1. Hukuk Dairesi 2009/13781 E. , 2010/1262 K. "" MAHKEMESİ : TORBALI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ortak miras bırakan annesinin 490 ada 1 sayılı parselini davalı kızına mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde devrettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, miras bırakanın paylaştırma iradesiyle hareket ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın payl…
**1. Hukuk Dairesi 2009/13781 E. , 2010/1262 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TORBALI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ortak miras bırakan annesinin 490 ada 1 sayılı parselini davalı kızına mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde devrettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, miras bırakanın paylaştırma iradesiyle hareket ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın paylaştırma kastı taşıdığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların ortak miras bırakanı M.'in 490 ada 1 parsel sayılı taşınmazını 17.07.2003 tarihli resmi akitte davalı kızına satış youyla devrettiği; 26.08.2007'de ölünce,geride mirasçısı olarak eşi, 4 kızı ve 1 oğlu kaldığı görülmektedir. Mahkemece, miras bırakanın, sağlığında tüm çocukları lehine kazandırmalarda bulunduğu, paylaştırma amacıyla hareket ettiği, mal kaçırma kastının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, miras bırakan, sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı kuşkusuzdur. Ne varki, getirtilen kayıt ve belgelerden, miras bırakanın tüm çocukları lehine birtakım kazandırmalarda bulunduğu anlaşılmakta ise de, mirasçılarından olan eşi lehine böyle bir tasarrufunun bulunduğu taraflarca iddia ve ispat edilmediği gibi, dosyaya bu yönde bir delil de ibraz edilmediğine göre, tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırmanın varlığını kabul etme olanağı yoktur. Bu durumda, mahkemece işin esasının değerlendirilmesi gerekeceği açıktır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Bu tür muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemekte, ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.