Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun dışarı göndermek istediği mektubun gönderilmemesi sebebiyle ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun dışarı göndermek istediği mektubun gönderilmemesi sebebiyle ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu "Vahadaki Cehennem" adlı günlüğünü posta yolu ile dışarıya göndermek istemiştir. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı 29/3/2007 tarihinde günlük olarak yazılmış defterin kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceğinden posta ile gönderilmesinin sakıncalı olduğunu değerlendirerek defterin başvurucuya geri verilmesine karar vermiştir. Başvurucu, anılan karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Bolu İnfaz Hâkimliği 19/4/2007 tarihinde şikâyet konusu kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurusunun reddine karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 22/5/2007 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 13/6/2007 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün ihlal edildiğinden bahisle başvuru yapmıştır. AİHM, 42701/08 numaralı başvuru hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddesi çerçevesinde, ceza infaz kurumlarında Türkçe yazılan mektup ve iletilerin ceza infaz kurumu idaresi tarafından alınmaması veya gönderilmemesi üzerine özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler hususunda başvurucunun 19/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurması gerektiğinden kabul edilemez olduğuna, diğer şikâyetlerin de kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu, Tazminat Komisyonuna sunduğu dilekçesi ile AİHM başvuru formundaki iddialarını tekrarlayarak 6384 sayılı Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunmuştur. Komisyon 3/8/2017 tarihinde; başvuru konusu olayda suçun önlenmesi, disiplinin ve ceza infaz kurumu güvenliğinin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığı, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığı gerekçesiyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ve 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucunun Tazminat Komisyonu kararında takdir edilen tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek yapmış olduğu itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 21/9/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun haberleşme özgürlüğünün ihlal edilmiş olması nedeniyle uğramış olduğu manevi zararın karşılığı olarak hükmedilen tazminatın manevi tazminat niteliğinde olması nedeniyle miktarının takdiren belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulandıktan sonra belirlenen manevi tazminat tutarının hakkaniyete ve AİHM'in içtihatlarına uygun olduğu ifade edilmiştir. Nihai karar 4/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.