T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/313 KARAR NO : 2025/1315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2022 NUMARASI : 2022/647 Esas - 2022/941 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kayanklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/313 KARAR NO : 2025/1315 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2022 NUMARASI : 2022/647 Esas - 2022/941 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kayanklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2022 gün ve 2022/647 Esas - 2022/941 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacılar vekili, davacı şirketin 2005 yılından itibaren toptan ve perakende kuyum işi ile ilgili ticari faaliyetini sürdürdüğünü, ilk kurucu ortaklarının ..., ... ve şirket yetkilisi müvekkili ... olduğunu, daha sonra ortak ...'nın13.01.2014 tarihinde hisselerini eşit olarak diğer ortaklara devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili ...'ın tekstil şirketi sahibi olarak ticari hayatta faal olduğu için, kuyum ticaretindeki tecrübesi ve akrabalık bağı nedeniyle güven duyduğu ... ile ortaklık kararı aldığını, müvekkili ...'ın 30.12.2019 tarihinde şirketin tek yetkilisi olduğunda; şirket genel kurul toplantı ve müzakere defteri kendisine teslim edildiğinde alınan kararlardaki imzaların kendisine ait olmadığını ve sahte imzalar kullanılmak süretiyle kararların alındığını, şirketin zarara uğratılıp davalı ... ve diğer davalıların birlikte hareket etmek suretiyle davacıları dolandırdıklarını görmesi üzerine alınan bağımsız denetim raporunda kanunsuz yollarla sahte evraklar ve kararlar ile şirketin içinin boşaltılarak davalının kendilerine menfaat sağladıklarının tespit edildiğini, müvekkiline şirketin borca batık olduğu söylenerek devredildiğini, davalı ...'in uzun yıllar müvekkilini çok iyi ticari kazancı oldukları ve bu kazancın şirkete yatırım olarak değerlendirildiğini söyleyerek oyaladığını, müvekkilinin duyduğu güvenle kendi şirketinden edindiği gelirleri ve taşınmazlarını dahi satarak davacı şirkete sermaye olarak eklediğini, şirketin kuruluşundan 30.12.2019 tarihine kadar müdürlük görevini davalı ...'in icra ettiğini ve 05.03.2010 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile 10 yıl süreyle şirketin münferit yetkili olarak seçildiğini, diğer ortakların resmiyette kısa süreli müdürlük görevi almış olmalarına rağmen şirket faaliyetine katılmadıklarını, davalı ...'in, 03.05.2016 tarihinde abisi davalı ...'e hisse devrettiğini, buna ilişkin alınan kararda bulunan imzanın müvekkili ...'a ait olmadığını, daha sonraki süreçte hisse alımı ve devrinin müvekkile ait olmayan imzalar ile devam ettiğini, 06.06.2016 karar tarihli davalı ... adına silah ruhsatı alınmasına ilişkin alınan karardaki müvekkiline ait imzanın da sahte olduğunu, davalı ...'e ait olan 2007'de kurulmuş ...Şirketinin 30.09.2016 tarihinde unvan değişikliği ile birlikte şirket amaç ve konusuna kuyumculuk ibaresinin eklendiğini, 2019 yılında ...Şirketinden mal alınmış gibi gösterilip davalı ... ödemiş gibi yapılarak borcun kapatıldığını, davacı şirketin müşterisi ... tarafından davacı şirket adına düzenlenen senetlerin 2018 yılında ...Şirketi tarafından tahsil edildiğini, şirketin ve karar defterinin kendisine teslim edildiği ana kadar müvekkilinin sahte devir işlemlerinden haberi olmadığını, önceden kullanılan kredilerin davalı ...'in hisselerini devretmesinden bir gün sonra şirket kayıtlarına 31.12.2019 tarihinde alınmış gibi kaydedilip borç kaydı yapıldığının uzman raporu ile belirlendiğini,2015 yılında şirket adına alınan altın kredisinin davalı ... tarafından alındığını, şirket yetkilisi ... 