Başvuru, mahkûmiyet kararı verilirken mahkemece yeterince araştırma yapılmaması, tanıkların dinlenmemesi, benzer konudaki mahkeme kararlarının dikkate alınmaması, derece mahkemelerinin kararlarının yeterince gerekçelendirilmemesi, temyiz aşamasında suç tarihleri değiştirilerek bu hususta savunma yapma imkânının tanınmaması, yargılamanın uzun sürmesi ve idarece düzenlenen raporda suçlayıcı ibarelerin bulunması nedenleriyle gerekçeli karar, tanık dinletme, savunma, makul sürede yargılanma ve genel
Başvuru, mahkûmiyet kararı verilirken mahkemece yeterince araştırma yapılmaması, tanıkların dinlenmemesi, benzer konudaki mahkeme kararlarının dikkate alınmaması, derece mahkemelerinin kararlarının yeterince gerekçelendirilmemesi, temyiz aşamasında suç tarihleri değiştirilerek bu hususta savunma yapma imkânının tanınmaması, yargılamanın uzun sürmesi ve idarece düzenlenen raporda suçlayıcı ibarelerin bulunması nedenleriyle gerekçeli karar, tanık dinletme, savunma, makul sürede yargılanma ve genel olarak adil yargılanma hakları ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru 3/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 5/2/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 27/4/2015 tarihli yazısı, 6/5/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular karşı beyanlarını 15/5/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuşlardır. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvuruya Konu Yargılama Başvurucular kardeş olup mahkûmiyetlerinin konusunu oluşturan “Rota … Limited Şirketi” (Şirket) isimli şirkette belli dönemlerde işçi olarak çalışmışlardır. 3/9/2004 tarihinde kendisini A. olarak tanıtan bir kişi, anılan Şirkette çalışan başvurucular ve diğer üç kişinin, komisyon karşılığı sahte fatura verdikleri yönünde ihbarda bulunmuştur. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış, anılan Şirkete ait iş yerinde 6/1/2005 tarihinde arama gerçekleştirilmiştir. Aramada 14 ayrı firmaya ait fatura ve 6 ayrı firmanın kaşesi bulunmuştur. 6/1/2005 tarihinde gözaltına alınan başvurucu Yıldıray Özbey; savcılık ifadesinde iş yerinin H.Ç. isimli kişiye ait olduğunu, kendisinin işçi olduğunu ve bu kişi adına iş takibi yaptığını, imza yetkisinin veya ortaklığının bulunmadığını, aramada bulunan fatura ve belgeleri daha önce görmediğini, sahte fatura satmadığını ve H.Ç.nin böyle bir iş yapıp yapmadığını bilmediğini söylemiştir. Aynı gün tanık olarak ifadesi alınan F.G., başvurucu Yıldıray Özbey’in iş yerinde nakliyecilik yaptığını, fatura ve kaşelerin devamlı kilitli tutulan bir odada bulunduğunu, kendisinin bunları daha önce görmediğini ve başvurucunun sahte fatura satıp satmadığını bilmediğini belirtmiştir. Başvurucu İsmail Özbey, yakalanmasının ardından 18/12/2005 tarihinde verdiği ifadesinde, Rota … Ltd. Şti.de işçi olarak çalıştığını, liman sahasında konteyner çekimi ve evrak takibiyle ilgilendiğini, fatura işlemleriyle ilgisi bulunmadığını, iş yerinde ele geçen Nakliyat Ltd. Şti.ye ait faturaları soy ismini bilmediği Y. adlı kişinin bıraktığını, Reklam Ltd. Şti.ye ait kaşeye ilişkin bilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından, sahte faturaların neden olduğu vergi kaybına ilişkin 22/5/2008 tarihli ve 2008-465/20 sayılı “Vergi Tekniği Raporu” hazırlanmıştır. Raporda, aramalarda ele geçen belgelere ve verilen ifadelere atıfla, başvurucular İsmail ve Lokman Özbey'in sigortalı işçi olarak çalıştıklarını söylemelerine rağmen bu hususu ispat edici belge sunamadıkları, Şirketin muhasebecisinin ifadesinde Şirketin işlerini, başvurucular Lokman ve Yıldıray Özbey'in takip ettiğini belirttiği, başvurucu İsmail Özbey'in bir işçinin bilebileceğinden fazlasını bildiği, Şirket adına bastırılan faturaları üç defa teslim aldığı, arabasında başka mükelleflere ait belge ve kaşelerin bulunduğu ifade edilmiştir. Vergi Tekniği Raporu'nda ayrıca, başvurucular ile H.Ç. isimli kişinin sadece Rota … Ltd. Şti.ye ait faturaları değil, başka şirketlere ait faturaları da belli bir komisyon karşılığı sattıkları kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir. Rapora göre başvurucular anılan Şirketin işçisi değil, gayriresmî sahibidirler ve birden çok şirketi sahte fatura ticaretinde kullanmaktadırlar. Raporda, başvurucuların sahte fatura işini adi ortaklık şeklinde yaptıkları ve Şirketin komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yapmak maksadıyla faaliyet gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, başvurucuların da dâhil olduğu adi ortaklığa ilişkin KDV yönünden ilgili vergi dairesince, mükellefiyet tesis ettirilmesi teklif edilmiştir. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ek olarak 22/5/2008 tarihli ve 2008-465/25 sayılı “Vergi Suçu Raporu” hazırlamıştır. Vergi Tekniği Raporu temelinde düzenlenen bu raporda, başvurucuların da dâhil oldukları adi ortaklığın, sahte fatura düzenleyerek vergi kaybına sebebiyet vermesi eylemi bakımından suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, başvurucular ile H.Ç.nin 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun maddesi uyarınca hapis cezasıyla cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava açılmak üzere konunun ilgili Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi kararlaştırılmıştır. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı 13/10/2008 tarihinde, başvurucular ile Şirketin müdürü olan H.Ç. hakkında 213 sayılı Kanun'a muhalefet (sahte belge düzenleme) suçundan dava açmıştır. İddianamede suç tarihleri “1/4/2004, 1/4/2005, 1/4/2006, 1/4/2007, 1/4/2008” olarak gösterilmiştir. Şişli Asliye Ceza Mahkemesince yapılan 10/4/2009 tarihli ilk duruşmada, başvuruculara çıkartılan tebligatların bilatebliğ iade edildiği belirtilmiş ve adreslerinde bulunamayan başvurucuların ifadelerinin alınabilmesi için haklarında yakalama emri çıkartılması kararlaştırılmıştır. Başvurucular, 22/7/2009 tarihli duruşmada da hazır bulunmamışlardır. Haklarındaki yakalama emri infaz edilen başvurucular Yıldıray ve İsmail Özbey, 24/7/2009 tarihinde açılan ara duruşmada ifade vermişlerdir. Başvurucu Yıldıray Özbey 2003 yılının birinci ve ikinci ayında, diğer başvurucu ise 2004 yılının Ocak ve Ağustos ayları arasında işçi olarak çalıştıklarını ve H.Ç.nin, Şirketin sahibi olduğunu söylemişlerdir. Başvurucular, aleyhlerindeki suçlamaları kabul etmemişlerdir. 24/11/2009 tarihli duruşmada sanık H.Ç. dinlenmiştir. Diğer sanık beyanlarının da okunmasından sonra H.Ç., firmada bir miktar hissesinin olduğunu ve ayrıca Şirketin müdürlüğünü yaptığını ancak diğer sanıkların hisselerinin daha fazla olduğunu söylemiştir. Başvurucu Lokman Özbey ise yakalanmasının ardından 10/3/2010 tarihinde dinlenebilmiştir. Başvurucu, Şirkette 2004 yılında 6-7 ay kadar işçi olarak çalıştığını, Şirkette ortaklık ya da müdürlük yapmadığını ve atılı suçu işlemediğini belirtmiştir. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, dosyaya ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 26/2/2010 havale tarihli bilirkişi raporunda, 22/5/2008 tarihli Vergi Suçu Raporu'ndaki başvurucular ile Şirket arasında adi ortaklık bulunduğu tespiti ile bahse konu rapordaki diğer bulgulara yer verilmiştir. Bilirkişi raporunda, aralarında adi ortaklık bulunan başvurucular ile H.Ç.nin sahte fatura düzenleyerek vergi kaybına yol açtıkları ile sahte ve yanıltıcı belge düzenledikleri sonucuna ulaşılmıştır. 3/5/2011 tarihli duruşmada başvurucular vekili, sahte fatura kullandıkları iddia edilen diğer firmalar hakkında işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi, bu konunun araştırılmasına gerek görmemiş ve başvurucuların talebini reddetmiştir. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, 17/6/2011 tarihli ve E.2008/1413, K.2011/515 sayılı kararıyla başvurucuların atılı suçtan mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme, “Rota … firmasının yetkilisi olan sanık H. ile diğer sanıkların oluşturduğu adi ortaklığın birlikte hareket ederek 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 yılı vergi dönemleri içinde gerçeğe aykırı fatura ve belgeler düzenledikleri bu şekilde üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia, savunma, vergi suçu inceleme [r]aporu, bilirkişi raporu, ekli belgeler ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı”nı belirtmiştir. Suç tarihi olarak ise iddianamede gösterilen tarihlere yer verilmiştir. Başvurucular bu kararı, adi ortaklığı gösteren herhangi bir somut delilin bulunmadığı, vergi tekniği raporunun gerçeği yansıtmadığı, vergi raporundaki ön yargı ve varsayıma dayalı iddiaların delil gibi kabul edildiği, haklarında fatura düzenlenen firmalar hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılmadığı, üzerlerine atılı suçu iştirak iradesiyle işleyip işlemediklerinin ve suçlamalarla ilgilerinin bulunup bulunmadığı hususunda eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu; bilirkişi incelemesinin, sahteliği iddia edilen faturalar getirildikten sonra yaptırılması gerektiği gibi gerekçelerle temyiz etmişlerdir. Ek olarak başvurucular, İsmail ve Lokman Özbey’in sanık H.