T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2026/187 Esas KARAR NO : 2026/487 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 2025/214 D.İŞ Esas, 12/12/2025 Tarihli Ara Karar DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriği…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2026/187 Esas KARAR NO : 2026/487 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 2025/214 D.İŞ Esas, 12/12/2025 Tarihli Ara Karar DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Talep eden vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru numarasıyla “...: ...” ve ... başvuru numarasıyla “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, anılan markaların müvekkili şirketin bilgisi ve rızası dışında dilekçelerinde belirtilen platformlarda, farklı kullanıcı hesapları aracılığıyla yayınlandığının tespit edildiğini, Noter aracılığıyla e-tespit yapıldığını, bu yayınlarda markanın birebir veya karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde kullanılmasının, 6769 sayılı Kanun’un 7 ve 29. maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, müvekkili şirkete ait ... başvuru numaralı “...: ...” marka isimli ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markaların izinsiz biçimde kullanıldığını belirterek dilekçede belirtilene bağlantılarında yer alan içeriklerin, Noterlik tarafından tespit edilen ihlale konu içeriklerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi uyarınca kaldırılmasını veyahut işbu internet sitesine erişimin tüm domain'leri (alt domain - üst domain) dahil olmak üzere tedbiren erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.-Talep eden vekili 24.11.2025 tarihli dilekçe ekinde 19.11.2025 tarihli ara karar uyarınca yapım sözleşmesi sunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...Mahkememizce ... başvuru numaralı “...: ...” ve ... başvuru numaralı “...”ibareli marka tescil belgeleri celp edilmiştir. Türk Patent ve Marka kurumundan marka tescil belgesi celp edilmiş, markanın tescil belgesinde ... A.Ş.NİN 38 , 41 sınıf için 2023 tarihinde tescil edildiği, markanın daha sonra ... ANONİM ŞİRKETİ’ne devir edildiği bildirilmiştir. “...: ...” YAPIM SÖZLEŞMESİ başlıklı sözleşme incelendiğinde Sözleşme taraflarının 1.1. ... A.Ş.(...) 1.2. ... A.Ş.(...)1.3. ... A.Ş.(...) sıfatıyla 19.1.2023 tarihinde imzalandığı anlaşılmıştır.... Dolayısıyla talep dilekçesi ekinde sunulmayan daha sonra talep edence sunulu sözleşme 19.1.203 tarihli olup, sözleşmenin YAPIM SÖZLEŞMESİ olduğu, her ne kadar başlığında ... ibaresine yer verilmişse de bu açıkça FSEK hükümlerine göre düzenlenen bir Yapım Sözleşmesi olup, içinde marka hakkı ile ilgili bir düzenleme geçmemektedir. Kaldi ki sözleşmeye ... ANONİM ŞİRKETİ taraf değildir. Kaldiki sözleşme çok kapsamlı olarak düzenlenmiş olup, sözleşmenin 11.2. düzenlemesine göre, ..., işbu SÖZLEŞME ile ...’e devredilecek hakları, ...’in işbu SÖZLEŞME çerçevesinde en geniş biçimde, herhangi bir kısıtlama olmaksızın kullanma hak ve yetkisine sahip olduğunu, ...’in işbu SÖZLEŞME ile kendisine devredilecek hakları ve vecaibi, tamamen veya kısmen uygun göreceği her şekil ve zamanda, sayı, yer ve mecra ve muhteva kısıtlaması olmaksızın bir başka gerçek ve/veya tüzel kişiye devredebileceğini, tam ve/veya basit ruhsat verebileceğini beyan ve kabul eder.” Şeklinde düzenlendiği dolayısıyla alenileşmiş ve huzurdaki davanın tarafları olaya dahil edilmeden talep edilen tedbir kararı ilerde telafisi imkansız zararlara neden olacaktır.... Somut olayda noter tespiti yapılmış olup, delillerin karartılma ihtimali bulunmadığı gibi, markanın zayıf marka olup olmadığı, marka üzerinde kimin hak sahibi olduğu, yapım