a olaylar başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ulusal yargı ağı projesi uyap bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular tarihinde yaşamını yitiren doğumlu alper başvuru numarası karar tarihi okumuşun anne ve babasıdır a alper okumuşun tedavi süreci ve ölümü başvurucuların oğlu alper okumuş tarihinde dünyaya gelmiştir başvurucular doğumdan birkaç gün sonra çoçuklarının vücudunda kasılmalar meydana geldiğini bun
a olaylar başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ulusal yargı ağı projesi uyap bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucular tarihinde yaşamını yitiren doğumlu alper başvuru numarası karar tarihi okumuşun anne ve babasıdır a alper okumuşun tedavi süreci ve ölümü başvurucuların oğlu alper okumuş tarihinde dünyaya gelmiştir başvurucular doğumdan birkaç gün sonra çoçuklarının vücudunda kasılmalar meydana geldiğini bunun üzerine tarihinde dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi hastane çocuk acil servisine gittiklerini burada yapılan tetkikler neticesinde alper okumuşa epilepsi teşhisi konduğunu belirtmişlerdir anılan hastanenin tarihli çıkış özetinde hastanın erkek kardeşinin günlükken teyzesinin iki oğlundan birisinin aylık diğerinin de yaşında iken vefat ettiği yine üç dayısının da erken yaşlarda yaşamını yitirdiği vücudunda kasılmalar meydana geldiği şikayetiyle hastaneye başvuran hastanın metabolik hastalık ön tanısıyla çocuk servisine yatırıldığı ve daha sonra yoğun bakım servisine devredildiği belirtilmiştir hastalığı nedeniyle yaşamış olduğu sorunlardan ötürü birçok defa ayakta veya yatarak tedavi gören alper okumuş en son tarihinde saat adı geçen hastanenin çocuk acil servisine götürülmüştür hastanenin tarihli kayıtlarında özetle alper okumuşun yedi sekiz dakika süren nöbet öyküsü ile hastaneye getirildiği oral salgı olduğu ve solunum seslerinin kaba olduğu kendisine yapıldığı solunumunun durduğu solunum edildiği iki saatlik izlemde solunum düzensizliğinin devam ettiği ve hiç olmadığı oral arttığı aspire edildiği ve halde acil yardım servisi ambulansı ile tepecik eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildiği belirtilmektedir hastane kayıtlarında alper okumuşun tepecik eğitim ve araştırma hastanesine sevk edilmesine sebep olarak hastanede yer olmaması gösterilmiştir tepecik eğitim ve araştırma hastanesine sevk edilen alper okumuş burada yapılan müdahalelere rağmen saat vefat etmiştir bu hastanenin tarihli raporunda özetle nöbet geçirdiği şikayeti ile dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi çocuk acil servisine götürülen hastaya müdahale edilmiş olduğu sonrasında kardiyopulmoner gelişen olgunun adrenalin ve uygulanarak tepecik eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildiği hastanın servise kabul edildiğinde genel durumunun kötü ve bilincinin kapalı olduğu ateşinin nabzının ise olduğu solunumunun olmadığı dakikada bir iki kez iç çekmesinin olduğu belirtilmiştir raporunun sonuç ve değerlendirme kısmında ise özetle hastanın edilerek solunum cihazı bağlandığı olguda saat kalp hızının normalden daha yavaş olması gelişmesi üzerine hastaya kardiyopulmoner uygulandığı kırk dakikalık yanıt alınamaması üzerine hastanın yaşamını yitirdiğinin kabul edildiği belirtilmiştir b yargıda açılan tam yargı davası süreci başvurucular maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle tarihinde dokuz eylül üniversitesi rektörlüğüne müracaat etmiştir dokuz eylül üniversitesi rektörlüğü dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvurucuların istemini reddetmiştir başvurucular ret üzerine dokuz eylül üniversitesi rektörlüğü aleyhine mahkemesinde maddi zararlarının karşılığı olarak tl manevi zararlarının karşılığı olarak tl talepli tam yargı davası açmıştır başvurucular dava dilekçesinde özetle oğulları alper okumuşun vücudunda doğumdan yaklaşık bir hafta sonra kasılmalar meydana geldiğini bunun üzerine dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesine götürülen oğullarına epilepsi teşhisi konulduğunu oğullarının bu süreçten sonra sık sık anılan hastaneye götürüldüğünü ve tedavi edildiğini tarihinde başvuru numarası karar tarihi rahatsızlanması üzerine adı geçen hastaneye götürülen oğullarına yapıldığını yavaş yavaş yapılması gerekirken oğullarına hızlı bir şekilde yapıldığını tüm ısrarlarına rağmen daha önceden oğullarıyla ilgilenen doktora haber verilmediğini oğullarının solunumunun geçici olarak durması üzerine asistanların cihazını kullanmaya çalıştığını ancak oğullarına müdahale eden asistanların cihazını kullanmayı bilmemeleri ve sonrasında da cihazı düşürerek kırmaları nedeniyle cihazın hiçbir zaman kullanılamadığını oğullarının durumunun daha da fenalaşması ve kalbinin durması üzerine hastanede solunum cihazı bulunmadığından tepecik eğitim ve araştırma hastanesi çocuk acil servisine sevk kararı verildiğini adı geçen hastaneye ulaştıklarında oğullarının hemen ünitesine alındığını ancak yapılan