1. Hukuk Dairesi 2010/10061 E. , 2010/9778 K. "" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalı adına kayıtlı 1660 parsel sayılı taşınmazın 64 m2’lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, ayrıca bu bölüm üzerinde 8 metrekarelik basit tuğladan yapılı büfe bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın kıyıda kalan 64 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile yapının yıkımı isteğinde bulunmuştur. Daval…
**1. Hukuk Dairesi 2010/10061 E. , 2010/9778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalı adına kayıtlı 1660 parsel sayılı taşınmazın 64 m2’lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, ayrıca bu bölüm üzerinde 8 metrekarelik basit tuğladan yapılı büfe bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın kıyıda kalan 64 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile yapının yıkımı isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 1660 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayalı iptal, sicil kaydının kütükten terkini ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın 02.02.1983 tarihinde kesinleşen kadastro tespitine dayalı olarak tescil edildiği, davanın ise 13.12.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, tescilin dayanağı olan ilam ve kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği gibi, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen süre, hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı Hazine vekilinin bu kapsamdaki temyiz itirazı yerinde değildir, reddine,