Başvuru; işe iade davasında, baskı altında istifa dilekçesi verdiği hususuna ilişkin deliller incelenmeden ve tanık dinletme talebi karşılanmadan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, gerekçeli kararda kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ve uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işe iade davasında, baskı altında istifa dilekçesi verdiği hususuna ilişkin deliller incelenmeden ve tanık dinletme talebi karşılanmadan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, gerekçeli kararda kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ve uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, Türk Telekomünikasyon A.Ş.de (Şirket) başdenetçi olarak görev yapmakta iken 21/7/2016 tarihli istifa dilekçesiyle işten ayrılmış; 18/8/2016 tarihli dilekçeyle de Ankara İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde işe iade davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde 20/7/2016 tarihinde işveren Şirket tarafından istifaya zorlandığını, istifa ederse işçilik alacaklarının kendisine ödeneceğinin belirtildiğini, istifayı reddetmesi üzerine aynı tarihte savunması dahi alınmaksızın Sosyal Sigortalar Kurumuna (Kurum) iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, yine aynı tarihte bilgisayarına el konularak bilgi sistemlerine erişiminin kaldırıldığını ve giriş kartının iptal edildiğini belirtmiştir. Mevcut durum karşısında en azından işçilik alacaklarına kavuşma beklentisi ile 21/7/2016 tarihinde istifa dilekçesi verdiğini belirten başvurucu, bu süreçte de dilekçe tarihinin 20/7/2016 olarak girilmesi yönünde baskıya maruz kaldığını ancak tarihi değiştirmediğini, iş akdinin tamamen keyfî bir şekilde, hiçbir somut delil gösterilmeden feshedildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca istifa niyetinin olmadığı ve baskıya maruz kaldığı hususlarının ispatı için iki kişilik tanık listesi bildirmiş, ilk duruşmada da tanıkların dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme, istifa dilekçesi ile fesih bildirim tarihlerini dikkate alarak iş akdinin feshedildiği kabulü üzerinden yargılamayı yürütmüş ve şüphe feshinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine hükmetmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, dosyanın Olağanüstü Hâl İşlemleri Komisyonuna (OHAL Komisyonu) gönderilmesine karar vermiş; OHAL Komisyonu ise inceleme yetkisinin olmadığını belirterek dosyayı iade etmiştir. Dosya kendisine geri gelen Bölge Adliye Mahkemesi yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye iadesine hükmetmiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında yürütülen soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini, somut olayda şüphe feshinin geçerli olduğu yönündeki önceki değerlendirmesinin istinaf mercii tarafından kabul edilmediğini belirterek "...zorunlu olarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle yargılamayı sonlandırmış; başvurucu ile Şirket anılan karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, 21/11/2019 tarihli ve kesin nitelikli kararı ile Şirketin istinaf talebinin kabulüne ve davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 20/7/2016 tarihli işten ayrılma dilekçesi verdiğini, dilekçedeki imzayı inkâr etmediğini, eğitimi ve hizmet süresi dikkate alındığında imza atması konusunda baskı yapıldığını kanıtlayamadığını belirterek bu durumda işe iade davası açılamayacağını ifade etmiştir. 2/1/2020 tarihinde nihai kararı öğrenen başvurucu, 15/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.