Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; daha önce örgüt üyeliğinden mahkȗmiyet hükmünün bulunması nedeniyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının; gözaltında müdafi atanmaması, müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin hükme esas alınması, sunulan delillerin dikkate alınmaması, eksik soruşturma yapılması, hakimin reddi talebinin reddi kararı tebliğ edilmeksizin yargılamanın sü
Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; daha önce örgüt üyeliğinden mahkȗmiyet hükmünün bulunması nedeniyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının; gözaltında müdafi atanmaması, müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin hükme esas alınması, sunulan delillerin dikkate alınmaması, eksik soruşturma yapılması, hakimin reddi talebinin reddi kararı tebliğ edilmeksizin yargılamanın sürdürülmesi nedenleriyle müdafi yardımından faydalanma hakkıyla bağlantılı biçimde hakkaniyete uygun yargılama hakkının; yargılamanın uzun sürede sonuçlandırılması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/2/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Hizbullah terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen soruşturma kapsamında 30/1/2000 tarihinde başvurucu hakkında gıyabi tutuklama kararı verilmiştir. Başvurucu 2/12/2001 tarihinde gözaltına alındığını belirtmiştir. Başvurucu 16/12/2001 tarihinde müdafii olmaksızın kollukta verdiği ifadesinde örgüte öz geçmiş verdiğini, Bursa'da diğer bir kişiye bağlı faaliyet gösterdiğini, İ.E.ninS.yi sorgulanmak üzere K.nın evine getirmesini istediğini, bir gün öncesinde şahsın kaldığı dedesinin evine telefon açarak ertesi gün buluşmaları gerektiğini söylediğini, akşam namazından sonra eve getirdiğini, K. ve O.E.yle birlikte bayıltmaya çalışmalarına rağmen S.nin direndiğini, bunun üzerine O.E.nin piknik tüpüyle şahsın başının arkasına vurduğunu ve S.nin bu şekilde öldüğünü söylemiştir. Başvurucu ayrıca üç gün sonra İ.E.nin talimatı doğrultusunda yatsı namazının ardından R.Y.ninminübüsü ile eve döndüklerini, K. ile kendisinin cesedi halılara sararak minibüse koyduklarını ve bazı eşyaları da yüklediklerini, R.Y.ye bu olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini, bir köprüyü geçtikten sonra cesedi dere kenarına, eşyaları ise bir tarla içine attıklarını, olay sonrasında şehirden ayrıldığını belirtmiştir. Başvurucuya 16/12/2001 tarihinde yer gösterme ve 17/12/2001 tarihinde teşhis işlemi yaptırılmıştır. Başvurucu hakkındaki gıyabi tutuklama kararı 17/12/2001 tarihinde vicahiye çevrilmiştir. Başvurucu 25/12/2001 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde ise kollukta yaptırılan işlemlerin zora dayalı gerçekleştirildiğini, terör örgütüne öz geçmiş vermediğini, S.nin öldürülmesine katılmadığını ileri sürmüştür. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı 9/1/2002 tarihinde, başvurucu hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebren kaldırmaya teşebbüs etme suçundan, sanıklar O.E. ve K. hakkında bu suça iştirakten dolayı ve diğer beş sanık hakkında ise farklı suçlardan iddianame düzenlemiştir. Sanık O.E. hakkında 16/8/2002 tarihinde gıyabi tutuklama kararı verilmiştir. O.E., 11/10/2002 ve 12/10/2002 tarihlerinde kollukta verdiği ifadelerinde Hizbullah terör örgütü içinde faaliyet gösterdiğini, S.nin öldürülmesi eyleminde kendisinin, başvurucunun ve isimli kişinin yer aldığını, başvurucunun maktulü akşam ezanından sonraki bir vakitte eve getirdiğini, örgütün talimatı doğrultusunda şahsı etkisiz hâle getirmeye çalıştıklarını, direnmesi nedeniyle bayıltmak için yerdeki maktulün başına bir kez vurduğunu söylemiştir. Başvurucu 8/5/2002 tarihli duruşmada sunduğu dilekçesinde üzerine atılı suçları işlemediğini, Hizbullah üyesi olmadığını, kolluktaki ifadesini işkence altında verdiğini, iddianamede bahsi geçen ve dosyada beyanları bulunan kişilerin arkadaşları olduğunu fakat örgüt bağlantılarının bulunmadığını belirtmiştir. Sanık O.E. 29/1/2003 tarihli duruşmada sunduğu yazılı savunmasında gözaltına alındığı İstanbul'da ve getirildiği Bursa'da uykusuz