1. Hukuk Dairesi 2025/1041 E. , 2025/2718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2017 E., 2024/1302 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/145 E., 2022/301 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafında
**1. Hukuk Dairesi 2025/1041 E. , 2025/2718 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2017 E., 2024/1302 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/145 E., 2022/301 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalıların murisi ... ile aynı babadan kardeş olduklarını, ömrü boyunca mirasbırakan babası ...'ı hiçbir şekilde görmediğini, uzun yıllar sonra kardeşinin olduğunu öğrendiğini, davalıların murisi ...'in ise bütün olup bitenden haberdar olduğunu, hiçbir şekilde kardeşini aramadığını ve babasından intikal eden gayrimenkulleri dolaylı olarak 3. şahsa sattığını, daha sonra kocası...'in satın aldığını ve daha sonra kocasının vefatı ile de miras olarak tekrar kendisine intikal ettirdiğini, tarafların yaptığı muvazaalı işlemin tapu kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek 2282, 1306, 235 ada 3, 523 ada 15, 14, 10, 9, 8, 7 ve 6, 560 ada 12, 2, 3, 4 ve 5, 522 ada 9 ve 10, 230 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara ait geriye dönük tüm tapu kayıtlarının çıkartılarak söz konusu muvazaanın tespiti ile mal kaçırma maksadıyla yapılan işlemlerin iptaline, mahkeme aksi kanatte ise saklı paya tecavüz nedeniyle murisin tasarruf nisabını aştığı ölçüde tasarrufun tenkisine karar verilmesini talep etmiş, kaldırma kararından sonra icra edilen ilk duruşmada davacı vekili;" BAM kaldırma ilamında da belirtildiği üzere davamızda tescil talebimiz mevcuttur," şeklinde beyanda bulunarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında davacının 09.10.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalılar; davacının iddia ettiği gibi muristen intikal eden bir malvarlığının söz konusu olmadığını, davalıların kendilerine diğer mirasbırakanlarından kalan, eşlerinin ve babalarının satın aldığı ve babalarından miras kalan gayrimenkuller olduğunu, davacı tarafından dava konu gayrimenkuller üzerinde çalışma yapılmadan ananelerinden, eşinden ve babasından kalan ve sonradan kendi aldıkları gayrimenkulleri olmasına rağmen üzerlerinde olan gayrimenkullerin tamamını davaya konu ettiğini, bunun davanın konusu açısından gerçeği yansıtmadığını, tapu kayıtları incelendiğinde mirasbırakan ...'ın içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle malvarlığının bir kısmını o gün köyde muhtar olan ve emlakçılık da yapan ....'e sattığını, bu satış işleminin davacının iddia ettiği gibi mirasın intikalinden sonra değil, murisin kendi hayatta iken yaptığı bir tasarruf işlemi olduğunu, murisin ölümünden bir süre sonra ekonomik durumu iyi olan...'in kayınpederinin sattığı gayrimenkullerin bir kısmını muhtemelen o dönemde toprak satmanın toplum arasındaki olumsuz psikolojik etken ve aidiyet hissinin oluşturduğu duygularla satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, davalılar vekili 29.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacı tarafın tenkise yönelik istemlerinin hak düşürücü süre/zamanaşımı sebebiyle esastan reddi gerektiğini, muris ...'ın 01.01.1970 tarihinde vefat ettiğinin gerek nüfus kayıt örneklerinden gerekse davacının sunmuş olduğu mirasçılık belgesindeki kayıtlarla sabit olduğunu belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2015/218 Esas, 2018/148 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafça muris ...'in mal kaçırmak maksadı ile yapmış olduğu tüm işlemlerin iptalinin talep edildiği, tescile yönelik herhangi bir talepte bulunulmadığı anlaşılmakla; 03.05.2018 tarihli celsede Yargıtay ilamları gereğince iptal istemi tescil istemini kapsamadığından davacı vekiline tescil davası açmak ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, söz konusu süre içerisinde anılan husus yerine getirilmediği takdirde duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına karar verilmiş, huzurda bulunan davacı vekiline ihtarat yapılmış, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça anılan hususlarda işlem yapılmadığı (tescil davası açma) anlaşıldığından ara karar gereği davanın usulden reddine karar verilmiş, söz konusu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2018/1331 Esas, 2019/236 Karar sayılı kararı ile; " ... Dava dilekçesinin konu bölümünde tescil talebi bulunmakta olup tescil davası açmak üzere kesin süre verilip davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca kararın başlık kısmında davacı ... vekili olarak gözüken Av.....'in davacı ile arasında vekaletnameye dayalı ilişki bulunmadığı yetki belgesine istinaden bir kez duruşmaya katıldığı anlaşıldığından karar başlığı hatalı düzenlenmiştir. Kaldı ki HMK'nın 31. maddesinde hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişki gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir; düzenlemesi karşısında somut olayda dava dilekçesinin dava konusu kısmında tescil talebi bulunduğu, gözetilerek mahkeme hakimi tarafından talebin açıklattırılarak davacı tarafın tescil talebi bulunması halinde davaya devam olunarak karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile davalı tarafın istinaf sebepleri incelemeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a/4 maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; davalı müteveffa ... ile davacı müteveffa ...'nın baba bir anne ayrı kardeş oldukları ve babasından intikal eden taşınmazların farklı zamanlarda el değiştirdiği, bu el değiştirmenin muvazaa niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, tapu iptal talebinin taşınmazların bölünmeye elverişli olmadığı yönündeki müzekkere cevabı doğrultusunda reddedildiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda tenkise tabi kısım yönünden davalıya seçimlik hakkı sorulduğu, neticeten tenkise tabi kısmın tazminatını ödeyerek kazanımlarını korumak istedikleri, hükmün de bu yönde tesis edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından açılan eldeki davanın kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazların bölünmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi doğru değil ise de sonucu itibariyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verildiğinden, dahili davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalılar vekilinin istinaf sebebinin ise yerinde olduğu, davacı tarafından terditli olarak ileri sürülen tenkis talebine gelince; 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 17. maddesi gereğince mirasçılık ve mirasın geçişinin, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği, kök muris ...'