Başvuru, kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının yürürlüğe giren kanun gereği durdurulmasına rağmen Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine yargılama konusu suçtan hükmen tutuklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; kesinleşen mahkûmiyet hükmünün infazının yürürlüğe giren kanun gereği durdurulmasına rağmen Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine yargılama konusu suçtan hükmen tutuklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucu Hakkındaki Soruşturma ve Kovuşturma Süreçleri Başvurucu 7/6/2015 ve 1/11/2015 tarihlerinde yapılan genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Hakkâri milletvekili seçilmiştir. Somut olayda başvurucu, tutuklandığı tarihte milletvekilidir. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığı dönemde işlediği iddia olunan bazı suçlara ilişkin olarak farklı Cumhuriyet başsavcılıklarınca soruşturmalar yürütülmüştür. Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz." hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olan başvurucunun dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle ilgili Başsavcılıklarca yirmi üç ayrı fezleke düzenlenmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir (Selma Irmak, B. No: 2016/32948, 7/3/2018, § 14). 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük bir bölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması dolayısıyla (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 21-27) siyasi çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Başkanlığına 12/4/2016 tarihinde sunulmuştur. Bu teklif; hâlihazırda Bakanlıkta, Başbakanlıkta, TBMM Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgili olarak Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin usulün uygulanmamasını ve bu dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili mercilere iade edilmesini öngörmektedir (Selma Irmak, § 16). TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 20/5/2016 tarihli ve 6718 sayılı Kanun'un maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici madde, 8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre anılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla maddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama dokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 8) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMM Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciine iade edileceği öngörülmüştür (Selma Irmak, § 18). Bu kapsamda başvurucu hakkındaki yirmi üç ayrı fezlekeye konu olan soruşturma dosyaları da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2016 yılının Haziran ayında gereğinin takdir ve ifası için Diyarbakır, Şırnak ve Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmiştir. Diyarbakır ve Şırnak Cumhuriyet Başsavcılıkları başvurucu hakkındaki soruşturma dosyalarını yetkisizlik kararıyla Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. Başsavcılık, başvurucu hakkındaki fezlekelere konu tüm soruşturma dosyalarının 2016/1535 sayılı soruşturma dosyasında birleştirilmesine karar vermiştir. Böylece başvurucu hakkında farklı Cumhuriyet başsavcılıklarınca düzenlenen fezlekelerde suça konu edilen tüm fiillerin birlikte değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir (Selma Irmak, §§ 20, 21). Diğer taraftan başvurucu, ifadesi alınmak üzere soruşturma mercii tarafından her bir fezlekeye konu soruşturma için ayrı çağrı kâğıtları gönderilmek suretiyle Başsavcılığa davet edilmiş ancak başvurucu bu çağrıya uymamıştır (Selma Irmak, § 22). Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında verilen gözaltı kararı uyarınca başvurucu 4/11/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir (Selma Irmak, §§ 23, 25). Başsavcılık; silahlı terör örgütüne (PKK/KCK) üye olma, terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarından ayrı ayrı tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına, diğer suçlar yönünden ise tutuklama talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği 20/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başsavcılık 16/11/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermesi ile kovuşturma aşaması başlamış olup ardından anılan Mahkeme kamu güvenliği nedeniyle davanın naklini talep etmiştir. Talebin kabulü ile davanın nakline dair verilen Yargıtay kararı doğrultusunda 16/1/2017 tarihinde dava dosyasının Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, bu kararla başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir. Bunun üzerine yargılamaya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) E.2017/49 