bırakıldığını, tazyikli suya ve elektriğe maruz bırakıldığını, hayalarının sıkıldığını, ıssız bir ormana götürülüp öldürülmekle tehdit edildiğini, işkenceyi iz bırakmayacak biçimde yaptıklarını, korkuyla önüne konan evrakları imzaladığını, tutanaklardaki birçok kişiyi tanımadığını, bazılarının ise komşuları olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu hakkındaki yargılamanın sonraki aşamalarda (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.2004/173 sayısına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme 4/4/2008 tarihli ve E.2004/173, K.2008/75 sayılı kararıyla dosyanın S. isimli kişinin öldürülmesine ilişkin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2003/112 sayılı dosyasıyla resen birleştirilmesine karar vermiştir. Yargıtayın dosyaların birleştirilmesinin uygun olmadığına ilişkin kararının ardından dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/308 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Yargılama esnasında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/112 sayılı dosyasında bulunan evraklar da incelenmiştir. Anılan Mahkemedeki yargılamada ifade veren bazı kişilerin beyanları ile alınan otopsi raporunda belirtilen hususlar özetle aşağıdaki gibidir: i. R. (27/1/2000 Tarihli Kolluk İfadesi): R.Y.nin kendisine, başvurucu ve diğer bir kişinin battaniyeye sarılı bir erkek cesedini kendi minibüsüne yüklediklerini söylediğini, üst sorumlusundan aldığı talimat doğrultusunda R.Y.yiolaydan kimseye bahsetmemesi hususunda uyardığını söylemiştir. ii. R.Y. (27/1/2000 Tarihli Kolluk İfadesi): Hizbullah terör örgütü içinde yer aldığını, 1998 yılı Şubat ayının 21 veya 22'si gecesi başvurucunun diğer bir kişiyle birlikte battaniyeye sarılı durumdaki bir erkek cesedini kullandığı minibüse koyduklarını, bir köprü üzerinde cesedi indirdiklerini ve bir süre sonra döndüklerini, eşyaları yaklaşık bir kilometre sonra yol üzerindeki tarlaya attıklarını, bir gün sonra olayı R.ye anlattığında bu işin örgüte ait olduğunu ve konudan kimseye bahsetmemesini söylediğini belirtmiştir. iii. İ.E. (27/1/2000 Tarihli Kolluk İfadesi): Örgütün Bursa il sorumlusu olan kişinin talimatı üzerine başvurucunun S.yi Salı günü K.nın evine getirdiğini, burada bayıltıcı sprey koklatarak ve sırtına vurarak etkisiz hâle getirdiklerini ve ellerini ayaklarını bağladıklarını, başvurucuya, K.ya ve O. isimli kişiye evden ayrılmalarını söylediğini, Çarşamba ilâ Pazar günleri arasında Ö. ve İ. kod adlı kişilerin S.yi sorguladığını ve bazen darbettiklerini, Pazar günü İ. adlı kişinin piknik tüpüyle şahsın başına vurduğunu, öldüğünün anlaşılmasının ardından başvurucunun getirdiği R.Y.ye ait minibüse battaniyeye sarılı cesedi halıfleksle birlikte yerleştirdiklerini ve bazı eşyaları da koyduğunu, ertesi gün başvurucunun cesedi bir dereye attıklarını kendisine söylediğini belirtmiştir. iv. Yusuf S. (25/2/1998 Tarihli Kolluk İfadesi): 17/2/1998 günü torunu olan S.nin saat 00 gibi yemeği yedikten sonra kendisini o gün arayan kişiyle buluşmaya gideceğini söylediğini ve bir daha geri gelmediğini belirtmiştir. v. Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığının 11/5/1998 Tarihli Otopsi Raporu: S.ninkünt kafa travmasına bağlı şuur kaybı, gıda aspirasyonuna bağlı mekanik asfiksi sonucu hayatını kaybettiği, ölümün cesedin bulunduğu 23/2/1998 tarihinden yetmiş iki saat önce gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki 17/2/2012 tarihli duruşmada daha önceki aşamalarda verilen Savcılık mütalaasına karşı başvurucu müdafiine savunmasını hazırlamak için süre verilmiş ve bir sonraki duruşmaya gelmesi gerektiği hususu ihtar edilmiştir. Başvurucu; kollukta işkence gördüğünü, cezaevine girdiğinde görevlilerin kendisini adli tıpa sevk ettiğini, bir gardiyanın % 50 işkence gördüğüne dair rapor verildiğini ve raporun dosyaya konduğunu söylediğini, Mahkeme tarafından sorulduğunda cezaevinin orada kalmadığı şeklinde cevap verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu müdafii 4/5/2012 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Mahkeme, mazeretin reddine ve gelecek celsede hazır bulunması