müdahalelere rağmen vefat ettiğini daha sonra vakıf oldukları bazı şüpheli söz ve durumları araştırdıklarında oğullarının doğumdan itibaren kendilerinden izin alınmadan epilepsi konusunda birtakım tıbbi deney ve testlere tabi tutulduğunu düşündüklerini deneysel olarak yapılan testlerin de ölüme sebebiyet vermiş olabileceğini oğullarının ölümü ile sonuçlanan süreçte hiçbir şekilde bilgilendirilmediklerini hastanede solunum cihazının olmadığı tecrübesiz personelin çalıştırıldığı ve nöbetçi doktorların cihazını kullanmayı bilmediği hususları ayrıntılı olarak taraflarına anlatılmış olsaydı böyle bir hizmetten yararlanmamayı tercih edeceklerini hastanede uzman doktor ile solunum cihazının bulunmadığını bu durumun olayda ağır hizmet kusuru bulunduğunu gösterdiğini belirtmişlerdir davalı idare başvurucuların tarihinde yapılan işlemlere yönelik iddiaları ile ilgili olarak özetle hastanede görevli nöbetçi doktorların acil müdahale konusunda eğitimli ve yeterli kişiler olduğunu çok acil durumlarda hayatı tehdit eden bir durum varsa tıbbi tedavi için izin şartının aranmadığını hastanenin yoğun bakım servisinde yer olmadığından hastanın bir hekim ile birlikte başka bir hastaneye sevk edildiğini dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların son derece sübjektif iddialar olduğunu bu duruma örnek olarak enjeksiyonunun usulüne uygun yapılmadığı iddiasının gösterilebileceğini kıdemli hekim gözetiminde deneyimli bir hemşire tarafından yapıldığını tıp bilgisi olmayan bir kişinin söz konusu müdahalenin nasıl gerçekleştirildiğine dair yorumunun hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını söz konusu ölüm olayında idareye yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığını belirtmiştir mahkemesi tarihli müzekkere ile alper okumuş hakkındaki evrakı adli tıp kurumu başkanlığına göndermiş ve dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesinde alper okumuşa uygulanan tedavilerde hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti hususunda bir rapor tanzim edilmesini talep etmiştir bu talep üzerine alper okumuş hakkındaki tıbbi belgeler adli tıp kurumu kuruluna gönderilmiştir adli tıp kurumu kurulu alper okumuş hakkındaki evrakı adli tıp kurumu kuruluna göndererek alper okumuşun ölüm sebebini sormuştur adli tıp kurumu kurulunun tarihli raporunun sonuç kısmında ölüm sebebi ile ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır tarihinde rahatsızlandığı çok kez ayaktan ve yatarak hastanede edildiği bildirilen aysun ve aytekin oğlu doğumlu alper okumuş hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan verilen birlikte değerlendirildiğinde zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelere göre çocuğun kesin ayırıcı tanısı koyulamamış metabolik kökenli hastalık ve epilepsi ve metabolik sonucu ölmüş olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur adli tıp kurumu kurulu alper okumuşun ölüm sebebini belirten başvuru numarası karar tarihi kurulu raporu ile alper okumuş hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri dikkate alarak o tarihli bir rapor hazırlamıştır rapor şöyledir tarihinde rahatsızlandığı çok kez ayaktan ve yatarak hastanede edildiği bildirilen aynur ve aytekin oğlu doğumlu alper okumuş hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan dokuz eylül hastanesinin yatış ve çıkış tarihli tıbbi belgelerde yaşındaki sağlıklı annenin ile kardeşi günlükken da gr ağırlığında doğmuş yok kardeşinde günlükken kasılmaları ve aşırı ağlamaları olmuş haftalık sürede solunumu hızlanmış genel durumu bozulmuş tanı konulamamış aynı şekilde teyzenin iki erkek oğlu yaş günlük üç dayısında ay yaş günlük öyküsü günde kez kollarda kasılma gözlerde bir noktaya dalma şeklinde nöbet öyküsü olan hasta dokuz eylül üniversitesine başvurduğu yaklaşık sn araştırılması amacıyla yatırıldığı özgeçmiş önemli özellik yok natal ile gr ağırlığında doğmuş as ile besleniyor hepatit aşısı yapılmış soy geçmişi anne yaş sağlıklı baba yaş özellik yok akrabalık yok ailede önemli hastalık yok anne a rh baba o rh bebek a rh solunum sayısı boy cm kilo gr genel durumu iyi aktif canlı cilt olağan ön normal bombelikte olduğu şeklinde yazılı olduğu dokuz eylül hastanesinin yatış ve çıkış tarihli tıbbi belgelerde tetkikleri planlanan hasta gününde kasılmaları olması nedeniyle servise yatırıldığı kollarda kasılma tarzında kısa süreli nöbeti olan hastanın serviste sn süreli gözleri bir noktaya dikme kollarda kasılma ve yine bir kez kısa süreli gözlerde dalma tarzında nöbeti gözlendiği hasta eksikliği eksikliği eksikliği ve organik asidemi ön tanılarıyla serviste izleme alındı laboratuar tetkikleri lenfosit kreatinin total sülfit testi negatif kan olduğu total serbest tandem idrarda organik asit amonyak tarihli laktik asit öncesi laktik asit öncesi laktik asit sonrası laktik tarihinde laktik asit tarihinde laktik tarihinde laktik tarihinde laktik olduğu klinik gidiş eksikliği eksikliği eksikliği organik asidemi ön tanılarıyla