Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile İstanbul Hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde müdafi huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Soruşturmanın henüz tamamlanmaması nedeniyle şüpheliler ... Savaş Çelik ... delilleri yok etme, gizleme şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın maddesinde ifade olunan ölçülülük ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu şüpheliler açısından yetersiz kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine varılarak şüpheliler ve müdafilerin serbest bırakılma istemlerinin reddi ile şüphelilerin üzerine atılı olan Silahlı Fetö/Pdy Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan 5271 sayılı CMK'nun ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.] " Başvurucu; tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başsavcılık 8/6/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ve FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucu, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun 2011 yılında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde (TMK madde ile görevli) üye olarak görev yaptığı ve bu görevi sırasında kamuoyunda Ergenekon, Selam Tevhid, Balyoz, Oda TV, Poyrayköz olarak bilinen davalar kapsamında usulsüz dinleme, teknik takip, tutuklama vs. kararları verdiği ileri sürülmüştür. Ayrıca bu iddialar kapsamında başvurucu hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler nedeniyle HSYK nezdinde çok sayıda soruşturma bulunduğu belirtilmiştir.iii. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede; başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan O.A.nın beyanına dayanılmıştır. Eski Cumhuriyet savcısı olan O.A. ifadesinde özetle; 2014 yılı Aralık ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının usulsüz dinlemeler ile ilgili yaptığı soruşturma kapsamında 2014/.. soruşturma sayılı dosyası ile 2011 yılında Kırklareli Başsavcısı olarak görev yaptığı tarihte, FETÖ şüphelisi olarak tutuklu bulunan dönemin Emniyet İstihbarat Şube Müdürü İ.Ş.nin talebi üzerine, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) Hâkimi olan başvurucu tarafından hakkında uydurma ve iftiraya dayalı 'organize suç örgütü üyesi olmak' iddiasıyla teknik takip ve dinleme kararı verildiğini öğrendiğini, başvurucunun 2011 yılında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olduğunu, hakkında istihbari dinleme kararını veren kişi olduğunu, kendisinin adıyla, sanıyla ve sıfatıyla bu kararı verebilmesi için HSYK'ya danışması gerektiğini, dolayısıyla o dönemin HSYK'sı ile iş birliği hâlinde şahsına ve eşine kumpas kurmaya çalışan ekibin içinde olduğunu bildirdiğini beyan etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiyerarşik yapısı dışında bulunan FETÖ / PDY silahlı terör örgütü mensuplarının bir araya gelerek ve sahip oldukları silahlı gücü kullanarak, kaynağını Anayasa' dan ve yasalardan almayan güce dayanarak, cebir ve şiddet yolu ile Anayasal düzeni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve TBMM'ni ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettikleri, esasen şüphelinin de konumu ve örgüt adına gerçekleştirdiği eylemler ile anılan örgütün adeta silah olarak kullandığı yargı yapılanmasının en mahrem sınıfı olan özel yetkili mahkemelere Hâkim olarak yerleştirildiği, Anayasayı ihlâl suçunun oluşumu için failin hukuka aykırı usullere veya cebre matuf bir iradesinin mevcudiyetinin suçun oluşması için yeterli olduğu, faildeki kusurlu iradede cebrin mevcut bulunabileceği, Anayasa iradesine aykırı iradeler, netice olarak hukuka aykırı bulunan her türlü vasıta ve usulün cebir unsuruna dahil olduğu, suçun oluşması için cebrin bilfiil tahakkuk etmesine gerek bulunmadığı, suçun oluşması için failin gayri hukuki vasıtalarla neticeye erişmek hususundaki kastının mevcudiyeti yeterli olduğu, görevin kötüye kullanılması, yetki gasbı, hile, keyfi işlemler yolu ile de Anayasayı ihlâl suçunun işlenebileceği, Şüpheliye yüklenen kül halindeki eylemler ve beraberinde kronolojik olarak gerçekleşen silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs niteliğindeki amaç suçu gerçekleştirmeye yeterli 2016 tarihli darbe girişimi eylemleri birlikte dikkate alındığında; Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı, anılan örgütün nihai amacı doğrultusunda yukarıda açıklandığı üzere bütün halindeki ve süreklilik arz eden eylemleri ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 309/1 maddesi kapsamında düzenlenen “Anayasayı İhlâl” ve 311/1 ve 312/1 maddesi kapsamında düzenlenen “Cebir ve Şiddet Kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve TBMM’ni Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Kısmen veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs”, TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçlarını işlediği anlaşılmıştır." İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/47 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 21/6/2017 