6. Hukuk Dairesi 2023/3516 E. , 2025/874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1507 E., 2023/73 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşün
**6. Hukuk Dairesi 2023/3516 E. , 2025/874 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1507 E., 2023/73 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Mersin Şehir Hastanesi karşısında olan 3861 ada, 8 parsel maliki olduğunu, davacı ile davalılar arasında imzalanan 23.01.2017 tarihli protokol ile ilgili belediyeden alınacak imar durumuna göre davacıya ait bu parsel üzerinde tüm masrafları davalılar tarafından karşılanmak üzere toplam 5 bağımsız bölümden oluşan yapının inşaası konusunda anlaşıldığını, sözleşmenin imzası ile aynı günde bu inşaatın başlamasından genel iskan alınarak bitirilmesine kadar resmi kurumlarda yapılacak bütün işlerin takip ve sonuçlandırılması için gereken vekaletnamenin noterde davalı ... adına düzenlenerek teslim edildiğini, ancak bir süre sonra davalıların bu inşaatın yapımından vazgeçtiklerini davacıya yazılı olarak 06.07.2017 tarihli tutanak ile bildirdiklerini, bu şekilde 6 aydan fazla bir zaman geçirildiğini, tarafların anlaşmalarında işin bitirilmesinden itibaren zemin katta yapılacak dükkanların davalılara (eczane olarak) aylık 18.000,00 TL bedelli kiraya verileceğinin yazılı olduğunu, protokol uyarınca inşaatın genel iskan alınıncaya kadar olan maliyetini tamamen davalıların karşılayacağını, inşaat maliyetinden oturulan aylık kiralar düşülmek sureti ile tarafların mahsuplaşacağını, bu arada protokol uyarınca davalıların sadece ilgili belediyeye inşaat ruhsatı için başvurduğunu ve birtakım projeler çizdirildiğini, ancak bunlarda davacının kabul edeceği bir masrafın henüz olmadığını, zira projelerin tekrar çizildiğini, ancak davacının bu protokol nedeni ile 5 ay 13 günlük bir zaman kaybı bulunduğunu, bu süreye tekabül eden 3 dükkan işyeri ve 2 daire için davacının kira kaybının bulunduğunu, ayrıca bu işin başkaları tarafından yapılması bakımından tekrardan birkaç ayın geçmesi (makul bir süre) gerektiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, 02.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 97.800,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın eczacı olduğunu, diğer davalı eşi ile beraber davacıyla bir protokol yaptıklarını, protokol uyarınca davacı adına iş ve işlemlerin takibi için vekâletname düzenlediklerini, bunun akabinde davalıların derhal inşaat ruhsatı için Belediye nezdinde başvuru işlemlerine başladıklarını, belediyedeki izin süreci devam etmekte iken ortaya çıkan bazı maddi zorluklar nedeniyle protokolün tek taraflı olarak feshedildiğini, davacının protokol ve feshi nedeniyle zarara uğramadığını, fesih bildiriminin 06.07.2017 tarihinde yapıldığını, belediye izninin ise protokol feshedildikten sonra 17.07.2017 tarihinde çıktığını, ruhsatın olağan süresi içinde çıktığını, süre konusunda davalıdan kaynaklı hiçbir gecikme söz konusu olmadığını, davacının bu fesihten kazançlı çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli kararı ile taraflar arasında imzalanan 23.01.2017 tarihli protokol ile inşaat sözleşmesinin yapıldığı, 24.03.2017 tarihinde inşaat ruhsatı başvurusu yapıldığı, 30.06.2017 tarihinde ruhsatın onaylandığı ve 10.07.2017 tarihinde ruhsatın alındığı, 14.12.2017 tarihinde de yapı kullanım izninin alındığı, davalıların fesih tarihinin ise 06.07.2017 olduğu, bu haliyle alacaklı davacının inşaatın yasal prosedürlerinin uzaması nedeniyle inşaata geç başlaması ve dolayısıyla inşaatın geç bitirilmesi nedeniyle kira alacağı zararı olduğu sabit olup yapılan işlemler ve tarihleri ile yapılan keşifte inşaatın bitirilmiş olduğu da göz önüne alınarak davacının 2 aylık bir süre kaybı olduğu kabul edilerek dava konusu taşınmazdaki toplam 5 bağımsız bölümden oluşan yapının bilirkişi tarafından bulunan rayiç aylık getirilerine göre 2 aylık bedel olan 10.400,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekileri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2020 tarihli kararı ile davacının istinaf başvurusunun reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; taraflar arasında yapılan 23.01.2017 tarihli protokolde, protokole konu taşınmaz üzerine davalılar tarafından yapılması üstlenilen bina ruhsatının hangi tarihe kadar alınması gerektiği, binanın davacıya hangi tarihte teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, gecikme halinde davacıya gecikme bedeli veya kira bedeli ödeneceğine ilişkin bir hüküm olmadığı, inşaatın bitim tarihinden itibaren dükkanların 18.000,00 TL'den kiraya verilmesinin kararlaştırıldığı, davalıların yasal prosedürü izleyerek ruhsat alımı için gerekli işlemleri yaptığı ve fesih tarihinden kısa bir süre sonra 19.07.2017 tarihinde inşaat ruhsatının alındığı, protokole konu binanın yapıldığı ve 14.12.2017 tarihinde yapı kullanım izninin alındığı, bilirkişi raporunda davalıların yaptığı yasal işlemlerin davacıya süre kazandırdığının belirtildiği, davaya konu taşınmaz üzerine yapılacak binanın hangi tarihte bitirilerek davacıya teslim edilmesi gerektiği kararlaştırılmadığından davalıların sebep olduğu bir gecikmeden söz edilemeyeceği, ayrıca davalıların temerrüde düşürüldüğünün de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince, taraflar arasındaki ilişkinin 6098 sayılı TBK’nın 470. vd. maddesinde düzenlenen eser ve eserin tamamlanmasından sonraki dönem için yine aynı Kanun'un 299. vd. maddelerinde düzenlenen kira sözleşmesi ilişkisi olduğu, davalılar sebep göstermeksizin sözleşmeyi haksız olarak feshettiklerinden iş-arsa sahibi davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı kâr ve bu arada mahrum kaldığı kira kaybını isteyebileceği, sözleşmede teslim süresinin kararlaştırılmamış ve yüklenicinin temerrüde düşürülmemiş olmasının iş sahibinin haksız fesih nedeniyle zararlarını istemesine engel olmayacağı, bu durumda bilirkişi kurulundan taşınmazın bulunduğu yer, yapılan inşaatın niteliği, proje ve ilgili belediyeden getirtilen işlem dosyasındaki bilgiler ve inşaatın yapılacağı arsanın mevki ve konumuna göre, sözleşme fesih edilmemiş olsa idi 23.01.2017 tarihli sözleşmede kararlaştırılan inşaatın ne kadarlık sürede tamamlanıp teslim edilebileceği, sözleşmenin feshinden sonra davacı-iş sahibinin gecikmeksizin makul bir süre içinde başka bir yüklenici ile aynı koşullarda inşaat yapım sözleşmesi imzalamış olması halinde 2. yüklenicinin inşaatı ne kadarlık süre içerisinde bitirip teslim edeceği (2. yüklenicinin sözleşmesi feshedilen yüklenicilerin yaptığı bazı proje, yapı ruhsatı gibi işlerden de yararlanacağı gözönünde tutularak) ve buna göre fesih sebebiyle davalıların sebep oldukları gecikme süresi ve bu sürede davacının mahrum kaldığı kira gelir kaybı alacağı miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilerek davacı ve davalıların istinaf başvuruları ile ilgili sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak bozmadan sonra alınan bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında 23.01.2017 tarihli protokolün imzalanmasından sonra aynı gün işin başlaması için ilgili belediyeye başvurulduğu, yaklaşık 6 aylık süreçte ruhsat alındığı (evrakların toplanması, proje hazırlanması ve ilgili belediyenin onaylama süreci esas alındığında bu sürenin makul olduğu) ve 4,5 aylık süreçte inşaatın tamamlanarak yapı kullanma izin belgesinin alındığı, ruhsat süreci ve alınan yapı kullanma izin belgesine esas ilgili belediyesince geçen sürecin piyasa koşullarına göre makul olması nedeniyle davacının kira kaybı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere bir bütün halinde itiraz ettiklerini, inşaat süresi sözleşmede yazılı olmadığından Yargıtay ilamında bu konuda makul süre öngörüldüğünü, bilirkişilerin bizzat kendilerinin saptadığı maddi olgularla, tarafların iradelerini oluşturan protokol dışında tespitler yaparak çelişkili, yanlı, denetime elverişli olmayan, davaya ve karar vermeye dayanak oluşturmayacak raporlarına dayanan kararın yerinde olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin haksız olarak feshi sebebiyle uğranılan gelir kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.