yatırılan hastaya vitamini başlandığı ve kan değişimi uygulanması planlandığı kan değişimi için girişim yapılamayınca kateler takılması planlandığı çocuk cerrahi tarafından takılmadan önce solunum gelişmesi üzerine kullanımı hasta edilerek prematüre alındığı solunumu olmaması üzerine modunda izlenmeye başlandığı kateler takılarak kez kan değişimi uygulandığı periton diyalizi planlanan hastanın laktik düzeylerinin yüksek seyretmemesi üzerine girişim ertelendi oral almayan hastaya başlandığı solunumu dönen olmayan hasta edildiği dozu artırıldığı ve olacak şekilde formula başlandığı dozu artırılarak çıkıldığı ve dozunda asit solüsyonu başlandığı idrarda organik asit profilinin normal gelmesi üzerine kompleks eksikliği ön tanısıyla başvuru numarası karar tarihi hastaya karbonhidrattan kısıtlı diyet başlanması planlandığı ile karbonhidrat protein yağ olacak şekilde diyeti ayarlandığı oral alım iyi olan gözlenmeyen ve laktik düzeylerinde yükselme saptanmayan izlenmektedir şeklinde yazılı olduğu dokuz eylül üniversitesi hastanesinin yatış ve çakış tarihli tıbbi geçirme şikayeti ile getirildiği fizik muayenede gr cm karaciğer cm göbekte ve kötü kokulu akıntısı olduğu sam başlandığı bu sırada nöbeti olunca başlandığı ora ve b vitamin başlandığı göbek kateteri açılmak için yapılınca solunum olduğu edilip yoğun bakımda takip edildiği kateterden iki kez yapıldığı tandem testi normal çıktığı la ve sınırda yüksek bulunduğu genel durumu düzelen hastanın edildiği başlandığı nöbetleri kontrol altına alınan hastanın dozu ayarlanıp diyeti düzenlenip taburcu edildiği dokuz eylül üniversitesi hastanesinin yatış ve çıkışı tarihli tıbbi belgelerde hastalığa olduğu düşünülen ancak yapılan tetkiklerinde etiyolojisi saptanmayan ve üçlü tedavi görmekte olan hasta ateş yüksekli ve ateş odağının bulunamaması üzerine acilden yatırıldığı yapılan fizik muayenesinin doğal bulunduğu hastanın ilaçlarına devam edildiği olası enfeksiyon açısından ponksiyon önerildiği ancak aile kabul etmedi ve imzası alındığı olup vardı negatif bulunduğu idrar analizinde özellik yoktu hastadan idrar kültürü gönderildiği ve ateşi olursa kan pediatrik nöroloji tarafından değerlendirilen hastadan istendiği ve etiyolojiye yönelik olarak kas biyopsisi önerildiği ancak aile kas biyopsisi yapılmasına kabul etmediği si çekildiği izleminde saat süreyle ateş yüksekliği olmadığı ek problem olmayan ve stabil olan hastanın önerilerle karar verildiği dokuz eylül üniversitesi hastanesinin yatış ve çıkış tarihli tıbbi belgelerinde göz kapaklarında düşüklük günlükken nöbet geçirme şikayeti başlayan hasta yıldır dan kullanıyormuş bu sırada hiç nöbeti olmamış hastanın gün önce göz düşüklük şikayeti başlamış gün önce uyandığında herhangi bir problemi olmayan hastanın öğleye doğru göz kapaklarını açık tutamama şikayeti başlamış gün içinde bu şikayeti gittikçe artan hastanın ayakta durması da zorlaşmış doğumundan itibaren nöbet ve daha sonra da gelişme geriliği şikayetleri ile izlenen hastada bu şikayetlerinin de hastalığının bir olabileceği düşünülerek servise yatırıldığı ay anne sütü mama kullanmış gelişim gülümseme aylık bas tutma ay oturma ay emekleme ay sadece destekle yürüyebiliyor tek başına tutunmadan yürüyemiyor tek kelimeleri söylemeye bir yaşında başlamış su an hala tek kelimeleri var kelimeli cümle kurmuyor idrar diski kontrolü tam değil fizik muayenede ağırlık kg boy cm nabız solunum sayısı düzenli kan basıncı p genel durumu bilinç açık görünüm ilgisiz iletişim kurmuyor oryantasyon değil olağan deri bulguları olağan lenf bezleri patolojik boyutta lenf saptanmadığı lap baş olağan membran olağan göz kapakları düşük obje takibi var her iki solunuma eşit ve saptanmadı si olağan ritmik ek ses üfürüm yok barsak sesleri olağan yok yok defans yok başvuru numarası karar tarihi yok ele gelen kitle yok cinsiyet erkek testisler doğal gözlerde alt artmış atımlık laboratuar tetkikleri gidi olduğu klinik gidiş ve öneriler klinik gidiş donemde laktik asi doz nöbet öyküsü nedeni ile metabolik hastalıklar yönünden tetkik edilip spesifik bir tanısı olmaksızın kompleks eksikliği ön tanısı ile izlenmekte olan hasta halsizlik kapaklarında düşüklük yakınması ile servise yatırıldığı yapılan fizik muayenesinde mental motor gözlerini açmada güçlüğü halsizliği saptandı genel durumunda kötüleşme olması üzerine bakılan kan metabolik ve seklinde asit baz bozukluğu saptandı göğüs olarak yorumlandı kan laktik asit düzeyi yüksek saptandı hastaya diyetin yanı sıra iv başlandığı almakta olduğu tedavisinde seklinde doz ayarlaması yapıldı b vitamin kompleksi tedavileri yanı sıra metabolik bir enfeksiyonun neden olmuş olabileceği düşünülerek tedavisi başlandı beyin mr incelemesinde ve beyin da lezyonlar saptandığı ensefalopati ile uyumlu görüntüleme bulgusu olarak yorumlandığı genel durumu düzelen hastada herhangi bir enfeksiyon saptanamadığından antibiyotik tedavisi güne tamamlanarak kesildi hastalıklar yönünden değerlendirilmek üzere hastadan