Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/4142 E. , 2024/4456 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4142 Karar No : 2024/4456 DAVACILAR : 1- ... Partisi 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI :... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararıyla kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninin kabulüne yönelik 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'unun iptali istenilmektedi
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/4142 E. , 2024/4456 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4142 Karar No : 2024/4456 DAVACILAR : 1- ... Partisi 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI :... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararıyla kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninin kabulüne yönelik 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'unun iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü. İNCELEME VE GEREKÇE : Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk Devleti olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu; 80. maddesinde de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün Milleti temsil edecekleri kurala bağlanmış olup; söz konusu temsilin siyasi bir temsil olduğu, hukuki anlamda dava açmaya vekâlet niteliği taşımadığı açıktır. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun ''Genel Başkan'' başlığını taşıyan 15. maddesinde; partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu; kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Dava dilekçesinin incelenmesinden; yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmek, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak amacıyla ülkenin ana muhalefet partisi olarak ve bu partinin Milli Eğitim Bakanlığın'dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla milletvekili ...'ın Anayasanın 125. ve 36. maddeleri kapsamında dava açma yetkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Siyasi partilerin hangi hususlarda dava açabilecekleri Anayasa'nın 150. maddesinde belirlenmiştir. Anayasa'da düzenlenen yetki dışında siyasi partilerin, milletin vekâletini aldıkları düşüncesi ile iptal davası açabilme yetkisinin tanınması Anayasada öngörülmeyen bir yetkinin kullandırılması sonucunu doğuracaktır. Bu bağlamda; dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararıyla kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metninin kabulüne yönelik 27/05/2024 tarihli Bakan Oluru ile davacılar arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim; benzer olarak siyasi partilerin dava açma ehliyetine ilişkin Dairemizin 28/09/2017 tarih ve E:2017/4733; K:2017/6679 sayılı davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 22/10/2018 tarih ve E:2017/3697; K:2018/4362 sayılı kararı ile onanmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere 12/09/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.