'in TTK 'nun 625. maddesi uyarınca yıllık olağan genel kurul toplantıları yapmadığını, finansal tablolar ve kâr dağıtımının görüşüp ibrasının gerçekleştirilmediğini, şirketin mali müşaviri ...'ın davalı ... ile birlikte usulsuz, kanunsuz işlemler ile iş birliği yaptığını, uzman raporunda gerçeği olmayan bütün işlemlerin üstünü örtmek amacı ile mali müşavir tarafından yapılan kayıtların hiçbir belgeye dayanmadan, belgesiz yapılmış kayıtlar olduğunun ve davalı ...'in uzun vadeli senet ve uzun vadeli çekler ile satış yaptığının göründüğü gibi bazı firmaları senetleri ve cari bakiyelerini de karşıt hesabı belli olmayan muhasebe sorumlusu Mali Müşavir tarafından düzenlenen bir yevmiye kaydı ile alacakların kapatılmaya çalışılarak, sahte faturalar ve evrak kullanılarak şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiğini, davalılar hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını bildirmiş, fazlaya ilişkin haklar ve manevi tazminat davası açma hakkı saklı tutularak şimdilik 100.000-TL, maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.10.2020 tarihli duruşmadaki açıklamasında dava dilekçesinde 100.000-TL olarak belirttikleri harca esas değeri her bir davacı yönünden 50.000-TL olarak talep ettiklerini bildirmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, davanın süresinde açılmaması nedeniyle zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre ile birlikte, davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle görevsizlik ve yetkisizlik itirazında bulunduklarını, şirketin kuruluşundan itibaren ortakların birlikte aldıkları kararların usulüne uygun olarak sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacı ... adına sahte imza atılarak karar alınması ve benzeri bir durum söz konusu olmadığını, şirket ortakları tarafından alınan kararlar yönünden davacı ...'ın, davacı ve davalı sıfatının birleşmiş olması nedeniyle dosyanın tefrik edilerek davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde kararlarda imzası bulunan davacı ...'ın da sorumluluğunun doğacağını, uzman raporu şeklinde bahsedilen tek taraflı düzenlenmiş belgede belirtilen müvekkilleri aleyhine olan hususların hiçbirisini kabul etmediklerini, şirketin kuruluşundan itibaren ilk beş yıl için seçilen müdürlerin görev süresinin dolmasından sonra 16.03.2010 tarihinde yayınlanan ilan ile müvekkili ...'in 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiğini, 2014 yılında açılmasına karar verilen Konak şubesinin 2015 yılında Kemeraltı şubesinin ise 2016 yılında terkin edildiğini, 2015 yılında tarihi Kemeraltı şubesinin kurularak müvekkili ...'in şube müdürü olarak atandığını, 12.05.2016 tarihinde müvekkili ...'in pay devir almasından sonra münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edildiğini, 16.09.2016 tarihli ilan ile müvekkili ...'in müdür olarak temsil yetkisinin sona erdiğini, o ilandan sonra da şirket yetkilisine ilişkin olarak herhangi bir ilan yapılmadığını, 2017 yılında Kuşhane Şubesinin tescil edilerek müvekkili ...'in şube müdürü olarak atandığını, 30.12.2019 tarihli genel kurul kararı ile tüm şirket paylarının davacı ...'a devredilmesi ile birlikte müvekkili ...'in şubeler nezdinde müdürlüklerinin de son bulduğunu, T.T.K.'nunda sorumluluk şartları olarak, kusurlu hareket, zarar ve illiyet bağı öngörüldüğünü, zararın ise şirketin zararı, pay sahiplerinin ve alacaklıların doğrudan uğradıkları zararlar ve pay sahiplerinin veya alacaklıların dolayısıyla uğradıkları zararlar şeklinde düzenlendiğini, dava dilekçesinde hem ortağın hem de şirketin davacı olup, şirket zararı ile pay sahinin uğradığı