kas biyopsi ve yurt dışında enzim analizi ile kompleks yönünden değerlendirilmek üzere cilt biyopsisi kültürü yapıldı genel durumu iyi vital bulguları yaşına göre normal sınırlarda olan hasta öneriler ile taburcu edildi şeklinde yazılı olduğu dokuz eylül üniversitesi hastanesinin tarihli tıbbi belgelerde dk süren nöbet öyküsü ile getirildiği kullanıyor olduğu oral olduğu solunum sesleri kaba olduğu yapıldığı solunum olduğu ve edildiği akciğer dallarda belirginleşme görüldüğü boyun normal olduğu kan gazında bulunduğu bulunduğu biyokimya tetkikinde bulunduğu den küçük olduğu iki saatlik izlemde solunum devam ettiği hiç olmadığı oral arttığı aspire edildiği halde ile tepecik ssk hastanesine sevk edildiği tepecik eğitim ve araştırma hastanesinin tarihli tıbbi belgelerinde kez günlük ateşsiz dönemde nöbet geçiren ve gün yoğun bakımda yatışı olan tedavisi başlanan olgunun tekrarlayan nöbetlerinin devam ettiği metabolik taramaları ve kas biyopsisi yapılan olgunun sonuçlarında patoloji saptanmadığı bildirildi aylıkken nöbeti olan olgunun yüzde foka tekrarlayan nöbetlerinin olduğu belirtildiği en son ay önce denge kaybı gözlerde kayma şeklinde nöbeti olan olgunun bugün uyanıkken çığlık attıktan sonra gözlerde kayma şeklinde ve şeklinde nöbet geçirerek dokuz eylül üniversitesi hastanesini gelişen olgu adrenalin ve uygulanarak yoğun bakım izlenmek amacı ile hastanemize sevk edildiği ilaç atlama öyküsü yok olgunun ve kullandığı belirtildi ayrıca son bir haftadır olgunun solunumunun bazen düzensizliği arada bir iç çekmelerinin olduğu belirtildiği ateş derece nabız kan basıncı solunum zayıf yüzeye iç çekme tarzında genel durumu kötü bilinç kapalı ışık refleksleri alınıyor ağız boğaz bakısı olağan solunumu yok dakikada kez iç çekmesi mevcut le her iki akciğer solunuma eşit katılıyor var sistemde üfürüm yok batın rahat yok başvuru numarası karar tarihi ağrılı uyarana yanıt yok koma skalası patolojik refleksi yok derin tendon refleksleri alınamıyor olgunun servise kabulünde genel durumu kötü ir solunum yüzeye bilinç kapalı akciğerde edilerek modunda bağlandığı gazında metabolik asidoz saptandığı yükleme idame mayi ayarlandığı kan kültürü alındığı ateş yüksekliği saptanınca başlandığı idrar dışı yetersiz olduğundan kez yüklendiği olgu gelişmesi üzerine uygulandığı dakikalık a yanıt alınmadığı olgu da olarak kabul edildiği kayıtlıdır sonuç aytekin oğlu doğumlu alper okumuş adına düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin incelenmesi sonucunda tıp kurulu tarafından metabolik kökenli hastalıktan öldüğü bildirilen küçüğe dokuz eylül üniversitesi hastanesi nde yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur başvurucular alper okumuşa uygulanan tedavilerinin tıp kurallarına uygun olduğunu belirten adli tıp kurumu raporuna itiraz etmiştir özetle davalarının öncelikli olan konusunun tarihinde dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi çocuk acil servisinde uygulanan işlemler olduğunu anılan tarihte hastanede sadece üç asistan öğrencinin bulunduğunu bu asistanların başında uzman doktor bulunması zorunlu iken oğullarına müdahale eden ekibin içinde uzman doktor bulunmadığını görevli asistanların uzman doktorlara olayı haber vermediğini çocuk acil servisinde bir uzman doktorun bulunmamasının tek başına ağır hizmet kusuru oluşturduğunu hastanede görevli asistanların metabolik rahatsızlık tanısı üzerinden hareket ettiğini oysa metabolik hastalık tanısının hatalı olduğuna ilişkin hacette üniversitesinden alınan bir rapor bulunduğunu sonuç olarak bu yanlış tanıya olay gecesi görevli asistanların tecrübesizliği de eklenince oğullarının vefat ettiğini davanın temel konusunun hastanenin çocuk acil servisinde tarihinde kendilerine sunulan hizmetin kusurlu olması olduğunu hızlı bir şekilde yapılarak oğullarının solunumunun durmasına sebep olunduğunu yapılmasının riskleri konusunda kendilerinin aydınlatılmadığını bilirkişi raporunda yeterli bir değerlendirme yapılmadığını belirterek yeni bir bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmuşlardır mahkemesi tarihli ve sayılı karar ile yukarıda yer verilen bilirkişi raporlarına dayanarak davanın reddine karar vermiştir gerekçenin ilgili kısmı şöyledir taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmiş bilimsel ve ayrıntılı açıklamaları karşında itiraz yerinde görülmeyerek mahkememizce benimsenen rapor kararımıza esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur bu tıp kurumu adli tıp kurulunun tarih ve sayılı raporunda metabolik kökenli hastalıktan öldüğü bildirilen küçüğe dokuz eylül üniversitesi hastanesinde yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğunun anlaşılması karşısında olayda ihmal veya kusuru olmadığı olmayan davalı idarenin sorumlu tutulamayacağından davacıların tazminat talebi yerinde görülmemiştir başvurucular dava dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdükleri hususları yineleyerek anılan kararın bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuşlardır