Başvuru, belirlenen günden önce ve savunma tarafının yokluğunda dinlenilen, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt olarak kullanılan iddia tanığının duruşmada sorgulanamaması, mahkûmiyet kararında başvurucu hakkında daha önce açılan henüz neticelenmemiş başka bir yargılamadan söz edilmesi ve hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; belirlenen günden önce ve savunma tarafının yokluğunda dinlenilen, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt olarak kullanılan iddia tanığının duruşmada sorgulanamaması, mahkûmiyet kararında başvurucu hakkında daha önce açılan henüz neticelenmemiş başka bir yargılamadan söz edilmesi ve hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/2/2013 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1987 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü sınıf öğrencisidir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında yürütülen soruşturma kapsamında; PKK silahlı terör örgütünün gençlik yapılanmasına bağlı olarak Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDGM) adı altında faaliyet gösterdikleri ve silahlı terör örgütü ile organik bağlantı içinde yasal ve yasa dışı faaliyetlerde bulundukları iddiasıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2009 tarihli iddianamesi ile İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Bu davada tutuksuz yargılanan başvurucunun yargılamanın soruşturma sürecinde gözaltına alınması sonrasında serbest bırakılması üzerine 20/5/2009 tarihinde Şırnak-Habur kara hudut kapısından Irak'a gittiği anlaşılmaktadır. Bireysel başvuru konusu olmayan anılan yargılama devam ederken 19/12/2009 tarihinde 1988 doğumlu E.Y. (Raperin-kod adı), PKK silahlı terör örgütünden kaçarak Habur sınır kapısında güvenlik güçlerine teslim olmuştur. E.Y. isimli kişi güvenlik görevlilerine, terör örgütünün silahlı faaliyet gösterdiği Kuzey Irak olarak tabir edilen kırsal alanda kendisi ile birlikte faaliyet yürüten örgüt mensuplarının fotoğraflarını görmesi hâlinde bu şahısları teşhis edebileceğini belirtmiştir. Güvenlik görevlilerince terör örgütüne katıldıkları değerlendirilen şahısların fotoğrafları üzerinden E.Y.nin beyanları doğrultusunda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde 19/12/2009 tarihinde fotoğraftan teşhis tutanağı düzenlenmiştir. Tutanağın bireysel başvuru konusu olayla ilgili kısmı şu şekildedir:"3 NOLU FOTOĞRAF: AMARA KOD olarak tanıyorum. Bu kişiyi ben Ekim 2009 tarihinde Kuzey Irakta Ş.H. kampının yakınında olan ismini hatırlayamadığım örgüte ait kampta gördüm ve kendisi ile orada tanıştım. Diyarbakırlı olduğunu biliyorum. Bu kişinin açık kimliğini burada sizden Gülen KILIÇOĞLU (T.C Kimlik No:..) Diyarbakır ili ...nüfusuna kayıtlı. ... 1987 doğumlu, olduğunu öğrendim." Pasaport bilgilerinden 18/2/2010 tarihinde Şırnak-Habur kara hudut kapısından Türkiye'ye giriş yaptığı anlaşılan başvurucu 1/4/2010 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, soruşturma kapsamında aynı tarihli arama ve el koyma kararıyla ikametinde yasak yayınlar ile terör örgütü propagandasını içeren CD ele geçirilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talebi üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hâkimliğinin (CMK madde ile görevli) 1/4/2010 tarihli kararıyla soruşturmanın niteliği ve soruşturma amacını tehlikeye düşürmemek gerekçesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun mülga maddesinin (b) bendine istinaden başvurucunun müdafisi ile görüşme hakkının 24 saat süreyle kısıtlanmasına ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasınca soruşturma evrakının gizliliğine karar verilmiştir. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün 1/4/2010 tarihli yazıları ile daha önceden 19/12/2009 tarihli teşhis tutanağı düzenlenen E.Y. ile irtibata geçilerek fotoğraftan teşhis tutanağı düzenlenmesi ikamet ettiği il olan Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünden istenmiştir. Bu defa E.Y.nin 2 No.lu fotoğrafta başvurucuyu teşhis ettiği 1/4/2010 tarihinde düzenlenen teşhis tutanağındaki beyanı şöyledir:"Ben PKK/KONGRA-GEL terör örgütü içerisinde faaliyette bulunduğum sırada Ekim 2009 tarihinde örgüte ait Kandil bölgesinde [Ş.H.] kampında acemi eğitimi almaktaydım. Bizim bulunduğumuz kampın yakınında olan [Ş.H.] kampında yeni katılan örgüt mensuplarının eğitimi başlayacağından bu kampa 26 kişi ile birlikte gittik, burada yeni katılan örgüt mensupları ile tanıştık. Bu tanışma sırasında AMARA (K) un üzerinde PKK terör örgütü mensuplarının giymiş olduğu kıyafetler vardı, elinde Kaleşnikoff marka silah vardı, ancak yeni başladıkları için silahlarında mermi yoktu. Yaklaşık olarak bu tarihten bir hafta sonra AMARA (K) un bulunduğu [Ş.H.] kampına bir hafta sonra tekrar gideceğimiz ve bu kampta toplantı yapılacağı komutanlarımız tarafından söylendi, bir hafta sonra kampa gittiğimizde kampa Murat Karayılan geldi ve toplantıya konuşmacı olarak katıldı. Bu toplantıda da AMARA (K) u gördüm ve kendisi ile bir süre sohbet ettim. Kendisi bu kampta askeri ve siyasi eğitim alıyordu, yine bizim acemi eğitimimiz bittikten sonra tekrar bu kampa gittik, bu kampa gittiğimde AMARA (K) ile görüştüğümüzde kendisinin öğrenci olduğunu bana söylemişti. Ben bu görüşmemizden sonra kendisini bir daha görmedim. Yine AMARA (K)'un hangi bölgeye gönderildiğini bilmiyorum. Ben 2 nolu fotoğraftaki şahsı PKK terör örgütü içerisinde faaliyet yürütürken tanıdım. Yine bana göstermiş olduğunuz 1 ve 3 nolu fotoğraflardaki şahısların kim olduğunu bilmiyorum." Başvurucu 3/4/2010 tarihinde Cumhuriyet savcısına müdafisi huzurunda verdiği ifadesinde terör örgütüne ait kamplarda eğitim almadığını, evinde yapılan aramada ele geçenlerden haberinin olmadığını ve E.Y. isimli şahsı tanımadığını söyleyerek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen başvurucu mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve yüklenen suçun niteliği gözönüne alınarak 3/4/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Başsavcılığın 5/4/2010 tarihli iddianamesi ile başvurucunun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca serbest bırakıldıktan sonra PKK terör örgütünün kırsal alanında faaliyet göstermek amacıyla örgüte katılmaya karar verdiği, bu amaçla legal yollardan Irak'a gittiği, terör örgütü kampında askerî ve siyasi eğitim aldığı, örgütsel faaliyetleri sırasında gizliliği temin için Amara (kod adı) ismini kullandığı iddia edilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılan yargılama esnasında soruşturma aşamasında fotoğraftan teşhis tutanağı düzenlenen iddia tanığı E.Y.nin duruşma gün ve saatinde hazır edilerek beyanının alınması amacıyla Şanlıurfa Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılmıştır. Kolluk tarafından duruşma gününden önce hazır edilmesi üzerine adı geçen tanık, başvurucunun haberdar olmadığı 3/5/2010 tarihli ara oturumda dinlenilmiştir. Tanık E.Y. mahkeme heyeti huzurunda tanıklık ettiği olayları hangi vesile ile öğrendiğini açıklayarak soruşturma aşamasındaki ifadelerine benzer mahiyette beyanda bulunmuştur. Başsavcılığın 21/6/2010 tarihli yazısı ile ayrıca Serhat Amed (kod adı) isimli İ.A.nın başvurucu hakkında kolluk görevlilerine verdiği beyanlar üzerine düzenlenen fotoğraftan teşhis tutanağı mahkemeye gönderilmiştir. 9/4/2010 tarihli tutanağın başvuru konusu olaya ilişkin kısmı şu şekildedir:"29 NOLU FOTOĞRAF: Kod ismini hatırlamıyorum. Faaliyet gösterdiğim dönem içerisinde örgüt kamplarında bu kişiyi ben örgütten kaçmadan 3-4 ay kadar önce kandil kampında gördüm. açık kimliğini burada sizden Gülen KILIÇOĞLU (T.C Kimlik No:..) Diyarbakır ili ...nüfusuna kayıtlı. ... 1987 doğumlu şahıs olarak öğrendim." Mahkemenin 8/7/2010 tarihli oturumunda fotoğraftan teşhis tutanakları ve tanık E.Y.nin ara oturumda verdiği beyanı başvurucuya okunmuştur. Başvurucu bu kişinin kendisini başkası ile karıştırdığını iddia ederek E.Y.nin beyanlarını kabul etmediğini bildirmiştir. Başvurucu, Kürt tarihini araştırmak istediği için Irak'a gittiğini savunmuş ancak daha sonra okuduğu üniversiteyi bitirmeye karar vererek 18/2/2010 tarihinde Türkiye'ye döndüğünü belirtmiştir. Başvurucu aynı zamanda Serhat Amed (kod adı) isimli İ.A.nın teşhisindeki 29 No.lu fotoğrafın kendisine ait olduğunu ancak teşhis sırasında yapılan açıklamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafileri savunmalarında, bilimsel bir çalışma -mastır yapmak- için başvurucunun yasal yollardan gittiği Irak'ta yaklaşık dokuz ay kaldığını, sanığın