3. Hukuk Dairesi 2025/1410 E. , 2025/2790 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/251 E., 2025/8 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşü…
**3. Hukuk Dairesi 2025/1410 E. , 2025/2790 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/251 E., 2025/8 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıya 2009 yılı 2. ürün mısır çeşidinin yetiştirilerek satıldığını, ürünün hasat yerinden alınarak Tariş kantarlarına nakliyesi işini davalının üstlendiğini ve nakliye hizmet bedeline ilişkin 3.3.2010 tarihli 3.840,00 TL bedelli faturayı da davalıya 23.3.2010 tarihinde ödediklerini, ürün hasadının 16.12.2009'da tamamlandığını ve bu şekilde tartılan 232.840 kg dane mısırın 16.12.2009 tarihli tutanakla teslim edildiğini, bedeli için kesilen 18.3.2010 tarihli 68.904,00 TL bedelli faturanın ödenmediğini ileri sürerek, 68.904,00 TL nin 16.12.2009 tarihinden yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile 2009 yılı dane mısır üretimi sözleşmesi yapıldığını ve 2009 yılı Kasım ayında da alım-satımın tamamlanıp bununla ilgili hiçbir alacak ve vereceğin kalmadığını, dava konusu fatura ile ilgili hiçbir akdi ilişkisinin bulunmadığını, faturaya konu mısırları teslim almadığını, 16.12.2009 tarihli tutanaktaki imzanın da kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.05.2012 tarihli kararıyla; davacı vekili dosyaya ibraz ettikleri belgelerin yazılı delil başlangıcı sayılarak HMK 202 maddesi gereğince tanıklarının dinlenmesini talep etmiş ise de; davalı vekilinin tanık dinlenmesine muvafakati olmaması, davanın esasına ilişkin belgedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığını bildiren Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınarak, davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 10.05.20212 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 13.12.2012 tarih ve 2012/17894 E. 2012/28590 K. sayılı kararı ile davalının alışveriş işlemlerinin bittiğini bildirdiği 2009 yılı Kasım ayından sonra, 03.03.2010 tarihinde davacı adına ihtilaflı mısır miktarı 232.840 kg. ve 3.846 TL bedelli mısır nakliye faturası düzenlediği ve 23.03.2010 tarihinde davalı hesabına ödendiği gözetildiğinde, bu hususun davalının alacak-verecek kalmadığı ve hesabın kapandığı savunması ile uyumlu olmadığı anlaşıldığından, davalının dava konusu mısır ürününün nakliyesine ilişkin düzenlendiği bildirilen faturaya ilişkin ayrıntılı açıklaması alınarak ve aksine savunmasını ispatına imkan verilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.