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir (Selma Irmak, §§ 35, 36). Mahkeme 3/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis ve terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 1 yıl 18 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise beraatine karar vermiştir. Kararda ayrıca başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir. Başvurucu verilen kararı istinaf etmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli kararıyla başvurucu hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hüküm yönünden istinaf talebini reddederek hükmü onamış ve anılan mahkûmiyet kararı kesinleşmiştir. Daire, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hüküm yönünden de istinaf talebinin reddine karar vermiş, başvurucu -ceza süresi itibarıyla temyiz yolu açık olan- bu hüküm yönünden kararı temyiz etmiştir (Selma Irmak, § 38). Öte yandan başvurucu hakkında mahkûmiyet kararına konu suçların da aralarında olduğu bazı suçlar bakımından verilen hükümlere karşı -ceza miktarı önemli olmaksızın- temyiz yoluna başvurulmasına imkân tanıyan 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrası gereği, madde metninde belirtilen suçlar bakımından bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarının temyiz edilebilmesi mümkün hâle geldiğinden başvurucu, Mahkemeye müracaat etmiş; söz konusu hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurması dolayısıyla infazın durdurulmasına ve tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 1/11/2019 tarihinde talebin kabulü ile terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hapis cezasının infazının durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şu şekildedir:" ...1-Hükümlü Selma IRMAK vekili ... talebinin KABULÜNE,2-Hükümlü hakkında 5275 Sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98/1 ve 7188 sayılı kanunun maddeleri gereğince Terör örgütü propagandası yapma suçundan İNFAZININ DURURULMASINA, hükümlü başka suçtan hükümlü veya tutuklu değil ise serbest bırakılması için Diyarbakır ilamat infaz bürosuna bildirilmesine,...4-Dosyanın temyiz başvurusu ile ilgili işlemlerin yapılması için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine,... [karar verildi.] " Anılan ek karara Cumhuriyet savcısı tarafından 4/11/2019 tarihinde itiraz edilmiştir. İtiraz başvurusunda başvurucuya yönelik olarak aşağıdaki hususlar ileri sürülmüştür:" ...Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/49 Esas sayılı dava dosyasında sanık Selma Irmak'ın Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 314/2,62,53,58/9 ve 3713 Saylı TMK'nın 5/1 sevk maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık hakkında ayrıca bu suç yönünden Hükmen Tutukluluğun Devamına Karar Verildiği, sanık hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak Suçundan 3713 Sayılı yasanın 7/2 cümle, 7/2 cümle, 5237 Sayılı TCK'nın 43/1, 62,53 sevk maddeleri uyarınca 1 yıl 18 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık müdafiilerinin ve ilgili Cumhuriyet Savcısının mahkemenin ilgili kararına karşı İstinaf Kanun Yoluna başvurması üzerine dosyanın Gaziantep BAM Ceza Dairesine gönderildiği, Gaziantep BAM Ceza Dairesi'nin 15/02/2018 tarih, 2017/2122 Esas Numaralı, 2018/329 Karar Numaralı kararı istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, sanık Selma IRMAK hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan bu şekilde İstinaf Kanun Yolundan geçilmek suretiyle 15/02/2018 tarihinde kesinleştiği, sanık müdafiilerinin Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçu yönünden daha önce kesinleşen mahkeme kararına karşı 2019 tarihli 30928 Saylı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair yeni yasal düzenlemeye göre, İnfazın Durdurulmasını ve dosyanın Temyiz incelemesi için ilgili Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmesini talep ettikleri, sanık müdafiilerinin talebi üzerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019 tarihli 2017/49 Esas, 2017/654 Karar sayılı ek kararında, daha önce verilen kararın tekrar değerlendirildiği, mahkemenin ilgili ek kararında; 2019 tarihli 30928 Saylı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun Maddesi ile 5271 Sayılı Kanunun Maddesine yeni düzenleme getirildiği, aynı kanunun geçici maddenin f fıkrasında yeni yasal düzenlemenin getirildiği, sanık hakkında hüküm kurulan suç yönünde 7188 Sayılı Kanun'un Maddesi ile değişik 5271 Sayılı Kanun'un 286/ maddeleri gereğince temyiz kanunun yolu açıldığı ve süresinde temyiz yasa yoluna başvurulduğu, sanık hakkında Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan