8. Hukuk Dairesi 2022/6855 E. , 2024/6253 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/615 E., 2003/217 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten …
**8. Hukuk Dairesi 2022/6855 E. , 2024/6253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/615 E., 2003/217 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevki, Bursa (G23a) (21b) orman kadastro paftasında ve aynı paftadaki P:I olarak gösterilen ekli listede ada parsel ve hisse numaraları belirtilen taşınmazların 1952 yılında maki tefrik komisyonunca yapılan çalışmada orman sayılmadığı, 1986 yılı 2/B çalışmalrında ise bu husus dikkate alınmadan yapıldığı, orman dışındaki taşınmazın mülkiyetinin 775 sayılı Kanun ve 2805 sayılı Kanun gereğince 2/B şerhihin kaldırılması ile bedelsiz olarak davacı ... intikalinin tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. 18.09.2002 tarihinde Mahkemece tefrik kararı verilerek, dosyanın 295 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı parseller yönünden devamına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, ... ilçesi, ... köyü, 295 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı parsellerde orman sınırlamasının iptaline ve şerhin silinmesine, 295 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı parsellerdeki hazine hissesinin mülkiyetinin davacı belediyeye ait olduğunun tesbitine, itirazı kabil olmak üzere hakem sıfatıyla karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taşınmazın bulunduğu yörede 26.04.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) göre yapılmış orman kadastrosu vardır. Daha sonra ise 05.07.1991 tarihinde ilân edilerek 05.01.1992 tarihinde kesinleşen, herhangi bir sebeple sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarla evvelce sınırlaması yapılmış ormanların tümünde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışmaları bulunmaktadır. 17.09.1951 tarihinde ise taşınmazın bulunduğu alanda Maki Tefrik Komisyonunca maki sınırlama çalışmaları yapılmış olup, taşınmaz makilik alan olarak tefrik edilerek orman sınırları dışına çıkarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hakem sıfatıyla verilen karar usul ve Kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Şöyleki; 3533 sayılı Kanun'un 4. maddesi: ''Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir'', hükmüne amir olup taşınmazların aynına ilişkin davaların hakem sıfatıyla görülemeyecekleri açıkça düzenlemiştir. Somut olayda; ..., Asliye Hukuk Mahkemesinde hakem sıfatıyla açtığı davada, dava konusu yaptıkları taşınmazın maki tefrik komisyonu kararının kapsamında kaldığını açıklayarak, 775 sayılı Kanun ve 2981 sayılı Kanunlar gereğince orman sayılamayacağından bahisle bedelsiz olarak belediyeye intikalinin tespitini, taşınmazın orman vasfı dışına çıkarılmasını ve belediyeye bedelsiz olarak devrini talep etmiş olup, mülkiyete ilişkin bu talebin hakem sıfatıyla çözümlenmesi ve itiraz kanun yoluna tabi tutulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve göreve ilişkin olduğundan bu hususun İlk Derece Mahkemesince resen gözetilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 20.7.1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Gecekondu Kanununun "Belediyelere Arsa Sağlanması" başlıklı 3. maddesi, kanundaki istisna halleri ayrık ve yine kanunda belirtilen koşulları mevcut olmak kaydıyla, Hazinenin özel mülkiyetindeki ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların bedelsiz olarak ilgili Belediyelerin mülkiyetine geçeceğini öngörmüştür. Ancak, anılan Kanun hükmü, 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 38. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanununun geçici 1. maddesi ile de istisna kuralları getirilerek, bu ayrıcalıklar dışında kalan Hazineye ait taşınmaz malların kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde ilgili Belediyelere bedelsiz devredileceğine ilişkin düzenlemenin, 5281 sayılı Kanunun 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 45/10. maddesi ile 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Kanunun 44/7. maddesi hükmü ile yürürlükten kaldırıldığı, sözü edilen düzenlemenin ise Anayasa Mahkemesinin 18.01.2005 tarihli ve 2004/118-2005/8 sayılı kararı ile iptali sonucu yürürlükten kalktığı anlaşılmakta olup, sonradan yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununda ise benzer bir hükme yer verilmediğinden, bu hususlar da ayrıca göz önünde tutularak (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E:2006/10253- K:2006/12063, T:04.12.2006) karar verilmesi gerekirken hakem sıfatıyla karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.