tarihinde dosya üzerinden tensiben yapılan inceleme sonucu görevsizlik kararı verilerek dosyanın Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla tensiben yaptığı incelemede 19/9/2017 tarihli kararıyla dosyanın Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla tensiben yaptığı incelemede 2/10/2017 tarihli kararıyla, karşı görevsizlik kararı vererek İstanbul Ağır Ceza Mahkemesiyle aralarında oluşan görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 28/11/2017 tarihli kararıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve yargılamanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı üzerine yargılamaya İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/1 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Mahkeme 22/2/2018 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 28/3/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu anılan kararın 4/4/2018 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini belirterek 10/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkemece 3/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında eski beyanlarını tekrar ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme, duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Mahkemece 6/6/2018 tarihli duruşmada eski bir yargı mensubu olan tanık H.nin beyanı alınmıştır. Tanık H.nin beyanı özetle şöyledir:"Sanığı Beşiktaş'da bulunan İstanbul Adliyesinin ek binasında aynı katta farklı mahkemelerde çalıştığımızdan dolayı tanırım, Yargıtay Ceza Dairesi'nde vermiş olduğum 2016/2 esas sayılı dosyadaki beyanım doğrudur, ben Savaş Çelik'in herhangi bir cemaat anlamında faaliyetini o tarih itibari ile görmedim, ancak Ö.nin beyanını Yargıtay'da ilettim. Ben 2006-2010 yılları arası çalıştım, sanığı Yargıtay'dan tanımam, Ö. 2006 gibi Yargıtay'dan ayrılmış olabilir, dodeks iğnesi kullanıyorum, bu iğne hafızamda hiçbir sorun yaratmıyor, Ö. ile konuşmamız 2012 veya 2013 yılları arasında Çağlayan Adliyesine taşındıktan sonra olmuştur, ben çok dilekçe yazarım ama kimseyle ilgili özel bir fişleme çalışması yapmadım." Aynı tanık H.nin Yargıtay Ceza Dairesi'nin E.2016/2 sayılı dosyasındaki beyanı ise şöyledir:"Savaş Çelik, Yargıtay 6 Ceza Dairesi tetkik hakimliğinden sonra İstanbul 10 Ağır Ceza Mahkemesinin Beşiktaş'taki şeysinde çalıştı. Kendi mahkeme başkanı Ö. bunun cemaatçi olduğunu söylemişti, Yargıtaydayken cemaatçi olduğunu bildiğini söylemişti. Savaş Çelik 6 cezada çalışmış, daha önce ben tanımıyordum, kendisini orada tanıştım." Mahkeme 23/1/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Devam eden yargılamada Mahkeme 4/2/2020 tarihli kararıyla başvurucunun ve müdafinin hazır bulunduğu duruşmada başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve diğer suçlardan beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir: "...sanık hakkında HSK'ya yapılan şikayetler ve içerikleri, tanık H. ve O.A.nın beyanları dikkate alındığında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağının olduğu, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt içinde emir ve talimatı altında yer aldığı anlaşıldığından sanığın suçlamaları inkar eden savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna kanaat getirilerek sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir..." Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir. Öte yandan başvurucu hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler üzerine HSYK'nın verdiği soruşturma izni ile yapılan soruşturma sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucu ile birlikte görev yapan toplam 34 eski yargı mensubu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma suçlarından Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde haklarında kovuşturma açılıp yargılanmalarının yapılması talep edilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi E.2018/369 sayılı dosyasında verdiği 4/4/2019 tarihli kararıyla başvurucuyla birlikte diğer şüpheliler hakkında ayrı ayrı son soruşturmanın Yargıtayın görevli ceza dairesinde açılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler üzerine HSYK'nın verdiği diğer bir soruşturma izni ile yapılan soruşturma sonucunda da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 6/2/2019 tarihli iddianamesiyle başvurucu ile birlikte görev yapan toplam 16 eski yargı mensubu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde haklarında kovuşturma açılıp yargılanmalarının yapılması talep edilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi E.2019/30 sayılı dosyasında verdiği 11/6/2019 tarihli kararıyla başvurucuyla birlikte diğer şüpheliler hakkında ayrı ayrı son soruşturmanın Yargıtayın görevli ceza dairesinde açılmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında verilen son soruşturmanın açılması kararları neticesinde davalar Yargıtayın ilgili ceza dairelerinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi ([GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48) başvurularına ilişkin kararlar.