zarar arasında bir bağ bulunmadığı gibi iki ayrı alacak kaleminin iki ayrı davanın konusunu teşkil etmesi nedeniyle toplamda 100.000-TL olarak talep edilen alacak yönünden alacağın somutlaştırılması gerektiğini, T.T.K.'nunda genel sorumluluk sebeplerinden ziyade özel sorumluluk sebeplerinin düzenlendiğini, davacı tarafın hangi sorumluluğa dayandığını hukuki olarak beyan etmemesi nedeniyle mesnetsiz ve soyut beyanlar ile davasına gerekçe yaratmaya çalıştığını, davacı ... adına sahte olarak imzalandığı iddia edilen ve genel kurul kararlarında yer alan kararların hepsinin noter tarafından tasdik edilip usulüne uygun olarak ilan edilmiş kararlar olduğunu ve yapılan işlerin müvekkillerine verilen yetkiler içinde kalan ve yapılan işler olduğunu, müvekkillerinin şirketi veya paydaşları zarara uğratacak herhangi bir kusurlu hareketinin mevcut olmadığını, ortada mevcut bir zarar da bulunmamakla birlikte özel sorumluluk hallerinin de dosya kapsamında mevcut bulunmadığını, sorumluluğun bulunduğu kabul edilse dahi müvekkillerinin sorumluluk halinin sona erdiğini, 30.12.2019 tarihli genel kurul kararı ile tüm şirket paylarının davacı ...'a devredilmesi ile beraber şirketin genel kurul toplantı ve müzakere defterinin kendisine teslim edilmesi ile birlikte davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin gerekmesi nedeniyle, zararın ve sorumluların öğrenilme tarihinin şirketin tek ortaklı hale gelmesi ile başlamakla öğrenme tarihinin 30.12.2019 olup, müvekkilleri ... ve ... açısından zamanaşımı süresinin 30.12.2021 tarihi olması nedeniyle talep hakkının zamanaşımına uğradığını, 18.08.2017 tarihinden önceki zararlara ilişkin talep hakkının beş yıllık zamanaşımı nedeniyle mevcut olmadığını, pay sahibi ve müdür olarak tayin edilen müvekkillerinin müdürlük yetkisinin 16.09.2016 tarihinde son bulmuş olup müvekkillerinin zarara sebebiyet verecek kararları veya sorumlulukları mevcut olsa dahi taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili ...'ın şirketin mali müşavir olarak hizmet vermekte olup mesleği itibari ile gerek şirketi gerek paydaşları zarara uğratabilecek biri olmadığını bildirmiş, davacıların talepleri arasında hukuki bir bağ olmaması nedeniyle dosyanın tefrik edilmesini, aksi halde talep edilen 100.000-TL bedelin somutlaştırılması için davacı tarafa süre verilmesini, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir Merkez ... no ile sicile kayıtlı davacı ... Ltd Şti.nin 04.02.2005 tarihinde sicile tescil ile faaliyete başlamakla birlikte davacılardan ...'ın 30.12.2019 tarihli pay devir sözleşmesi ile şirketin tek ortaklı hale geldiği, dava dilekçesinin ekinde 06.06.2022 tarihli ... Ltd Şti.yönünden özel amaçlı finansal bağımsız denetim raporu ibraz edilmekle birlikte 6102 Sayılı Yasanın 553 maddesi kapsamında davalılar aleyhinde açılan sorumluluk davasına yönelik az önce belirtilen 30.12.2019 tarihinde yapılan devirden sonra şirketin tek ortağı ve münferiden temsil yetkisine sahip ...'ın şirketin defter ve kayıtlarını incelemeden diğer ortağın payını devraldığı veya devirden hemen sonra şirketin geçmişine yönelik mali durumuna dair inceleme yapılmadığının TTK'da tanımlanan basiretli tacir kavramına uymadığı, denetim rapor tarihinden bir müddet sonra işbu dava açılmış ise de davacının 30.12.2019 tarihinde tüm hisseleri devralarak tek ortak ve yetkili olduğu tarihten yaklaşık 2,5 yıl sonra bu yönde bir denetim raporu aldırdığı, bahse konu yasanın 560.maddesi çerçevesinde kendisine yapılan hisse devir tarihi itibariyle zararı ve sorumluyu öğrenebileceği veya öğrenmesi gerektiği göz önüne alındığında dava tarihi itibariyle yasada