DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3166 E. , 2024/1227 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3166 Karar No : 2024/1227 TEMYİZ EDENLER :I-(DAVACI): ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... II-1-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL:... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2023 tarih ve E:2023/1645, K:2023/6715 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelener…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/3166 E. , 2024/1227 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3166 Karar No : 2024/1227 TEMYİZ EDENLER :I-(DAVACI): ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... II-1-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ... 2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL:... Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2023 tarih ve E:2023/1645, K:2023/6715 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 16/11/2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, anılan plana, Çeşme ilçesine ilişkin olarak yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin ve Çeşme ilçesine yönelik plan notlarının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/12/2022 tarih ve E:2021/3651, K:2022/3553 sayılı kısmen onama, kısmen bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2023 tarih ve E:2023/1645, K:2023/6715 sayılı kararıyla; İzmir-Çeşme-Şifne Yat Limanının dava konusu çevre düzeni planında gösterilmemesi yönünden: 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planlarının, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türü olduğu, Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğunun kurala bağlandığı, Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 16/11/2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, Çeşme ilçesinin Ilıca Mahallesi ile Dalyan Mahallesi arasında kalan kıyı bölgesinde, balıkçı barınağı ve aynı zamanda yat limanı kullanımını ifade eden gösterimlere/sembollere yer verildiği halde, İzmir - Çeşme - Şifne Yat Limanı Amaçlı İmar Planına dayalı olarak yapılması planlanan ve bölgesel düzeyde etkileri olabileceği değerlendirilen İzmir - Çeşme - Şifne Yat Limanının bulunduğu alanda, böyle bir gösterime/sembole yer verilmediği ve Çeşme ilçe sınırlarını içeren L-16 sayılı plan paftasında 10/10/2018 ve 07/07/2020 tarihlerinde yapılan değişiklikler kapsamında da bu sorunun giderilmediğinin görüldüğü, Her ne kadar, davalı idare tarafından, İzmir - Çeşme - Şifne Yat Limanının sehven işlenmediği belirtilerek, dava konusu plana ait, "Bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planları geçerlidir. Onaylı imar planlarında, bu planın ilkeleri ve nüfus kabulleri ve 7.6. sayılı maddesi doğrultusunda uygulama yapılacaktır." düzenlemelerini içeren plan hükümlerinin 7.12. sayılı maddesinin bu hatayı ortadan kaldıracak nitelikte olduğu savunulmakta ise de; çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerektiği, Öte yandan, dava konusu çevre düzeni planında, önerilen ya da mevcutta var olan diğer "yat limanı" kullanımlarının gösterimine/sembolüne yer verildiği halde, Şifne Yat Limanının bulunduğu alanda, böyle bir gösterime/sembole yer verilmemesinin, gösterim teknikleri, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu, davalı idarenin, bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış imar planlarına geçerlilik tanıyan plan hükmüne dayalı savunmasının ise bu kapsamda hukuken kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığı, Bu durumda, İzmir - Çeşme - Şifne Yat Limanı Amaçlı İmar Planına dayalı olarak yapılması planlanan ve bölgesel düzeyde etkileri olabileceği değerlendirilen anılan yat limanına dava konusu çevre düzeni planında yer verilmemesinin planlama tekniklerine, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu, Alaçatı Mahallesinin batısında kalan kentsel gelişme alanı plan kararı yönünden: Uyuşmazlıkta, Alaçatı yerleşiminin batısı, 23/06/2014 tarihinde onanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "tarım alanı" olarak gösterilmiş iken, 30/12/2014 tarihinde onaylanan planda, söz konusu alanın "kentsel gelişme alanı" kullanımına dahil edilerek, bu lekenin doğal sit alanını kapsayacak şekilde büyütüldüğü, dava konusu plan ile de bu durumun devam ettirildiği, Dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda (sayfa 34); "Alaçatı: Alaçatı'da, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanları yeterlidir. Alaçatı'da, yerleşik alanların yanı sıra, turizm alanları ve tercihli kullanım alanlarında da alt ölçekli planlarda var olan yapılaşma koşullarının korunması kararlaştırılmıştır." açıklamasına yer verildiği, Buna göre, dava konusu çevre düzeni planının açıklama raporunda, Alaçatı'da, onaylı planlarda bulunan kentsel gelişme alanlarının yeterli olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen kentsel gelişme alanının, hangi gerekçeyle büyütüldüğünün ortaya konulamadığı, Bu durumda plan açıklama raporunda, Alaçatı yerleşiminin ihtiyacına yönelik kentsel gelişme alanına ilişkin ortaya konulan öngörü ile daha sonradan getirilen "kentsel gelişme alanı" lekesi arasında çelişki bulunduğu açık olup, bu haliyle dava konusu plan kararında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu edilen çevre düzeni planının anılan kısımlar yönünden iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacı ve davalı idare yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının, davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddinin, davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı idarenin temyiz istemi yönünden: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/12/2022 tarih ve E:2021/3651, K:2022/3553 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. Davacının temyiz istemi yönünden: Davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, Daire kararının, davanın reddine yönelik kısmının bozulması istenilmiş ise de; bu kısmın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/12/2022 tarih ve E:2021/3651, K:2022/3553 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, davacının temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Davalı idare yanında müdahilin temyiz istemi yönünden: Temyize konu kararın, 05/11/2023 tarihinde davalı idare yanında müdahil vekiline tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç 05/12/2023 (Salı) tarihinde temyiz başvurusunda bulunulması gerekmekte iken, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen 30 (otuz) günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 07/12/2023 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu görüldüğünden, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/09/2023 tarih ve E:2023/1645, K:2023/6715 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Davacının temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 4.Davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 5.Kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.