5. Hukuk Dairesi 2025/8308 E. , 2026/4056 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/738 Esas, 2025/1372 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/261 Esas, 2023/727 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istina…
5. Hukuk Dairesi 2025/8308 E. , 2026/4056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/738 Esas, 2025/1372 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/261 Esas, 2023/727 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., .... Mahallesi 290 17... (imar uygulaması ile 290 17... ) parsel sayılı taşınmaza1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında rekreasyon alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun ilçe belediyesine ait olduğunu, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu alan ilişkin uygulama imar planının idare mahkemesince iptal edildiğini, böylece taşınmazın plansız konuma düştüğünü ve kamuya özgülenmiş donatı alanı niteliğinde olmadığı dikkate alındığında davanın idari yargı mercilerinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, taşınmazın imar planında belediye hizmet alanında kalmadığını, kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun müvekkili idarede olmadığını, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını, dolayısıyla davacının taşınmazdaki payının alınıp satılmasına ilişkin tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının söz konusu olmadığını, taşınmazın imar planında rekreasyon alanı olduğu gerekçesiyle davanın açıldığını, oysa bu alanlarda büfe, çay bahçesi gibi ticari yapılaşma hakkının bulunduğunu, kamulaştırmasız el atmanın şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın geldiği 290 17... parselin 2005 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında Kentsel Rekreasyon alanında kaldığı ve ... numaralı parselasyon planı ile kamu ortaklık payı parseli olarak oluştuğu, daha sonra 2015 yılında 2654 sayılı meclis kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planı ve bu kapsamda oluşturulan ... numaralı Parselasyon Planı ile taşınmazın park alanlı 290 17... parsel ile kentsel rekreasyon alanlı aynı ada 3 parsel olarak tescil gördüğü, akabinde ... numaralı Parselasyon Planı ile 290 17... parselin yeniden düzenlemeye alınarak 11.000 m²sinin park alanlı 6 parsel 65.459 m²sinin kentsel rekreasyon alanlı 5 parsel olarak tescil edildiği, daha sonra ... numaralı Parselasyon Planı ile 5 parselin yeniden düzenlemeye alındığı, 60.024,15 m²sinin imar planında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrılan eldeki davaya konu edilen 290 17... parsel olarak, kalan kısmın ise park alanlı 8 parsel olarak şuyulandırma sonucu tapuya tescil edildiği, davacı taraf payının 290 17... parsel sayılı taşınmazda toplam 433 m² olduğu, yapılan keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporuna göre ilk uygulamaya esas ... numaralı parselasyon planı ile oluşan dava konusu taşınmazın öncesi olan 290 17... parsel ile geçen süreçte yapılan imar uygulamaları sonucunda oluşan aynı ada 4, 6, 7 ve 8 parsellerin aynı yerde kaldığı, taşınmaz üzerinde hiçbir tesis ve yapı bulunmadığı, fiilen el atılmadığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın ilk oluşumuna esas uygulama imar planında kentsel rekreasyon alanı olarak ayrıldığı, yapılan imar uygulamaları sonucunda en son oluşan aynı ada 7 parsel sayılı taşınmazın da bu kapsamda kaldığı ve aynı yerde bulunduğu, dava konusu taşınmazın kamunun kullanımına özgülenmiş kamu ortaklık paylarından oluştuğu dikkate alındığında hukuki el atma şartlarının gerçekleştiği anlaşılmış olup uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmak görevinin adli yargıya ait olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergiye esas rayiç değerleri de irdelenmek suretiyle değerinin tespit edilmesinde ve davanın kabulüne karar verilerek taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan davalar sonucu Dairelerine intikal eden dava dosyalarında dava konusu taşınmaza Mart 2020 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 1.380,00 TL/m² birim bedelinin Dairelerinin 2022/379 Esas sayılı ilâmı ile uygun bulunduğu ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/3934 Esas sayılı kararı ile onandığı ve kesinleştiği, Eylül 2019 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 1.815,00 TL/m² birim bedelinin Dairelerinin 2022/724 Esas sayılı ilâmı ile uygun bulunduğu ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/5697 Esas sayılı kararı ile onandığı ve kesinleştiği yine dava konusu taşınmaza Ekim 2021 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 2.300,00 TL/m² birim bedelinin de Dairelerinin 2022/1847 Esas sayılı ilâmı ile uygun bulunduğu dikkate alındığında, güçlü delil niteliğindeki bedeller eldeki dava dosyasına eskale edildiğinde bulunan bedel dikkate alındığında ve bedeli uygun bulunan diğer paydaş dosyaları da dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca davacı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde aleyhlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuşsa da davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde bu yönde istinaf başvurusunun bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin bu yöndeki temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.