Başvuru, hukuka aykırı değerlendirme yapılarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hukuka aykırı değerlendirme yapılarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/2/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 6/11/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuya karşı, çalıştığı gazetedeki yazısı nedeniyle kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2000/242 sayılı dosyasında manevi tazminat davası açılmış; Mahkeme 4/3/2004 tarihli ve K.2004/52 sayılı kararı ile başvurucu aleyhine 500 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Karar, Yargıtay incelemesinden geçerek6/2/2006 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, karar nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş, AİHM 8/1/2011 tarihli ve 5631/06 başvuru numaralı kararında, Hükûmetin 000 euro ödemeyi ve başvurucunun bu miktar karşılığında uyuşmazlığa konu olaylardan doğan haklarından vazgeçmeyi kabul etmesi nedenleriyle dostane çözüm yoluyla başvuruyu kayıttan düşürmüştür. Başvurucu, AİHM kararına dayanarak İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin 4/3/2004 tarihli kararına karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi 29/3/2012 tarihli ve E.2011/193, K.2012/83 sayılı kararı ile talebi reddetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Abdurrahman Dilipak vekilinin AİHM ne yapmış olduğu itiraz üzerine Dostane Çözüm önerisinin taraflarca kabul edilmesi üzerine şikayetten vazgeçilerek sözleşmeyi ihlale dayalı bir karar verilmediği, uzlaşma niteliğinde olduğu sabittir. HMK nun 175/i maddesinde Kararın, İnsan Haklarına ve Ana Hürriyetleri Korumaya dair sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, AİHM nin kesinleşmiş kararı ile tespit edilmiş olması gerektiği ayrıca 379 maddesinde de yargılamanın iadesi talebine ilişkin dava koşulları net bir şekildebelirtilmiştir.Tüm dosya münderecatı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Abdurrahman Dilipak tarafından AİHM ne yapılan şikayet üzerine, esasa girilmeden öncelikle uzlaşma önerisinde bulunulduğu ve Türk Devleti tarafından 000 Euro tazminat ödenmesi teklifinin de şikayet eden tarafından kabul edilmesi üzerine şikayetten vazgeçildiği, AİHM nin İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeninveya eki protokolların ihlali suretiyle verildiğinin AİHM.nin kesinleşmiş kararıyla tesbit edilmiş olması gerektiğine ilişkinHMK nin 375/i maddesindekikoşulun oluşmamış olması sebebiyle iade-i muhakeme talebinin dinlenebilir olmadığından reddine karar vermek gerekmiştir...." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/1/2013 tarihli E.2012/12054, K.2013/457 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısımları şöyledir:"...HMK’nın 375/i maddesinde; yargılamanın yenilenmesinin istenebilmesi için, “ihlalin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararı ile tespit edilmiş olması” koşulu getirilmiştir. İlgili iade sebebinin, 4793 sayılı Yasa ile HUMK’un maddesine eklenmesinin ve aynı sebebin HMK’da da mevcudiyetini korumasının gayesi düşünüldüğünde, maddenin lafzi değil amaçsal yorumlanması gerekir. Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. (TMK 1) “Kesinleşmiş karar ile tespit olunma” ifadesinin dar yorumlanması halinde maddenin konuluş amacının yeterince tezahür etmeyeceğinin kabulü gerekir. Kaldı ki; dostane çözüm, İnsan Hakları ve Temel Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme ve Eki Protokoller ile tanınan insan haklarına saygı ilkesinden esinlenmekte ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de yargılamanın her aşamasında taraflara bu hususta yardım etme vazife ve yetkisi tanınmaktadır. Dostane çözümü iç hukukumuzdaki sulh kurumuna benzetmek, Türk Devleti’nin dostane çözüm neticesinde bir miktar parayı ödemeyi kabul ve taahhüt etmesini de davanın kısmen kabulü şeklinde kıyasen değerlendirmek, HMK’nın 375/i maddesinde yer alan düzenlemeyi somut olaya uyarlama açısından yerinde olacaktır. Bu itibarla; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin dostane çözüm neticesinde davanın kayıttan düşürülmesine dair kararı da, HMK’nın 375/i maddesine uygun kesinleşmiş bir karardır. Yargılamanın yenilemesi koşulları oluşmadığından bahisle istemin dinlenebilir olmadığından reddine karar verilmesi doğru değildir. İşin esası incelenerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. ..." Karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire, 17/1/2013 tarihli bozma ilamını kaldırarak Mahkemenin hükmünü onamıştır. Karar düzeltme ilamının ilgili kısımları şöyledir:"...Dairemiz, HMK. 375/i maddesinin lafzı ile değil amaçsal yorum yöntemiyle yorumlanması gerekip böyle yorum sonucunda dostane çözüm ile davanın AİHM'ce kayıttan düşürülmesine ilişkin kararın, "ihlalin AİHM.'nin kesinleşmiş kararı ile tespit edilmiş olması" ile aynı anlama geldiğini kabulle somut olayda yargılamanın yenilenmesine ilişkin şartın gerçekleştiğini belirterek işin esasını incelemek üzere kararı bozmuştur.Dostane Çözüm, AİHS.'nin maddesi ile düzenlenmiş olan, başvurunun esası hakkında karar verilmeden önce, sırf o başvuruyu ortadan kaldırma amacı güden ve tarafları uzlaştırarak davanın sonuçlandırılmasını sağlayan yasal bir prosedürdür. Taraflar, somut başvuruya ilişkin olarak tazminat ödenmesi, cezada indirim yapılması, yasal düzenleme yapılması gibi bir takım dostça çözümler üzerinde anlaşırlarsa, mahkeme ulaşılan anlaşma ve çözümün AİHS ve bağlıprotokollerde tanımlanan insan haklarına saygı esasına dayanan bir çözüm olduğunu, başvurunun incelenmesine devamda yarar görülmediğini tespit ederek davanın kayıttan düşürülmesine karar verir. Yukarıda anlatıldığı üzere, AİHM'ce başvurunun esasının incelenmesine geçilmediği için aleyhine başvuru yapılan hükümetin AİHS.'ni ihlal edip etmediği hususu incelenmemektedir. Bu nedenle de dostane çözüme ilişkin varılan sonuçların sözleşmenin ihlalinin varlığı anlamına gelmediği açıktır. Kaldı ki, burada hükümetlerin kabul ettiği tazminatlar bir ihlalin karşılığı olmadığı gibi, başvurucular da kabul ettikleri dostça çözüm gereği hükümetler aleyhindeki iddialardan vazgeçtiklerinden, ihlalin var olup olmadığını araştırmaya imkan da yoktur.Usul Kanunu'muzda, AİHM'ce verilen bir kararın yargılamanın yenilenmesine esas alınabilmesi için, bu kararda AİHS.'nin ihlal edildiğinin belirlenmesi ve kararın kesinleşmesi gereklidir. Somut olayda davanın dostane çözümle sonuçlandığı gözetildiğinde verilmiş ve kesinleşmiş bir ihlal kararından söz edilemez. Yargılamanın yenilenmesi için HMK. 375/i maddesinde aranan şartların somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla yerel mahkemece davanın reddine ilişkin karar doğru olup onamayı gerektirir ise de, karar bozulmuş bulunduğundan davalının karar düzeltme istemi HUMK.'nun 440- maddeleri uyarınca kabul edilmeli, bozma kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle onanmalıdır...."Karar düzeltme ilamı 23/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:...Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması...."