ileride telafisi imkansız veya mümkün olmayan zararların ortaya çıkma ihtimaline binaen infazın durdurulmasına, sanık hakkında başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmaması halinde serbest bırakılması için Diyarbakır İlamat İnfaz Bürosuna bildirilmesine dair karar verilmiş ise de; Sanık hakkında üzerine atılı Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirilmiş ise de; sanık hakkında yeni yasa değişikliğinin sadece temyiz kanun yoluna başvuru hakkı getirdiği, sanık hakkında üzerine atılı suç yönünden otomatik tahliye yolunu açmadığı, dosya kapsamında sanığın üzerine atılı suç yönünden CMK'nun maddesi gereği tutukluluk hali koşullarının oluşup oluşmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı suç yönünden mahkemece hükmedilen ceza miktarı, dosya kapsamı itibariyle sanığın üzerine atılı suç yönünden Tutukluluk halinin orantılı ve ölçülü olacağı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında infazın durdurulmasına ve tahliyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,Yukarıda açıklan nedenlerle sanık Selma IRMAK hakkında verilen Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2019 tarih ve 2017/49 Esas sayılı, 2017/654 Karar sayılı infazın durdurulması ve tahliyesine ilişkin ek kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesi ve sanık hakkında hükmen tutuklanması amacıyla yakalama emri çıkartılması kamu adına talep ve mütalaa olunur." Mahkeme yaptığı itiraz incelemesi neticesinde 5/11/2019 tarihli karar ile Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" ...24/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın Maddesinin Gerekçesinde; 'İnfaz aşamasında bulunan kararlar bakımından maddenin Fıkrasının (d) bendince temyiz kanun yoluna başvurulduğu takdirde 5275 sayılı kanunun Maddesine göre; İlk Derece Mahkemesince İnfazın devam edip etmeyeceğine ilişkin bir karar verilmesi gerekmekte olup, hükümlülerin doğrudan tahliye olma imkanı bulunmamaktadır. Düzenlemeye göre cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin [Ceza Muhakemesi Kanunu] Madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususunda hükmü veren İlk Derece mahkemesince bir değerlendirme yapılması koşulları bulunması halinde tutukluluğun devamına karar verilmesi gerekmektedir.' düzenlemesi mevcut olup, bu hüküm uyarınca yasa yoluna başvurulması halinde doğrudan tahliye yolunun açılamayacağı mahkememizin bu konuda değerlendirme yapması gerektiği, dosya kapsamına göre Mahkememizin 2017/49 E. ve 2017/654 K. Sayılı kararı ile hükümlü hakkında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan neticen 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiği ve hükmen tutukluluk halinin devamına karar verildiği, yine hükümlü hakkında 'Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak' suçundan neticeten 1 yıl 18 ay hapis cezası verildiği söz konusu terör örgütü propagandası yapma suçunun Gaziantep Ceza Dairesinin 15/02/2018 tarih ve 2017/2122 Esas 2018/329 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Yasanın ve devamı maddeleri uyarınca, hükümlü hakkında daha önce mahkememizce verilen propaganda suçunun temyiz edilebilir suçlar kapsamında yer aldığından hükümlünün temyiz talebinin kabülüne, mahkememizin 2017/49 esas ve 2017/654 sayılı karar sayılı dosyasında mevcut hükümlünün katılmış olduğu eyleme ilişkin olay tutanakları, görüntü inceleme ve tespit tutanakları, çözüm tutanakları, bilirkişi raporu ve hükümlü hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve propaganda suçlarından kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması sanık hakkında hükmen tutukluluk kararı verilen suçun CMK'nin 100/3 maddesinden sayılan katalog suçlardan olması, üyelik ile içtima edilen propaganda suçunun ceza miktarının fazla oluşu gözetildiğinde kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların oluştuğu anlaşılmakla;Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında daha önce hükmen tutukluk halinin devamı yönünde karar verilmesi hususları dikkate alınarak infaz durdurma talebinin reddine, ölçülü ve orantılı olan hükmen tutukluluk halinin devamına, Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçundan verilen hüküm yönünden ceza miktarı, üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması diğer suçla içtima edilen ceza miktarının fazla oluşu, sanığın serbest kalması durumunda kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesi uyandıran somut olguların oluştuğu anlaşılmakla, 'Terör Örgütü Propagandası Yapmak' suçundan hükmen tutuklanmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.