danıştay sekizinci dairesi tarihli ve sayılı ilamıyla derece mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir başvurucuların karar düzeltme talebi de aynı dairenin tarihli ve başvuru numarası karar tarihi sayılı ilamı ile reddedilmiştir anılan karar tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir başvurucular tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur c adli yargıda açılan tazminat davası süreci başvurucular hastanenin çocuk acil servisinde tarihinde nöbetçi olan ve alper okumuşun tedavisine katılan dr dr rs ve dr hg aleyhine asliye hukuk mahkemesinde tazminat davası açmıştır başvurucular idari yargıda açtıkları tam yargı davasında ileri sürdükleri hususları bu davada da yinelemiş ve temel olarak enjeksiyonunun yavaş yavaş yapılması gerekirken hızlı bir şekilde yapılması alper okumuşun doktoruna haber verilmemesi ve hastanede solunum cihazının bulunmaması nedenleriyle oğullarının vefat ettiğini ileri sürmüşlerdir davalı doktorların vekili ise özetle dava dilekçesinde ileri sürülen kalp durmasının söz konusu olmadığını balon maske sisteminin kullanımında deneyimsizlik ve cihaz ile ilgili bir aksaklığın söz konusu olmadığını doktor hgnin altı yıllık tıp fakültesi eğitimi ile olay tarihindeki iki yıllık çocuk sağlığı ve hastalıkları ihtisası boyunca birçok bulunan ve hastalara sayısız kere balon maske ile solunum desteği veren bir hekim olduğunu davalı doktorların hasta kullanılan gibi temel bir aracı kullanmayı bilmiyor olmalarının mümkün olmadığını monitörde hastanın solunum sayısının sıfıra düşmüş olmasına rağmen hastaya müdahale edilmemiş olmasının söz konusu olmadığını ve bu iddianın asılsız olduğunu hastanın hastaneye kabulünden sevkine kadar geçen süre içinde gerekli olan acil müdahalenin yeterli bir şekilde ve zamanında yapıldığını hastanenin yoğun bakım ünitesinde yer olmadığı için tepecik yoğun bakım ünitesi ile konuşularak acil yardım servisi ambulansı ile hastanın naklinin güvenli bir şekilde doktor eşliğinde sağlandığını hastanın sevki sırasında kalp tepe atımı kan basıncı değerlerinin normal olduğunu ve her iki akciğer seslerinin eşit oranda alındığını tüm işlemler sırasında hasta yakınlarına gerekli açıklamaların uygun şekilde yapıldığını belirterek her üç davalı açısından da davanın reddini savunmuştur asliye hukuk mahkemesi anılan olay hakkında bilgisi bulunan bazı kişileri tanık sıfatıyla dinlemiştir başvurucuların tanığı ku ifadesinde özetle aytekin okumuşla aynı yerde çalıştığını alper okumuşun rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı haberinin gelmesi üzerine arkadaşını yalnız bırakmamak için onunla hastanenin çocuk acil servisine gittiğini saatin arası olduğunu aysun okumuşun görevli doktora çocuğunun esas doktorunun uluç bey olduğunu ve durumun ona bildirilmesi gerektiğini daha önceki çocuğunu da kaybettiğini ağlar şekilde söylediğini görevli doktorun ise gerekli tedavinin burada yapılmakta olduğunu ve kendilerinin de doktor olduğunu söylediğini o an görebildiği kadarı ile çocuk acil servisinde yoğunluk olmadığını belirtmiştir başvurucuların tanığı ve alper okumuşun teyzesi aö ifadesinde özetle hastaneye vardığında alperin baygın vaziyette yatıyor olduğunu alpere yapılmış olduğunu hastaneye varmasından yaklaşık beş dakika sonra çocuğun ağzından köpükler gelmeye başladığını çocuğun durumunun nasıl olduğunu doktorlara sorduklarında hastaya yapıldığını ve birkaç saat sonra hastanın taburcu edileceği cevabının verildiğini bu arada ablası aysun okumuşun alperin kendi doktoru olan uluç beye haber verilmesini doktorlardan yalvarırcasına istediğini doktorların biz de doktoruz kendi özel doktorunun haberdar edilmesine ihtiyaç yoktur dediğini daha sonra alperin soluk alıp vermesinde sıkıntı başlayınca alpere oksijen maskesi takıldığını acil serviste kendileri dışında bir hastanın daha bulunduğunu alperin nefes alışverişlerinin iyice zorlaşmaya başladığını başvuru numarası karar tarihi bunun üzerine dr hgnin hastanede solunum cihazının olmadığını bu sebeple hastanın başka bir hastaneye sevkinin gerektiğini söylediğini alperin nefes alışverişlerinin giderek daha da zorlaştığını dr hgnin çocuğun durumuna bakarak dr rsye çocuğa yapılması gerekiyor dediğini dr rsnin de ben yapmasını bilmiyorum h sen yapar mısın dediğini dr hgnin tedavi odasından aldığını yere düşürdüğünü ancak yine de alpere takıp müdahalesini yaptığını müdahale sonucunda alper de istem dışı hareketler meydana geldiğini bunun üzerine alperin acil müdahale odasına alındığını hastaya tam olarak ne kadar müdahale edildiğini bilemediğini ama müdahalenin yaklaşık on dakika ya da daha fazla sürmüş olabileceğini hastanede solunum cihazının bulunmaması nedeniyle alperin tepecik eğitim ve hastanesine sevk edildiğini belirtmiştir başvurucuların tanığı sö de benzer şekilde tanıklıkta bulunmuştur sö ayrıca iğnesinin normal bir iğne nasıl yapılıyorsa o şekilde yapıldığını belirtmiştir davalıların tanıklarından