Başvurucu, somut gerekçe gösterilmeksizin tutukluluğun devamına hükmedildiğini ve tutukluluğa itirazlarının dosya üzerinden karara bağlandığını, mahkûmiyet kararının işkence ve kötü muamele altında polise yaptığı beyanlara dayandırıldığını, soruşturma işlemlerinin savcı yerine kolluk tarafından yürütüldüğünü, müşteki ve tanıkların duruşmada dinlenmediğini, Mahkeme kararında yeterli gerekçe gösterilmediğini, yargılamanın uzun sürdüğünü, tutukluluk ve temyiz aşamasındaki itirazlarının dikkate alın
Başvurucu, somut gerekçe gösterilmeksizin tutukluluğun devamına hükmedildiğini ve tutukluluğa itirazlarının dosya üzerinden karara bağlandığını, mahkûmiyet kararının işkence ve kötü muamele altında polise yaptığı beyanlara dayandırıldığını, soruşturma işlemlerinin savcı yerine kolluk tarafından yürütüldüğünü, müşteki ve tanıkların duruşmada dinlenmediğini, Mahkeme kararında yeterli gerekçe gösterilmediğini, yargılamanın uzun sürdüğünü, tutukluluk ve temyiz aşamasındaki itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, işkence ve kötü muamele yasağının, özgürlük ve güvenlik hakkının, silahların eşitliği ve doğrudan doğruyalık ilkeleri ile gerekçeli karar ve makul sürede yargılanma haklarını da kapsayacak şekilde adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu nedenlerle, yargılamanın yenilenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 5/3/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/9/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. 4/11/2014 tarihinde başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, PKK terör örgütü üyeliği şüphesiyle 17/10/2003 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, 18 ve 19/10/2003 tarihli polis ifadelerinde bir bankanın otomatik para çekme makinesine molotof kokteyli atılması da dâhil çeşitli eylemlere katıldığını belirtmiştir. Başvurucu 20/10/2003 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde ise kendisine okunmadan imzalattırıldığı, yer gösterme tutanaklarında polisin istediği gibi beyanda bulunduğu, 19/10/2003 tarihli tutanak altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçeleriyle kolluk ifadelerini kabul etmemiştir. Başvurucu, aleyhinde beyanda bulunan kişilerin kendisine iftira attığını ileri sürmüştür. İstanbul 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 20/10/2003 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı 27/10/2003 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında terör örgütü üyeliği ve patlayıcı madde atmak suçlarından dava açmıştır. İstanbul 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan 23/2/2004 tarihli duruşmada başvurucu, kötü muamele altında zorla gözaltına alındığını, emniyette kötü muamele ve işkence gördüğünü, psikolojik baskı yapıldığını, suçlamaları kabul etmediği takdirde infaz edileceğinin söylendiğini iddia etmiş ve suçlamaları reddetmiştir. Başvurucu 6/4/2005 tarihinde tahliye edilmiştir. Dosyayı devralan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılama esnasında, başvurucu vekili 1/3/2006 tarihli duruşmaya ilişkin mazeret dilekçesi vermiştir. Bu tarihten itibaren 23/12/2011 tarihine kadar yapılan 16 duruşmaya başvurucu veya vekili katılmamış ve mazeret dilekçesi de vermemiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 23/12/2011 tarihli ve E.2003/286, K.2011/237 sayılı kararı ile başvurucu hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak ve patlayıcı madde atmak suçlarından toplam olarak 13 yıl 31 ay 15 gün hapis cezasına ve 000,00 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Başvurucu vekili, 10/5/2012 tarihli dilekçesiyle kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 5/4/2013 tarihli ve E.2013/1854, K.2013/5295 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında verilen kararı onamıştır. Yargıtay kararı, en geç kesinleşme şerhinin düzenlendiği 24/6/2013 tarihinde İlk Derece Mahkemesi kalemine ulaşmıştır. Para cezasına ilişkin olarak önce ödeme emri çıkartılmış, miktarın ödenmemesi üzerine ise para cezası hapse çevrilmiş ve başvurucuya çağrı kâğıdı gönderilmiştir. Belirtilen belgeler, başvurucunun MERNİS adresinde onunla birlikte daimi ikamet eden ve başvurucunun işte olduğunu beyan eden yakınlarına sırasıyla 23/7/2013 ve 25/10/2013 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. 5/7/2013 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri çıkartılmışsa da karar tarihi itibariyle başvurucunun halen yakalanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu, nihai karardan 11/2/2014 tarihinde haberdar olduklarını belirtmiştir. Bireysel başvuru, 5/3/2014 tarihinde yapılmıştır.