısmen reddiyle baba Fehmi lehine 40.877,15 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi, anne Fecriye lehine 48.879,80 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi, kardeşler Adem ve Hamza lehlerine 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma İlamı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2.Dairemizin 30.03.2021 tarih ve 2020/9358 Esas- 2021/4290 Karar sayılı ilamında özetle; Eldeki davada, mahkemece verilen 14.05.2014 tarihli ilk kararın 10.11.2014 tarihli Daire kararıyla bozulduğu, davacı vekilinin maddi tazminat istemini 03.10.2016 tarihinde ıslah ettiği dikkate alınarak bozmadan sonra ıslaha imkan tanıyan 6100 sayılı HMK'nin 177 nci maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile eklenen fıkranın 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe girdiği ve ıslahın bu kanun yürürlüğünden önce yapıldığı, kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce tamamlanmış işlere uygulanma imkânının bulunmaması nedenleri ile davacının ıslah istemi dikkate alınmaksızın karar verilmesi yerine yazılı şekilde ıslaha itibar edilerek karar tesisinin kanuna aykırı olduğu, ayrıca davalı TEDAŞ hakkında davacı vekilinin ibraz ettiği ıslah dilekçesinde bir talep olmamasına karşın, bu davalı yönünden de ıslah talebi olduğu varsayılarak ıslah edilen miktardan sorumluluğuna karar verilmesi, öte yandan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10/4 üncü maddesinde yer alan “Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” Düzenlemesi gereğince hükmedilen maddi tazminat alacağı ve manevi tazminat alacağından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken; maddi ve manevi tazminat alacağının tamamı üzeriden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğuna işaretle mahkeme kararı bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar: Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen son kararında bozmadan sonra yapılan ıslaha itibar edilemeyeceği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, anne ve baba lehine 1.000,00 TL'şer maddi tazminat ile 35.000,00 TL 'şer manevi tazminat, kardeşler lehine ise 10.000,00 TL'şer manevi tazminatın olay tarihi olan 31.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin yapılan talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6100 HMK’da Bozmadan sonra Islah yapılmasını engelleyen bir düzenleme olmadığını, 28.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunla bozmadan sonra ıslaha imkan tanıyan düzenlemenin derdest davaya uygulanabileceğini, söz konusu kuralın uygulanmamasının teksif ilkesi ve usul ekonomisine aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, vekalet ücretlerinin hatalı belirlendiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı TEDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalının Vangölü EDAŞ işçisi olmakla davanın husumetten reddi gerektiğini, dosya kapasamında 01.05.2015 ve 14.12.2015 tarihli raporlarda belirtildiği gibi müvekkiline kusur verilmediğini ancak 22.07.2017 tarihli raporda müvekkiline %10 kusur verilmiş bu rapora itirazların değerlendirilmediğini, tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, %10 kusurla sorumlu tutulması gerektiğini, kardeş Hamza'nın olay tarihinde 4 yaşında olup olayı idrak edemeyeceğinden manevi tazminat takdir edilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... EDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kardeş Hamza'nın olay tarihinde 4 yaşında olduğunun gözetilmediğini, yüklenici yakutlar şirketinin sorumlu tutulması için davaya dahil edilmesi gerektiğini, kusur raporları arasında davacı kusurununn %40’dan %10’a inmesi nedeniyle çelişkinin giderilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddesi gereğince uygulanan 49, 50, 51, 52, 53, 55 ve 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 6331 sayılı Kanun, 5510 sayılı Kanunun 13,16, 20 ve 21 inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 27.06.1956 gün ve 1954/2 Esas, 1956/14 Karar sayılı ilamı ile 26.06.1966 gün ve 7/7 sayılı kararlarıdır. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re'sen dikkate alınarak, davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekillerinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ncı maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 3. 27.06.1956 tarih, 1954/2 Esas, 1956/14 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; birden fazla gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın reddi halinde, davalılar için tayin ve takdir olunacak vekalet ücretinin ne olacağı hususu irdelenerek; sonuçta davacıya karşı dayanışmalı sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişilere karşı açılan bir davanın, davalılar için ortak nedenden ötürü reddi durumunda, davalılar vekillerinin müşterek mesailerinin aynı neticeyi verdiği göz önünde tutularak, dava konusunun kıymet veya tutarı üzerinden bir vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiğine karar verilmiştir. 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)'nin 3/2 nci maddesinde Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı, belirtilmiştir. 5. Somut olayda, mahkemece ıslah tarihi itibariyle geçerli hukuki düzenlemeler kapsamında bozmadan sonra yapılan ıslaha itibar edilmeyeceği gözetilerek maddi tazminat istemi yönünden dava dilekçesindeki taleple bağlı hüküm tesisi ve giderek, davalılar lehine ret vekalet ücreti takdir edilmemesi yerinde ise de; manevi tazminat alacaklarından müteselsilen sorumlu her bir davalı lehine kısmen ret sebebi aynı olmasına karşın ayrı ayrı ret vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. 6. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 7. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438 inci maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır. VII. KARAR 1. Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile; Muş İş Mahkemesinin 11.02.2022 tarih ve 2021/775 Esas- 2022/42 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasında 13 ve 14 nolu bentlerin silinerek yerlerine; "13-) Manevi tazminat istemlerinin kısmen reddolan kısımları dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince tespit edilen 7.300,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine" rakam ve sözcükleri yazılmak devam eden hüküm fıkrası bu numaradan itibaren teselsül edilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, aşağıda dökümü yapılan harçların davalılardan tahsiline, 3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.