ifadesinde özetle kendisinin dokuz eylül üniversitesi çocuk gastroenteroloji beslenme ve metabolizma bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştığını alperi doğumundan itibaren aralıklı olarak tedavi eden ve izleyen bir hekim olduğunu alperin annesi ile teyzesinin çocuk kayıplarının olmasının ve alperin bazı değerlerinin doğumsal metabolik hastalık hastalık tanısını düşündürdüğünü alperi nöroloji bölümü ile birlikte izlediklerini nöroloji bölümünde doktor uluş y isimli görevli bir arkadaşlarının bulunduğunu alperin ailesinin onunla daha yakın ilişkiye geçtiğini alperin hastalık seyrinin hastalığın gidiş safhalarını gösterdiğini hastalıkların hayatın herhangi bir devresinde her an ölüm ile sonuçlanabileceğini çünkü normal olarak hastalık yapmayan genel durumu kötüleştirmeyen basit enfeksiyonların bu hastalığa yakalananları daha çabuk etkilediğini ilacının bu tip metabolik hastalıklarda kullanılan çok önemli ve çok gerekli bir ilaç olduğunu belirtmiştir mahkemece dinlenen tanıklardan md ifadesinde özetle dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi çocuk acil ana bilim dalı başkanı olarak görev yaptığını görevli doktorlar tarafından alperin durumunun kendisine bildirilmesi üzerine hastanın yoğun bakıma alınması gerektiğini ancak hastanede solunum cihazı olmadığı için tepecik eğitim ve araştırma hastanesine naklinin sağlanmasını istediğini alperin tepecik eğitim ve araştırma hastanesinde yoğun bakıma alındıktan soma vefat etmiş olduğunu öğrendiğini alpere hastanenin çocuk acil servisinde adında bir ilaç uygulanmış olduğunu bu ilacın nöbet geçiren çocuklara mutlaka uygulanması gerekli bir ilaç olduğunu dozu ve uygulama şeklinin asistanlar tarafından sürekli olarak uygulandığı için bilindiğini ilaç uygulanmasaydı hastanın nöbet aktivitesinin devam edeceğini ve hastada geri dönülemez sekele neden olabilecek sonuçlar doğurabileceğini hastanede cihazının olduğunu bu cihazın solunumu yetmeyen çocukların solunumu için uygulandığını asistanların bu cihazı çok defa kullandıkları için kullanmayı bildiklerini cihazının solunum için kullanılan basit bir cihaz olduğunu solunum cihazının ise denilen komplike bir cihaz olduğunu bu cihazın hastanede olduğunu ancak olay anında boş cihaz olmadığı için hastayı başka bir hastaneye sevk etme ihtiyacının doğduğunu ilacının yan etkilerinden bir tanesinin solunumu baskılayabilmesi olduğunu ancak bunun kullanılmasında zorunluluk bulunduğunu belirtmiştir davalıların tanıklarından sk ifadesinde özetle dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi çocuk nörolojisi bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştığını alperin ölümünden önce kendi servisleri tarafından izlenen ve özellikli bir hasta olduğunu özellikli olan her hasta için acil servisteki doktorlar tarafından gerekli müdahalelerin yapıldığını ve gerek duyulursa ilgili sıra dahilinde doktorlara haber verildiğini kendisinin acil serviste çalışan bir hekim olmadığını ancak hastanedeki işleyişe göre acil servis sorumlu hekimine başvuru numarası karar tarihi haber verilmesi gerektiğini belirtmiştir davalıların tanıklarından sk ifadesinde özetle kendisinin dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları ana bilim dalı başkanı olduğunu alperi tanımadığını ancak olaydan sonra onun hastanedeki dosyasını incelediğini incelemeleri neticesinde alperin doğduğu andan itibaren hastalığının bulunduğu kanaatine vardığını alperin tetkik sonuçlarında doğumundan itibaren anormal bulgular olduğunu bu tür hastalıklarda çocukların ara ara daha iyi bir tablo sergileyebileceğini ancak hiçbir zaman normale dönmeyeceğini hastanedeki kıdemli asistanların baş asistanların oldukça donanımlı kişiler olduğunu alper daha önceden hastaneye geldiği için kendisine yapılacakların belli olduğunu bu nedenle daha önceden tedavisini gerçekleştiren hekime haber verilmeyebileceğini hastanede mekanik cihazları sayılı olduğu için ekstra bir hastanın gelmesi halinde başka bir hastaneye zaman zaman sevkin yapıldığını alperin acil olarak geldiği gece kayıtlarına göre boş olmadığını belirtmiştir asliye hukuk mahkemesi alper okumuşa tarihinde uygulanan tedavide davalı doktorların kusurlarının bulunup bulunmadığının tespiti için dosyayı nöbetçi asliye hukuk mahkemesine göndermiş ve üniversitesi cerrahpaşa tıp fakültesi hastanesinden seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak dosyanın iadesini talep etmiştir çocuk hastalıkları ve çocuk nörolojisi uzmanı prof dr su alper okumuşa ait bilgi ve belgeleri inceleyerek bir rapor tanzim etmiştir raporun sonuç kısmında aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır alperin ölüm nedeni ilerleyici özellikteki muhtemel metabolik hastalıktır uygulanması solunum durmasını kolaylaştırmış olabilir ancak nöbetle getirilen bir hastaya bu tedavinin uygulanmaması hatadır solunum durduktan sonraki müdahaleler yeterli görülmektedir alperin ölümünde tıbbi hata olmadığı kanaatine vardığımı arz ederim cerrahpaşa