sözleşmesinin hiçbir kısmında tescilli marka ile ilgili bir hüküm bulunmadığından dizi yada yapıma adını veren kullanımda mali hak devrinin olup olmadığı, varsa çeşidi süresi gibi taleplerin ancak açılacak esas dava içinde çekişmeli yargılama kurallarına göre sunulup tartışılmasının gerektiği, aksi halin gerçek hak sahiplerinin savunması alınmadan tek taraflı taleplere göre yapılması halinde adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olacağı ve değişik iş dosyası üzerinden basit yargılamaya tabi usul ile tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı, davacının tüm istemlerinin esas dava içinde tartışılmasının gerektiği ve HMK 389.madde kapsamında aciliyet, içermediği, asıl dava içinde davacı haklı görüldüğü takdirde her zaman bir karar alınmasının mümkün olduğu, bu aşamada verilecek bir tedbir kararının ilerde telafisi imkansız zararlara yol açacağı , anlaşıldığından, keza kaybolacak bir delil de bulunmadığı hususları gözetildiğinde;D.iş evrakı üzerinden davacı taleplerinin görülüp inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, davacının iddialarının ise esas dava içinde çözümlenmesi gerekli taleplerden olduğu gözetilerek ve HMK 389 vd. kapsamında yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden tedbir isteminin REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Talep eden vekili istinaf isteminde özetle; İlk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir talebimizin değerlendirilmesinde yetkili ve görevli mahkeme olduğunu, mahkemenin, "davacı taleplerinin görülüp incelenme yapılmasının mümkün olmadığı, davacının iddialarının esas dava içinde çözümlenmesi gerekli taleplerden olduğu.." gerekçesinin yerinde olmadığını, ileride telafisi imkansız zararların Müvekkili ... açısından doğduğunu, dava dilekçesi ve eki delillere göre yaklaşık ispatın sağlandığını,Marka hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir için aranan şartlar oluştuğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, işbu davaya konu olan ilgili programın yapım sözleşmesine müvekkilinin taraf olmadığı yönünde bir gerekçe sunulmuş ise de, yapım sözleşmesine taraf olan ... Anonim Şirketi, müvekkilinin %100 hissedarı bulunduğu bir iştiraki olup sözleşmenin de bu yönüyle tarafı olduğunu, ticaret sicil gazetesi örneğini dilekçe ekinde sunduklarını,Davalı tarafın, müvekkilinin marka hakkını haiz olduğunu bildiği halde, ilgili programı müvekkilinin markası ile izinsiz yayınlaması nedeniyle haksız kazanç elde ettiğini ve bu durumun devam ettiğini,Mahkemenin talebi tam olarak değerlendirmediğini, izinsiz yayınların noter aracılığıyla e-tespit yolu kullanılarak tespit ettirildiğini, davalı tarafından yapılan bu yayınların tescilli marka hakkına helal getirecek nitelikte bir aykırılık olduğunu, ciddi zararın ve gecikmesi halinde oluşabilecek daha ciddi zararların mevcut olması nedeniyle kararın kaldırılmasına, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden incelenmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Talep, marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; ihtiyati tedbir talep edenin markadan kaynaklanan haklara dayandığı, dilekçesi ekinde noter e-tespit tutanağını sunduğu, mahkemenin talebine istinaden sunulan yapım sözleşmesinin "..." başlıklı olduğu, karşı tarafın istinafa cevabında ... (...) başlıklı tv şovunun ... ... ile 19.09.2025'te yapılan video lisans sözleşmesi kapsamında yayınlandığını, 5 yıl süre ile dağıtım hakkına haiz olduğunu savunduğu dikkate alındığında tarafların iddia ve savunmalarının, delillerinin değerlendirilmesi gerekli olup bu aşamada ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/03/2026