aleyhine olan tek delilin tanık E.Y.nin beyanları olduğunu belirterek bu tanığın duruşmada sanık ile yüzleştirilmesini talep etmişlerdir. Mahkemenin, Serhat Amed (kod adı) isimli İ.A.nın duruşmada dinlenilmesine karar vermesi üzerine başvurucunun da hazır bulunduğu oturumda tanık aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur:"Ben PKK terör örgüt tarafından bir inşaat işinde çalıştırılmak üzere götürüldüm, daha sonra beni bırakmadılar, ben bunun üzerine gitme konusunda direttim ve beni bırakmak zorunda kaldılar, bana Serhat Amed kod adını verdiler, ancak ben duruşma salonunda bulunan sanığı tanımıyorum ... Tanığa 09/04/2010 tarihinde düzenlenen fotoğraftan teşhis tutanağı gösterilerek soruldu; her ne kadar tutanakta kod ismini hatırlamadığım kişiyi 3-4 ay kadar önce kandil kampında gördüm, sizden isminin Gülen KILIÇOĞLU'nu öğrendiğim şeklinde beyanım geçmiş ise ben bu beyanımı kabul etmiyorum, ben böyle bir beyanda bulunmadım, niçin tutanağa o şekilde geçtiğini de bilemiyorum ..." Bu arada tanık E.Y.nin başvurucu ve müdafilerinin hazır olduğu oturumda yeniden dinlenilmesi ve başvurucuyla yüzleştirilmesi talebi, tanığın daha önce mahkemece dinlenilmiş olması gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkeme 15/3/2012 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Gerekçeli karardan; tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanakları, tanık beyanıyla örtüşen yurt dışına çıkış ve yurda giriş tarihleri ile başvurucunun ikametinde usulüne uygun olarak yapılan aramada ele geçirilen terör örgütü propagandasını içeren delillerinmahkûmiyette esas alındığı görülmektedir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:"...Yapılan yargılama sonucu toplanan tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanakları, tespit tutanağı ve diğer delilleri göre; ülkemizin sayılı üniversitelerinden birinde öğrenim görmekte olan sanık Gülen KILIÇOĞLU'nun Irak'a üniversiteleri görmek ve mastır çalışması yapmak için gittiği biçimindeki hayatın olağan akışına uygun olmayan savunması, [E.Y.nin] değişmeyen beyanları ve teşhisi, tanık [İ.A.nın] kolluktaki beyanı, sanık Gülen KILIÇOĞLU'nun, [E.Y.nin] belirttiği tarihte Irak'ta olduğunun resmi kayıtlarla sabit olması, sanık Gülen KILIÇOĞLU hakkında terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM üyesi olmak ve bu kapsamda faaliyetlerde bulunmak iddiasıyla hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan İstanbul'da kamu davası açılması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca serbest bırakıldıktan sonra PKK terör örgütünün kırsal alanında faaliyet göstermek amacıyla PKK terör örgütüne katılmaya karar verdiği, bu amaçla 20/05/2009 tarihinde legal yollardan Habur Kara Hudut Kapısı'nı kullanarak Irak'a gittiği, Kandil bölgesinde terör örgütüne ait [Ş.H.] kampında askeri ve siyasi eğitim aldığı eğitim devresi sonunda bu kampta örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, örgütsel faaliyetler sırasında gizliliği temin için "AMARA KOD" ismini kullandığı, 18/02/2010 tarihinde örgütsel faaliyetlerine yurt içinde devam etmek maksadıyla Türkiye'ye giriş yaptığı, ancak 01/04/2010 tarihinde Diyarbakır'da kolluk güçlerince yakalandığı anlaşıldığından örgüt üyesi olmadığına ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir..." Başvurucunun temyizi üzerine hüküm Yargıtay Ceza Dairesinin 22/11/2012 tarihli kararıyla onanmıştır. Nihai kararı 22/1/2013 tarihinde öğrendiğini beyan eden başvurucu 14/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun sunduğu belgelerden bireysel başvuru sonrasında açtığı isim tashihi davasının Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/5/2016 tarihli kararı kabul edilerek Gülen isminin Gulan olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 5271 sayılı Kanun’un "Doğrudan soru yöneltme" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir." 5271 sayılı Kanun’un "Duruşmada okunması zorunlu belge ve tutanaklar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada okunur." 5271 sayılı Kanun’un “Delilleri takdir yetkisi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:"(3) Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:…d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek; ..."