tıp fakültesi hastanesi metabolizma ve beslenme bilim dalı başkanı prof dr aa alper okumuşa uygulanan tedavi hakkında hazırlamış olduğu bilirkişi raporunda aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır merhum alper okumuşun klinik tablosu ilerleyici nitelikte bir merkez sinir sistemi hastalığıdır kendisine konulan hastalık tanısı kesin tanı değil bir ön tanıdır hastalıkların kesin teşhisi bütün dünyada oldukça zor konulmaktadır fakat hastalıklar da ilerleyici nitelikte bir merkez sinir sistemi hastalığı olup bütün bu hastalıklar benzer şekilde tedavi edilmektedir dosyadan öğrendiğimize göre yapılan tedavilerde bir yanlışlık yoktur epilepsi nöbeti geçiren bir hastaya gibi bir iğnenin yapılması bir gerekliliktir dosyanın bir yerinde davacılar ilacın çok hızlı damara verildiğini iddia etmektedirler bir bilirkişi olarak görmediğimiz bir olayda hüküm yürütmemiz mümkün değildir fakat hastalarına veren hekim ya da hemşireler bu ilacın yavaş yava damara verilmesi gerektiğini bilirler türkiyenin en önemli acil çocuk merkezlerinden biri olan söz konusu yerde böyle bir hatanın yapılması çok uzak bir olasılıktır üstelik türevi olan ilaçlar acil polikliniklerde nadiren değil çok sık olarak kullanılırlar alper okumuşun söz konusu olayda mekanik bulunmadığı için başka bir yoğun bakım merkezine sevk edilmesi son derece olağan ve gerekli bir durumdur kendi çalıştığımız üniversite acil servisine de aynı şekilde alet bulunmayınca hastanın bulunan başka bir merkeze gönderilmesi rutin bir işlemdir son olarak pediatrik nörolog prof dr sk alper okumuşa ait tıbbi ve adli başvuru numarası karar tarihi belgeleri inceleyerek bir rapor hazırlamıştır hazırlanan raporun ilgili kısmı şöyledir alper okumuşun yukanda özetlenen öz ve soy geçmişinden anlaşıldığı kalıtsal ailenin erkek çocuklarında görüldüğü için muhtemelen bağlı taşınan ve beynin yaygın tutan ilerleyici hastalığı olduğu anlaşılmaktadır bu hastalık içinde bulunan hastalıkların geni bugünkü teknoloji ile araştırma olgularında dahi oranında belirlenemez üstelik tedaviyi sorunlu gen değil ortaya çıkan klinik durum belirler durdurulamayan epileptik nöbet varlığında hızlı etki yeteneğiyle grubu ilaçta ilk seçenektir kaldı ki alper grubu ilaçlardan almıştır ya da olay anında almaktadır solunum depresyonu grubu ilaçların bilinen yan etkilerinden biri olmakla birlikte bu grup ilaçlar yaşam özelliklerinden dolayı bu yan etkileri göz ardı edebilecek nadirlikte omalan hesaplanarak kullanılırlar üstelik sözkonusu yan etkisi konusunda aile bilgilendirilmek koşulu ile havale geçiren çocuğa bir acil servise ulaşana kadar ev şartlarında acil müdahalesinde kullanılması dünya çapında kabul gören bir uygulamadır acil serviste görev yapan tüm hekimler varlığında uygulamaya tam yetkilidirler aksi halde sorumlu tutulurlar yukarıdaki tartışmadan alperin ölümünden nöbetlerin sorumlu tutulması öncelikli ve kuvvetle muhtemel kanaati oluşmasına rağmen alperin ölümünden sorumlu olmuş olabileceği tartışması yapılabilir ancak bu durumda dahi uygulama kararının sorgulanması katiyetle reddedilir sonuç olarak alperin ölümünden tıbbi bir hata olmadığını kanısına arz ederim asliye hukuk mahkemesi tarihli ve sayılı karar ile davanın reddine karar vermiştir gerekçenin ilgili kısmı şöyledir mahkememizce yapılan tüm yargılamalar sırasında dinlenilen tanık anlatımları tara sanık olduğu ceza dosyasında verilen beraat karan ve bu dosyadaki rapor çalıştığı kurum olan ege üniversitesi aleyhine açılan idare mahkemesinde görülen dava ve bu davada adli tıp kurumu alınan doktorların olayda kusursuz olduğuna dair rapor ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacıların olan alper okumuşun tarihinde hastalanması üzerine götürdükleri eylül üniversitesi tıp fakültesi hastanesinde görmüş olduğu tedavi sonrası ölümün gerçekleşmesinde davalı doktorlara izafe edilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı davalı kusurlu bir hareketi ile ölüme sebebiyet vermedikleri kusurlu bulunmayan davalıların tazminatla yükümlendirilemeyeceği kanaat ve sonucuna davanın reddi yoluna gidilmiştir başvurucular tarihli dilekçe ile anılan kararın bozulması istemiyle temyiz yoluna başvurmuştur başvurucuların temyiz talepleri hakkında verilmiş bir karar halihazırda bulunmamaktadır d doktorlar hakkında açılan kamu davası süreci cumhuriyet başsavcılığının tarihli ve sor sayılı iddianamesi ile hastanenin çocuk acil servisinde görevli dr dr rs ve dr hg hakkında asliye ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır dr rs savunmasında özetle adlı ilacın nöbet geçiren alper okumuşa damar yolu ile uygun doz ve şekilde nöbetçi hemşire tarafından uygulandığını bu uygulamanın kendisinin gözetiminde yapıldığını adı geçen ilacın seyreltilerek ve yavaş bir biçimde uygulandığını bu ilaç uygulandıktan sonra yan etki olarak kalp durmasının değil solunum baskılamasının görülebileceğini acil tıbbi uygulamalarda ehliyetli olduğunu ihtisas başvuru numarası karar