ın 01.01.1970 tarihinde tarihinde vefat ettiği, kök murisin ölüm tarihi itibariyle yürürlükte olan Medeni Kanun'un 513. maddesi gereğince tenkiste 1 ve 5 yıllık zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağı, davalılar vekilince tenkis talebine karşı cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazının ileri sürülmüş olduğu, ıslahın taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin karşı tarafın oluruna bağlı olmaksızın tamamen ve kısmen düzeltilmesi işlemi olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah müessesesinin sadece davacıya hak tanımadığı, usulüne uygun yapılmış olan davalı ıslahının da geçerli olduğu, bunun iddia ve savunma arasında denge sağlanması, adil yargılanma ve bu bağlamda silahların eşitliği ilkesinin de gereği olduğu, cevap süresi içinde cevap dilekçesi ile ileri sürülmemiş ise de süresi içinde cevap dilekçesi sunulduğundan cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinde usule aykırılık bulunmadığından Mahkemece, ıslah yoluyla ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınarak dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle tenkis talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, dosyada cevap dilekçesi yasal süre geçtikten sonra verildiğinden cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle yapılan zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek yazılı olduğu üzere tenkis talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesi ile dahili davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Yerel Mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b/2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve tapu iptali ve tescil talebinin hak düşürücü süreden reddine, tenkis talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesi ile; davalı tarafın ıslah dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmasının doğru olmadığını, tapuya kayıtlı taşınmazların muvazaalı olarak satılması ve devredilmesinin zamanaşımına tabi olmadığını, dava konusu taşınmazların muvazaalı olarak devre konu edildiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, murisin vefat tarihinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1900 doğumlu mirasbırakan ...'ın 01.01.1970 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızı ... ve davalıların murisi olan kızı ...'in kaldığı; ...'in muristen sonra 03.09.2014 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçısı olarak davalı kızları ..., ... ve ...'in kaldığı, muris ...'ın iki evlilik yaptığı, ilk eşi olan ...'dan davalılar murisi ...'in 1931 yılında dünyaya geldiği, ikinci eş olan ...'den 1947 yılında davacı ...'nın dünyaya geldiği; - dava konusu 1306 parsel sayılı taşınmazın 06.08.1988 tarihinde kadastro tespiti gördüğü ve tutanakta 1986 yılında davalıların murisi ...'ın öldüğü ve taşınmazın; 1/4' ünün eşi ...'e, 1/4'er payının kızları ..., ... ve ...'ye kaldığı belirtilerek taşınmazın davalılar murisi ve davalılar adına tescil edildiği ve tutanağın 05.10.1989 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın halen davalılar adına kayıtlı olduğu, - dava konusu 2282 parsel sayılı taşınmazın 13.03.1989 tarihinde dava dışı şahıs adına kadastro tespiti gördüğü, askı süresi içinde davalılar murisi ve davalılar tarafından İnegöl Kadastro Mahkemesinde 1989/118 Esas sayılı dosya üzerinden dava açıldığı ve Mahkemece 1990/7 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 01.04.1990 tarihinde kesinleşerek taşınmazın 1/4 hissesinin ..., 1/4'er hissesinin ..., ... ve ... adına hükmen tescil edildiği ve halen davalılar adına kayıtlı olduğu, - dava konusu 560 ada 2, 3, 4, 5 ve 12 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması öncesi kök parseli olan 3125 parsel sayılı taşınmazın 08.02.1989 tarihinde davalılar murisi ... adına kadastro tespiti gördüğü, tespite ilişkin tutanağın 05.10.1989 tarihinde kesinleştiği ve dava konusu 560 ada 2, 3, 4, 5 ve 12 parsellerin halen davalılar adına kayıtlı olduğu, - dava konusu 522 ada 9 ve 10 ile 523 ada 6, 7, 8, 9, 10, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması öncesi kök parseli olan 3088 parsel sayılı taşınmazın 02.02.1989 tarihinde davalılar murisi ... ve davalılar adına kadastro tespiti gördüğü, tespite ilişkin tutanağın 05.10.1989 tarihinde kesinleştiği, dava konusu parsellerin halen davalılar adına kayıtlı olduğu, - dava konusu 235 ada 3 ve 230 ada 3 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması öncesi kök parseli olan 2973 parsel sayılı taşınmazın 20.01.1989 tarihinde... ölü olduğundan davalılar murisi ... ve davalılar adına kadastro tespiti gördüğü ve tespite ilişkin tutanağın 05.10.1989 tarihinde kesinleştiği, dava konusu 235 ada 3 parselin halen davalılar adına kayıtlı olduğu, 230 ada 3 parselin ise davalılar tarafından dava dışı 3. kişiye satıldığı ve dava tarihinde davalılar adına kayıtlı olmadığı, -davacı ...'nın dava konusu taşınmazların muvazaalı şekilde davalılar ve murisleri ... adına tescil edilmiş olduğunu ileri sürmek suretiyle eldeki temyize konu davayı 24.06.2015 tarihinde açtığı, yargılama aşamasında ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı mirasçıları tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.