T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2898 KARAR NO : 2025/2927 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI : 2025/682 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonund…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2898 KARAR NO : 2025/2927 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI : 2025/682 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket çalışanları tarafından borçlunun kullanımında bulunan adreste 28.07.2023 tarihinde yapılan kontrolde, davalının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-b maddesi kapsamında kaçak elektrik kullandığı tespit edilmekle H/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiğini,daha önce yapılan kontroller neticesinde davalı/borçlu aleyhine H/229808 seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının da düzenlendiğini, borçlunun kaçak elektrik kullanımını alışkanlık haline getirdiğini ve mükerrer kaçak elektrik kullanıcısı olduğunu, işbu tespite istinaden karşı taraf/borçlu adına EPTHY'nin ilgili maddeleri doğrultusunda 358.631,17 TL tutarında kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk edildiğini, davalının söz konusu faturaları son ödeme tarihinde ödememesi nedeniyle davalı borçlu aleyhine kaçak elektrik bedeline 4.482,89-TL gecikmiş gün faizi ve 896,5-TL faizin KDV'si ilave edilerek toplam 364.010,64 TL'nin tahsili amacıyla Silivri İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle talebin durduğunu beyanla,Öncelikle ,davalı borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,Yargılama sonunda, davalının Silivri İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, Davalı/borçlunun hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ile mahkumiyetine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesi'nce 17.09.2025 tarihinde "Koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde:Davalının dava konusu mahalde kaçak elektrik kullandığına dair tutanak, fatura vs delillerin dosyaya sunulduğunu, alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde müvekkilinin kamu alacağı mahiyetindeki alacağının tahsilinin tehlikeye gireceğini , somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu beyanla kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından;1-... çalışanları tarafından "... Spor Klubü, ... Mh. Özgüven Cad. Sahil Boyu Cafe ,Silivri/İstanbul" adresinde 28.07.2023 tarihinde yapılan kontrolde, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-b maddesi kapsamında, abonelik mevcut iken harici hat ile kaçak elektrik kullandığı tespit edilmekle , dava dışı ... Spor Klubü adına H/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiği,Tespit sırasında abone/kullanıcı temsilcisi bahisle"Erkan Bey" isimli bir kişinin hazır olduğu ve imzadan imtina ettiğine dair açıklamanın yazıldığı,2- Davalı/borçlu aleyhine daha önce H/229808 seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının da düzenlendiği gözetilerek EPTHY'nin ilgili maddeleri doğrultusunda dava dışı ... Spor Klubü adına 11.08.2023 sın ödeme tarihli 151.352,29 TL ve 260.537,25 TL bedelli (toplam 358.631,17 TL tutarında) kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk edildiği, 3- Söz konusu faturaların son ödeme tarihinde ödememesi nedeniyle davalı ... ... aleyhine 358.631,17 TL kaçak elektrik bedeli + 4.482,89-TL gecikmiş gün faizi+ 896,50 TL faizin KDV'sinden ibaret toplam 364.010,64 TL'nin tahsili amacıyla Silivri İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı,4- Borçlunun İcra Müdürlüğü'ne sunduğu dilekçesi ile "Alacaklı olduğunu iddia eden kurumla aramızda hiçbir sözleşme abonelik vs. adı altında akit bulunmamaktadır. Yapılan takip haksız ve kötü niyetli olduğundan ödeme emrinde istenen asıl alacak , faizin kdv'si ve tüm fer-i lerine İtiraz ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulduğu,Takip alacaklısı tarafından itirazın iptali talebi ile eldeki talebin açıldığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına göre, icra takibi davalı hakkında yapılmış ise de ,davacının alacağına dayanak tutanak ve faturalar dava dışı spor klubü adına düzenlenmiştir.Mevcut delil durumuna göre, davalının dava konusu mahal ile ilgisi, abonelik ve fiili kullanım durumu vs tespit edilememiş olup kaçak kullanımın varlığı ve davalının sorumluluğu yargılamaya muhtaçtır.Dosya içeriği ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati haciz yönünden "yaklaşık ispat" ve diğer yasal koşullar oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddi yerindedir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/11/2025