tarihi gördükleri süre içinde uzmanlık öğrencisi statüsünde olsalar bile tıp fakültesi mezunu olarak pratisyen hekim unvanlarının bulunduğunu bundan dolayı acil durumlarda her türlü tıbbi uygulamayı yapma yetkilerinin olduğunu hem kendinin hem de diğer hekim arkadaşlarının tıp eğitimi ile ihtisas eğitimi sırasında sayısız kere acil tıbbi uygulamaları yerine getirdiklerini bu nedenle hasta yakınlarının tıbbi malzemeleri kullanmayı bilmiyorlar yargısının kabul edilemez olduğunu bu tarz uygulamaların tüm sağlık kuruluşlarında pratisyen hekimler tarafından da yapıldığını hastanede uzman hekimin primer olarak hasta bakmadığını özellikli olguların acil servis sorumlu öğretim üyesine haber verildiğini isimli ilaç sonrası hastada solunum yüzeyselleşmesinin görüldüğünü bunun üzerine yüz maskesi ile hastaya oksijen desteğinin sağlandığını hastanın solunum şeklinin bozulmasına rağmen kalp atımında bir bozulmanın olmadığını durumdan nöbetçi başasistan dr haberdar edildiğini hastanın durumunun dr tarafından da değerlendirildiğini bir süre sonra hastada aniden solunum durmasının ortaya çıkması üzerine hastanın yüzünde bulunan oksijen maskesinin alındığını ve ile hastanın solutulmaya çalışıldığını hasta yakınları tarafından yere düştüğü belirtilen aletin değil oksijen maskesi olduğunu bir süre sonra hastada kalp atımlarında yavaşlama olması üzerine hastaya adrenalin isimli ilacın uygulandığını ve hastanın edildiğini hastaya bu işlem sırasında isimli ilacın yapıldığını akabinde ise hastanede boş olmadığı için hastanın tepecik eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildiğini ve olayda kusurunun bulunmadığını belirtmiştir olay günü başasistan olarak görev yapan dr ile dr hg de benzer şekilde beyanda bulunarak alper okumuşun ölümünde kusurlarının bulunmadığını belirtmiştir asliye ceza mahkemesi tarihli ve sayılı karar ile tam yargı davasında adli tıp kurumu kurulundan alınan bilirkişi raporunda alper okumuşa yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu mütalaa edilmiş olması nedeniyle ilgili doktorların alperin ölümünde kusurlu olmadıkları vicdani kanaatine vararak ayrı ayrı beraatlerine karar vermiştir anılan karar yargıtay ceza dairesinin tarihli ve sayılı ilamı ile onanmıştır b hukuk tarihli ve sayılı yargılama usulü kanununun doğrudan doğruya tam yargı davası açılması başlıklı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde b konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenleyen tarihli ve sayılı türk borçlar kanununun sorumluluk başlıklı maddesi şöyledir kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı yükümlüdür zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür sayılı kanunun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi ise şöyledir hakim zarar verenin kusurunun olup olmadığı ayırt etme gücünün bulunu bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle başvuru numarası karar tarihi bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir aynı şekilde ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz tarihli ve sayılı tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı dair kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir tabipler diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar büyük için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir hilafında hareket edenlere türk lirası para cezası verilir tarihli ve sayılı resmi gazetede yayımlanan hasta hakları yönetmeliğinin yönetmelik tarihli değişiklikten önceki haliyle maddesi şöyledir hasta sağlık durumunu kendisine uygulanacak tıbbı işlemleri bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları müdahale usulleri tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçlan ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi bizzat hasta veya hastanın küçük temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir hasta sağlı durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir gerek görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir maddesinin birinci fıkrası şöyledir kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere kimse rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz tarihli değişiklikten önceki haliyle maddesi şöyledir tıbbı müdahalelerde hastanın rızası gerekir hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır hastanın velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde bu şart aranmaz temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbı müdahalede bulunulabilmesi türk kanununun nci ve inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayatı organlarından birisi tehdit altım girecek ise izin şartı aranmaz üçüncü fıkrada belirtilen ve hayatı veya hayatı organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde rızanın her zaman geri alınması mümkündür rızanın geri alınması hastanın tedaviyi reddetmesi anlamına gelir rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması ancak tıbbı yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır iv