Ceza Genel Kurulu 2012/14-1244 E. , 2012/1775 K. "" Tebliğname : 2012/153398 Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Cinsel saldırı suçundan sanık A. Ü..’ın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığının kabulü ile 5237 sayılı TCY’nın 102/1, 102/3-c-d, 102/5 ve 43. maddeleri uyarınca 16 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2011 gün ve 303-183 sayılı resen temyize tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz…
**Ceza Genel Kurulu 2012/14-1244 E. , 2012/1775 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname : 2012/153398 Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Cinsel saldırı suçundan sanık A. Ü..’ın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığının kabulü ile 5237 sayılı TCY’nın 102/1, 102/3-c-d, 102/5 ve 43. maddeleri uyarınca 16 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2011 gün ve 303-183 sayılı resen temyize tabi olan hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 19.12.2011 gün ve 19243-5206 sayı ile; “Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı 19.10.2009 günlü iddianameyle kamu davası açılmasından sonra usulen sorgusu yapılıp savunması alınmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca 06.12.2010 tarihinde tanzim olunan ve 'Kronik Post Travmatik Stres Bozukluğu' tespitiyle mağdurenin ruh sağlığında meydana geldiği bildirilen bozulmanın, 18.09.2009 tarihli ilk iddianamede anlatılan olaydan mı, 19.10.2009 tarihli iddianamede anlatılan ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığı konusunda bir açıklık bulunmadığı ve bu nedenle bu hususlarda sadece dosyanın gönderilerek Adli Tıp Kurumundan ek mütalaa alınması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması” isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 1 nolu bozma nedenine uyan Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 10.05.2012 gün ve 118-147 sayı ile; “Yargıtay bozma ilamında mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın birinci olaydan mı, ikinci olaydan mı yoksa her iki olayın birleşmesinden mi kaynaklandığı konusunda yeniden rapor alınması gerektiği belirtilmiş ise de; önceki kararımızda mağdurenin her iki olay sırasında da 18 yaşını ikmal ettiği kabul edilerek sanık hakkında TCK 102. maddesinden hüküm kurulduğu, bu itibarla ruh sağlığındaki bozulmanın ayrı ayrı hangi olaydan meydana gelmiş olmasının suçun vasfı ve verilecek ceza miktarına etki etmeyeceği, bu tür suçlarda mağdurenin ruh sağlığındaki bozulma teselsül etmeyeceğinden TCK 43. maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak mağdure yönünden ruh sağlığındaki bozulmanın hangi eylemden kaynaklandığı sorusuna aranacak cevabın sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği gibi böyle bir tespitin de tıbben çok zor olduğu, dosya üzerinden ATK'nın böyle bir talep konusunda karar vermesinin sağlıklı da olamayacağı, sonucu değiştirmeyecek bir tespit için mağdurenin tekrar ATK'na gönderilmesinin de mağdureyi tekrar mağdur etme ve belki olayı tekrar yaşayıp ruh sağlığının daha da olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verme sonucunu doğurabileceği ve nihayet gereksiz zaman ve masraf kaybına yol açacağı hususları bir arada değerlendirilerek bozma ilamının bu bölümüne uyulmamasına ve bu yönde direnilmesi gerektiği” gerekçesiyle 2 nolu bozma nedenine karşı direnerek, ilk hükümdeki gibi karar vermiştir.