gerektiğine dair ihtaratlı davetiye yapılmasına karar vermiştir. Aynı duruşmada, başvurucunun Hizbullah terör örgütü üyeliğinden mahkȗmiyetine ilişkin Van Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararı da okunmuştur. Başvurucunun hâkimin reddi talebinde bulunması üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 8/6/2012 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Bu kararın tebliğ alınmasında imtina edilmiştir. Başvurucu müdafiinin hüküm duruşmasına katılmayacağını telefonla beyan ettiği ve Mahkeme kalemi tarafından bu hususta tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, başvurucu müdafiinin 11/6/2012 tarihli duruşmaya gelmemesi üzerine zorunlu müdafiin duruşmada bulunması gerekiyor ise de bu kuralın usul hukukunda verilen hak ve yetkilerin kötüye kullanılması olduğunu ve nihai kararın verilmesini engelleme hakkı tanımayacağını belirterek yargılamaya devam etmiştir. Mahkeme, tutanak uyarınca müdafiin hâkimin redditalebinin reddine ilişkin kararı tebliğ almadığı ve mazeretsiz olarak duruşmaya iştirak etmediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına ve disiplin soruşturması için bildirim yapılmasına karar vermiştir. Son savunması sorulan başvurucu, bir önceki celsede hazır olmadığından karar verileceğini bilmediğini söylemiş ve savunmasını hazırlamak için süre talep etmiştir. (Kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) 11/6/2012 tarihli ve E.2008/308, K.2012/131 sayılı kararı ile başvurucunun anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme, birbirinden çok farklı tarihlerde alınan ifadelerinde başvurucunun, diğer sanık O.E.nin ve başka dosyanın sanıkları R.Y., R. ve İ.E.nin öldürme ve cesedin taşınması olayına dair tutarlı ifade verdiklerine dikkat çekmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/112 sayılı dosyasında yargılanan İ.E. ile başvuruya konu dosyanın sanıklarının ifadeleri arasında maktülün öldürülüş anına dair çelişki bulunduğunu kabul etmiştir. Mahkeme bununla birlikte başvurucu ile diğer sanık O.E.nin ifadelerinin birbiriyle uyumlu olduğunu, diğer dosya sanığı R.Y.nin ifadesinin, maktülün dedesinin ifadesinin ve otopsi raporunun başvurucunun beyanlarını destekler mahiyette olduğunu belirterek başvurucunun ve O.E.nin kollukta verdikleri ifadelerini esas almıştır. Mahkeme, dosya içindeki adli raporlarda kötü muamele iddialarını destekleyen bir bulgu bulunmadığını ve sanıkların iddialarının soyut kaldığını değerlendirmiş; sanıkların suçtan kurtulmak için böyle bir savunma yaptıkları sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu, diğer hususların yanısıra, öldürme olayına ilişkin Mahkemelerin çelişkili kabullerinin olduğunu, talebine rağmen gözaltında müdafi atanmadığını, müdafi yokluğunda ve işkence altında verilen kolluk ifadelerine dayanıldığını, işkence iddialarına ilişkin kurumlarla yapılan yazışmalardan bir sonuç elde edilemediğini, Bursa'da tutuklu kaldığı tüm cezaevlerinden sorularak bu raporların temin edilmesi gerektiğini, daha erken tarihlerde yazışma yapılsaydı ilgili kayıtlara ulaşılabileceğini, örgüt üyeliği suçundan başka bir mahkeme tarafından mahkȗm edildiğinden mevcut yargılamanın mükerrer olduğunu, Mahkemenin hâkimin reddine ilişkin kararı tebliğ etmeksizin yargılamaya devam ettiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 18/12/2013 tarihli veE.2013/7008, K.2013/14931 sayılı ilâmıyla kararı düzelterek onamıştır. Yargıtay, suçların mahiyetleri gereği başvurucunun ayrıca silahlı terör örgütüne üyelikten de mahkȗm edilemeyeceği gerekçesiyle Van Ağır Ceza Mahkemesinin hükmettiği cezanın mahsup edilmesine hükmetmiştir. Yargıtay ilâmı 18/12/2013 tarihinde tefhim edilmiştir. Başvurucu, nihai karardan 5/2/2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Dosya içinde başvurucunun daha erken bir tarihte kararı öğrendiğini gösteren bir belgeye rastlanmamıştır. Başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İfade alma ve sorguda yasak usuller" kenar başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir: "Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz."