8. Hukuk Dairesi 2018/4951 E. , 2020/3857 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, vekil edeni idarenin 800 ada 15 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan …
**8. Hukuk Dairesi 2018/4951 E. , 2020/3857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, vekil edeni idarenin 800 ada 15 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın davalı tarafından kullanıldığını belirterek, 1.1.2011-31.7.2012 tarihleri arasındaki dönem için 16.552,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, duruşmadaki beyanında, dava konusu taşınmazı birkaç yıl önce tahliye ettiğini, borcunu ödemek üzere davacı idareye başvurduğunu fakat sözleşmesinin yenilenmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 2011 yılı için aylık 2.222,12 TL'den 26.664 TL ve 2012 yılı için aylık 2.469 TL den 17.283 TL olmak üzere 1.1.2011-31.7.2012 dönemine ait toplam 43.947 TL ecrimisil bedelinden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 16.552 TL'nin dönem sonu tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir. T.C. Anayasasının 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.