belirtilen zamanaşımı koşullarının somut olayda oluştuğu değerlendirilerek zamanaşımından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, hükme gerekçe yapılan tespitlerin eksik incelendiğini, iş bu alınan kararların tamamının sahte imzalar kullanılarak alınmış kararlar olup davacı şirket ve davacı müvekkilinin bu kararlardan haberdar olmadığını, kendi rıza ve bilgisi dışında imzası taklit edilerek alınmış kararlar olduğunu, iş bu konunun savcılık şikayetine de konu edildiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/90883 soruşturma numaralı dosyasında soruşturmasının devam ettiğini, tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için eylemi işleyen hakkında ceza davasının açılmış veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunmasının gerekli olmadığını, yalnızca cezalandırılabilir bir eylemin suç niteliğini taşımasının yeterli olduğunu, davalı ...'in ayrıca şirket banka hesaplarından bakiyeler çekmiş olup, elinde kalan bakiyeyi kendi nam hesabına hareket ettiğini, uzman görüş raporunun da iş bu durumu doğruladığını, yerleşik Yargıtay kararlarının bu yönde olduğunu belirterek zamanaşımı yönünden verilen red kararının yerinde olmadığını, işin esasına girilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, bununla birlikte TTK'nın 549 maddesi uyarınca diğer davalılar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu belirtilen eski mali müşavir davalı ...'in de diğer davalılar gibi sorumlu olduğu cihetine gidilmesi gerekirken pasif husumet yokluğundan ... yönünden red kararının da haksız ve hukuksuz olduğunu, özel amaçlı finansal bağımsız denetim raporu 06.06.2022 tarihinde alınmakla, davanın da söz konusu raporun tarihi itibariyle zararı ve sorumluyu tespit edildiğinden süresinde açıldığı belirtilerek kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, TTK'nun 644(1)-a maddesinin yollaması ile TTK'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca; davacı ...'ın ortağı olduğu davacı şirketin bir dönem yetkilileri olarak görev yaptığı iddia edilen davalıların, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek davacı şirketi ve ortağı zarara uğrattıkları iddiası ile verdikleri zararın tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İzmir CBS'nin 2022/90883 sor. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı şirket yetkili diğer davacı tarafından davalılar aleyhine dava dilekçesine ekli 06/06/2022 tarihli "özel amaçlı finansal bağımsız denetim raporu" kapsamında resmi evrakta sahtecilik, özel evrakta sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından suç duyurusunda bulunulduğu, tahkikat aşamasında verilen cevabi yazı ile soruşturmanın halen devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür. 6102 Sayılı Yasanın 555/1 maddesi gereği şirketin uğradığı zararların tazmininin şirket ve her bir pay sahibi tarafından istenebileceği, pay sahiplerinin tazminatı ancak şirket lehine ödenmesini talep edebileceği hususunun ihtiva edildiği ve işbu davanın az önce belirtilen yasanın 553.maddesi çerçevesinde eski ortak aynı zamanda bir dönem yönetici ..., yine eski ortak bir dönem yönetici ... ve eski mali müşavir ... aleyhine açıldığı, açılan işbu sorumluluk davasının TTK'nın 560.maddesine göre ise zamanaşımına tabi kılındığı, ilgili maddenin incelenmesinde sorumlu olanlara karşı tazminat istem hakkının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle davacının talebinin zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, bununla birlikte ilgili maddenin son cümlesinde fiilin cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunması halinde açılacak tazminat davasında da