Ç.nin işçisi olduğunu ve Şirket yetkilisi H.Ç.nin talimatları doğrultusunda işletmenin ticari faaliyetinin doğasına uygun eylemlerde bulunduklarını, başvurucu Yıldıray Özbey’in ise kardeşi olan başvurucuları ziyaret için Şirkete geldiğini ileri sürmüşlerdir. Yargıtay Ceza Dairesi 9/6/2014 tarihli ve E.2012/27217, K.2014/11200 sayılı ilamında öncelikle, suç tarihlerinin karar başlığında yanlış gösterildiği, sanıklara atılı eylemlerin sahte fatura düzenlemek olması ve KDV beyannamelerinin matrahlı belirtilmesi karşısında bu tarihlerin Mahkemesince, “31/12/2003, 31/12/2004, 31/12/2005, 31/12/2006, 31/12/2007” şeklinde düzeltilebileceğini belirtmiştir. Yargıtay; kararın devamında, başvurucular hakkında 2003-2004 yılları için verilen cezaların zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine, 2005-2006 yılları için verilen cezaların onanmasına ve 2007 yılı için verilen hükmün ise suç tarihinde yürürlükte bulunmayan kanun uyarınca ceza tayin edilmesi nedeniyle bozulmasına karar vermiştir. Başvurucular nihai karardan, yeniden duruşma günü bildirilmesi amacıyla 12/11/2014 tarihinde yapılan çağrıyla haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Başvurucular 3/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Bozma sonrası yargılamaya İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin E.2014/50 sayılı dosyası üzerinden devam edilmektedir. Başvurucuların itiraz yoluna başvurması üzerine dosyanın 5/12/2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve itiraz incelemesinin henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Bağlantılı Yargılamalar Başvurucular, anılan olaylar nedeniyle ilgili Vergi Dairesince vergi cezalı tarhiyatların kesilmesi üzerine 2004-2007 dönemleri için 4 ayrı dava açmışlardır. İstanbul Vergi Mahkemesi 30/12/2011 tarihli ve E.2011/1182, K.2011/3358 (2004 vergilendirme dönemi); E.2011/1183, K.2011/3361 (2007 vergilendirme dönemi); E.2011/1184, K.2011/3359 (2005 vergilendirme dönemi); E.2011/1185, K.2011/3360 (2006 vergilendirme dönemi) sayılı kararları ile başvurucuların Rota Ltd. Şti. aracılığıyla sahte belge düzenleme organizasyonuna dâhil olduklarının somut olarak tespit edilemediğine ve dava konusu cezalı tarhiyatların hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Vergi Mahkemesi, kararında şu değerlendirmede bulunmuştur: “Olayda, Rota ... Ltd.Şti., İsmail Özbey, Lokman Özbey, Yıldıray Özbey adi ortaklığı hakkında düzenlenen 2008 tarih ve VDENR-2008/465-20 vergi tekniği raporundaki tespitler, Rota ... Ltd.Şti. tarafından düzenlenen faturaların komisyon karşılığı düzenlendiğini ortaya koymakta ise de, vergi tekniği raporunda yer alan tespitler davacıların firma çalışanları olduklarını göstermekte olduğu, firma çalışanları olması hali de başlı başına komisyon geliri elde etme amacının varlığını göstermeyeceği, ücret geliri elde etmek amacıyla kasıtlı veya kasıtsız olarak bu fiilin yapılabileceği, kastın varlığı halinde her bir davacı hakkında ancak iştirak fiilinden dolayı vergi ziyaı cezasının kesilebileceği hususları dikkate alındığında, davacıların komisyon geliri elde etmek amacıyla sahte fatura düzenleme organizasyonu içerisinde yer aldıkları yönünde somut tespitlerin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Danıştay Dokuzuncu Dairesi 9/2/2015 tarihli ve E.2012-5061, K.2015/345; E.2012-5418, K.2015/343; E.2012-5419, K.2015/342; E.2012-5420, K.2015/344 sayılı ilamları ile ilk derece mahkemesi kararlarını onamıştır. İlgili idare, onama kararlarına karşı karar düzeltme başvurusunda bulunduğundan mahkeme kararları henüz kesinleşmemiştir.B. İlgili Hukuk 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usulü Kanunu’nun maddesinin (b) bendinin (1) numaralı alt bendinin, 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişiklikten önceki hâli şöyledir:“b) Vergi Kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;1) Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerine yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar (sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.),…Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar ağır hapis cezası hükmolunur.”