8. Hukuk Dairesi 2023/3335 E. , 2025/1381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/63 E., 2022/148 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi 17 parsel numarasında kayıtlı b
**8. Hukuk Dairesi 2023/3335 E. , 2025/1381 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/63 E., 2022/148 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi 17 parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın etrafında bulunan 12.000 m2'lik alanın 1985 yılından itibaren kendilerinin kullanımında bulunduğunu ileri sürerek dava konusu ettikleri tapusuz taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "davanın reddine, fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2020/9408 Esas ve 2020/5756 Karar sayılı ilamı ile; mahkemece davacının kazanıma uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik araştırma ve inceleme sebebi ile verilen karar bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan " ... Taşkın Koruma Proje"sinin inşaatına 03.04.2013 tarihinde başlandığı, 2005 yılı uydu fotoğraflarında ... Çayının aktif yatak niteliğinde bulunduğu nazara alındığında ... Çayının ana yatağı etrafına 2013 yılından sonra inşa edilen seddeler nedeniyle ... Çayının yatağının kuruduğu, her ne kadar seddelerin net olarak hangi tarihte inşa edildiği tespit edilememiş ise de projenin fiilen başlatıldığı 2013 yılı ve sonrasında inşa edildiğinin hayatın olağan akışı gereği kabul edilmesinin gerektiği, bu halde 2013 yılı öncesinde dava konusu taşınmazın ... Çayı etki sahası içinde kaldığının dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların mülkiyet kadastrosu tutanakları, uydu fotoğrafları ve hava fotoğrafları ve DSİ tarafından verilen cevabi yazı ile sabit bulunduğu, aktif dere yataklarının etki alanında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi uyarınca "nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi" olmadığından zilyetlik ile kazanıma konu olamayacağı, zira nehir, akarsu, çay, dere gibi genel suların aktif dere yatakları yanında taşkın hallerinde etki alanında kalan doğal olarak ilerlediği sınırların da sınırlandırmaya tabi bulunmadığı gibi aktif nehir, çay yatakları etki alanında bulunan yerlerin imar ve ihya ile kazanılması mümkün olmadığı (HGK'nın 02.10.1996 gün ve 1996/20-429 E., 1996/643 K.; HGK'nın 18.02.1998 gün ve 1998/4-122 E., 1998/138 K. sayılı ilamları), bu nedenle 2013 yılında yapılan ıslah çalışmaları sonucunda inşa edilen seddeler nedeniyle kuruyan ... Çayı'nın bu tarihten önce etki alanında kaldığı sabit olan dava konusu taşınmaz üzerinde davacının 2013 yılından önce sürdürdüğü zilyetliğine itibar edilemeyeceği, zira taşınmazın niteliğinin 2013 yılı sonrasında kurumuş dere yatarağı ve/veya etki alanı mahiyetinde bulunduğundan bu tarihten sonra imar ve ihyaya konu olabileceği kanaatine varılmakla, davacının yasal şartları oluşmadığından davasının reddine, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca davalı Hazine adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de, bozma sebepleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, taşınmaz içindeki 17 parselin önce davacının Babası ... adına tarla vasfıyla yazıldığı, sonra yapılan inceleme ile taşınmazın 15 ve 16 parsellere uygulanan vergi kaydına istinaden çay mezrasından açıldığı ve bu parselin çoğu zamanlarda Kırkgeçit Çayının altında kaldığı ancak 10 yıldır fiilen zilyetliğin olduğu anlaşıldığından malik tablosu çizilerek Hazine adına yazıldığı görülmüştür. Davacı taraf, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayalı olarak çekişmeli taşınmaz hakkında tescil isteğinde bulunmuştur. Böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için, öncelikle taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli ... getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. O halde dava açıldığı 2015 yılından geriye doğru en az 20 ve 25 yıl öncesi tarihli ikiden fazla hava fotoğraflarının tamamı ile ilgili yerlerden getirtilip (2005 hava fotoğrafı dosyada mevcut), önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile bir jeoloji mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, ziraat bilirkişilerince; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Diğer yandan öncekilerden farklı jeoloji mühendisi bilirkişiden taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açarak, bu çukurlardan alınan numunelerde toprak analizi yapması ve yakındaki dere yatağı etkisinde ya da taşkın içinde olup olmadığı hususunda rapor alınmadır. Açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi istenilerek, bu şekilde gözlem çukurlarından elde ettiği veriler ile incelenen hava fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını bildirir ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.