bu zamanaşımının uygulanacağının hükme bağlandığı hususu göz önüne alınmakla birlikte uzayan ceza zamanaşımı hariç yasaya göre 2 yıllık zamanaşımının başlaması için talepçinin hem zararı hem de sorumluyu öğrenmesi gerektiği, somut olayda mahkemece davacının 30/12/2019 tarihinde hisse devri neticesi tek yetkili ortak haline gelmesi sonucuna bağlı olarak davacının hem zararı hem de sorumluyu öğrenebileceği ve öğrenmesi gerektiği göz önüne alınarak dava tarihi itibariyle söz konusu iki yıllık zamanaşımının dolduğu gibi bağımsız denetim raporunun da bahse konu 30/12/2019 tarihinden itibaren iki yıllık süreden sonra alınmasında davacının ihmali görülerek yukarıda belirtilen şekilde karar verilmiş ise de zamanaşımını düzenleyen yasa maddesinde zamanaşımı başlangıcı için hem zarar hem de sorumlunun bilinmesinin ihtimalli olarak düzenlenmediği, bu yönden mahkemelerce öğrenebileceği ve öğrenmesi gerektiği şeklinde bir tespitten ziyada öğrenme olgusuna yönelik tarihin net olarak tespit edilmesi gerektiği (Yargıtay 11 HD'nin 2014/17724 esas ve 2015/6794 karar sayılı ilamı) ve ancak bu yönde bir tespitin yapılmadığı gibi zamanaşımının davadan önce dolduğu yönünden somut bir veriye de rastlanmadığı tam aksine hem zarar hem de sorumlunun öğrenilmesi yönünden tek somut olan olgunun davacının gerek soruşturma dosyası gerekse de iş bu davayı açmasına etken olan denetim raporu olduğu ve bu rapor tarihinin ise 06/06/2022 tarihi olduğu anlaşılmakla bu tarihe göre dava tarihine bakılacak olursa zamaşımının dolduğundan bahsedilemeyeceği bütün bunlar bir yana ceza zamanaşımı yönünden fiilin ceza kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olduğu koşuluna bağlandığı, bu anlamda eylem sebebi ile kamu davası açılması yahut ceza davasının bulunmasının gerekmediği, somut olayda davalılara yönelik eylemlere dair derdest haldeki İzmir CBS'nin 2022/90883 soruşturma sayılı dosya konusu göz önüne alınmakla somut olayda ceza zamanaşımının uygulanması ya da uygulanmaması yönünde eksik inceleme yapıldığı anlaşılmakla mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken yukarıda belirtilen yönde değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, bu kapsamda davacı yan tarafından ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 11 HD 22022/6244 E. Ve 2023/579 K.sayılı ilamı) Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun diğer yönlerine ilişkin hususları incelenmeksizin yukarıda belirtilen husus yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Kabule göre de her ne kadar mahkemece konu tazminat yönünden tahkikat aşamasında somut olayda iki davacı olduğu ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınmasına yönelik talep bakımından hangi davacı adına hükmedilmesinin istenildiğinin sorulması üzerine davacı vekilince verilen imzalı beyan ile 50.000,00 TL'sinin davacı şirket, 50.000,00 TL'sin ise davacı ... lehine talep edildiği yönünde beyan alınmasına karşılık davalı kısmında birden fazla davalı olmasına göre her bir davacı lehine istenen tazminat bedelinin muhatabının kim olduğu da net olmadığından bu yönde bir beyan alınmaması yerinde görülmeyerek Mahkemece bu kapsamda somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde her bir davacı açısından ayrı ayrı isteme konu edilen 50.000,00 TL'lik tazminat yönünden davacılar muhatabının kim/kimler olduğu yönünde davacılardan/davacılar vekilinden beyan alınması gerekmektedir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2022 gün ve 2022/647 Esas - 2022/941 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4-6 maddesi maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/10/2025