8. Hukuk Dairesi 2022/4403 E. , 2025/1918 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/524 E., 2020/231 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar temyiz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme…
**8. Hukuk Dairesi 2022/4403 E. , 2025/1918 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/524 E., 2020/231 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar temyiz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı ... vekili ve davacı asiller tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede ilk tesis kadasto çalışmaları 766 sayılı Kanuna göre 1964 yılında yapılmış, dava konusu taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve çalılık alan olarak tescil harici bırakılmıştır. Orman Kadastro çalışmaları ise 6831 sayılı Kanuna göre 1996 yılında yapılmıştır. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyünde bulunan sınırlarını bildirdiği yaklaşık 20 dönüm yüzölçümündeki taşınmazının tapuda kayıtlı olmadığını, davacıların lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan, 07.06.1995 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen, 9105 m²'lik yerin davacılar adına ve hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen kısmın imar ve ihyası tamamlanmadığından 3475 m² yere ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20/04/1998 tarih ve 1998/2794 Esas 3655 Karar sayılı ilamıyla; "Dava konusu 9105 m²'lik taşınmaz üzerinde CEAŞ'nin yüksek gerilim hattı için intifak hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır. Medenî Kanunun 639/3. maddesi gereğince ilgili kuruluşun davada taraf sıfatını alması gerekir. Taraf teşkili yapılmadan işin esasının görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 05.04.2007 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 9128,08 m² yerin, veraset ilâmındaki hisseleri nispetinde kuru tarla niteliği ile davacılar adına müştereken tapuya kayıt ve tesciline, (C) ile gösterilen 2194,19 m² saha üzerinde daimi irtifak hakkının Hazine adına tesisi ile tapuya tesciline, (B) ile gösterilen 3389,66 m² yere ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine ve Orman İdaresi tarafından dava konusu taşınmazın (A) bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/7750 Esas ve 2015/7907 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararında, dava konusu taşınmaz üzerinde, ...'ın yüksek gerilim hattı için irtifak hakkı tesis edildiği, Medenî Kanunun 713/3. maddesi gereğince ilgili kuruluşun davada taraf sıfatını alması gerektiği açıklanmasına rağmen mahkemece taraf teşkilinin sağlanmadığı, yörede orman kadastrosu yapıldığı ancak mahkemece yapılan keşifte bu yöne ilişkin uygulama yapılmadığı ve çekişmeli taşınmazın tahdit hattı içinde kalması durumunda tescil talebi yönünden dosyanın elde tutularak, tahdide itiraz yönünden ise kadastro mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi hususunun düşünülmediği, orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde aplikasyon ve 1985-1990 yıllarına ait harita ve hava fotoğraflarında ise aplikasyon ve taşınmazın kullanım durumuna ilişkin olarak değerlendirme yapılmadığı ve ziraat bilirkişi tarafından ise imar ve ihya ile zilyetlik hususlarının yeterince araştırılarak açıklanmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu yerlerin kadastro çalışmasının 1964 yılında kesinleştiği, devletin hüküm ve tasarrufu altında taşlık ve çalılık olarak tescil dışı bırakıldığı, orman içi açıklık niteliği taşımadığı, orman sayılmayan yerlerden olduğunu tespit edildiği, dosyada yer alan fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere tescili istenen yerin bakımsız olduğu, yine yer yer orta ve iri büyüklükte çakılların ve yoğun çalılıkların bulunduğu, bakımsız olması iradi terk olarak nitelendirilemese de imar ve ihyanın başladığı ancak henüz tamamlanmadığı, 1976 tarihli memleket haritasında ve 1976 tarihli hava fotoğrafında çalılık olarak yer aldığı, dava tarihinin 22/11/1994 olduğu dikkate alındığında iktisap için yeterli 20 yıllık sürenin dolmamış olduğu anlaşılmakla" fen bilirkişi raporunun krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9.128,08m² lik kısma yönelik davanın reddi ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmekle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Türkiye Elektrik İdaresi Anonim Şirketi temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerinden kurumlarına ait 154 kV ... ... II TM Enerji İletim hattının geçmekte olduğunu, bu hat nedeniyle oluşan irtifak hakkının ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken mahkemece bu konuda herhangi bir hüküm kurulmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle; en son yapılan keşifte teknik bilirkişilerin çok ayrıntılı düzenledikleri raporlar bir kenara bırakılarak “Dava konusu taşınmazın bakımsız olduğu,bakımsız olması iradi terk olarak nitelendirilmese de imar ve Ihyanın başladığı ancak henüz tamamlanmadığı” şeklinde değerlendirildiğini, oysa dosya uzun bir süreçten geçmiş ve her yapılan keşifte taşınmazın uzun yıllar önce imar ve ihyasının tamamlandığı hem gözlemlenmiş hemde teknik bilirkişi raporlarında belirtildiğini, keşif yapıldığı tarihte bahçenin otları sürülmemiş olması bahçenin imar ve ihyasının tamamlanmadığı şeklinde değerlendirilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz 1976 yılı gizli memleket haritasında yeşil renkli çalılık sembolü olduğu, 1976 hava fotoğrafında ise taşınmazın batışının meyvelik, kuzeydoğusunun çalılık gözüktüğü belirtildiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, tescil istemine ilişkindir. 3402 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükmüne göre, bir taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenmesi ile Kadastro Mahkemesinin görevinin başlayacağı, 27 nci maddesi hükmüne göre de, İlk Derece Mahkemelerinde görülmekte olan veya henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevinin sona ereceği, dava dosyalarının re'sen Kadastro Mahkemesine devrolunacağı açıklanmıştır. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak yapılan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi incelemesinde, davaya konu edilen taşınmazın bulunduğu alanlarda kadastro çalışmaları yapıldığı ve davaya konu taşınmazların tescil harici bırakılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davaya konu taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanak asılları getirtilerek, irdelenmeli, 3402 sayılı Kanun’un 26/son ve 27/1. maddeleri uyarınca taşınmaz hakkında tutanak düzenlendiği tarihten itibaren tutanağın kesinleşmesine kadar Kadastro Mahkemesi görevli olarak belirlendiğine ve görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her hal ve aşamasında re'sen gözönünde bulundurulması gerektiği hususu dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince tutanak düzenlenen kısımlar yönünden uyuşmazlık hakkında görevsizlik hususu değerlendirilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.