11. Ceza Dairesi 2023/352 E. , 2024/1831 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/712 Değişik İş SUÇ : Sahte fatura kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ... 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.09.2021 ta
**11. Ceza Dairesi 2023/352 E. , 2024/1831 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/712 Değişik İş SUÇ : Sahte fatura kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ... 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.09.2021 tarihli ve 2019/415 Esas, 2021/143 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/712 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.09.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.11.2022 tarihli ve 2021/24915 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141935 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141935 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın mahkûmiyetine esas alınan 29/06/2018 tarihli vergi suçu raporuna istinaden tesis olunan vergi cezalarının iptali istemi ile açılan idarî davanın İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 26/04/2019 tarihli ve 2018/1506 esas, 2019/609 sayılı kararı ile kabulüne, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının iptaline karar verildiği, yine anılan Mahkemenin 26/04/2019 tarihli ve 2018/1508 esas, 2019/611 sayılı kararı ile açılan davanın kabulüne, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının iptaline karar verildiği, söz konusu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, sırasıyla İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dairesinin 27/12/2019 tarihli ve 2019/3082 esas, 2019/3509 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dairesinin 27/12/2019 tarihli ve 2019/3080 esas, 2019/3510 sayılı kararı ile istinaf başvurularının reddine karar verildiği, anılan kararların kovuşturma aşaması devam ederken dosyaya sunulmadığı, ... 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli kararı kesinleştikten sonra dosyaya ibraz edildiği, böylece hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi gerektiği cihetle, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. ... 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2019/415 Esas, 2021/143 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında 2014 ve 2015 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca neticeten 2 kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiş; bu karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2021/1213 Esas, 2021/1785 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle kesinleşmiştir. 2. Hükümlü müdafinin 04.08.2021 tarihli dilekçesi ile hükümlü hakkında iş bu davanın da dayanağını teşkil eden vergi inceleme raporlarına istinaden tarh edilen vergi cezalarının iptali istemiyle açılan davaların kabulüne karar verilmesi nedeniyle, hükme esas alınan/hükmü etkileyen vergi tekniği ve vergi suçu raporlarındaki kabul ve yaklaşımların gerçeği yansıtmadığı, ayrıca bu mahkeme kararlarının yeni delil niteliğinde olduğu gerekçesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş; ... 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.09.2021 tarihli ve 2019/415 Esas, 2021/143 Karar sayılı ek kararı ile hükümlü müdafi tarafından dile getirilen hususların Kanun'da belirtilen yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş; hükümlü müdafinin itirazı üzerine merci ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/712 Değişik İş sayılı kararı ile ek karara yönelik itiraz reddedilmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır." Şeklindedir. 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin son fıkrasında yer alan, "Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz." şeklindeki hükmün, Anayasa Mahkemesinin 09.03.2022 tarih ve 31773 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 04.11.2021 tarihli ve 2019/4 Esas, 2021/78 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde; "...Usul güvencelerine ilişkin yeterli bağlantının sağlanmasından sonra bağlantılı olarak işlenebilen kaçakçılık suçu ve vergi kabahatlerine konu fiilleri farklı boyutlarıyla ele alan, kendi usul ve kurallarına göre nitelendirip değerlendiren farklı organ, makam ve mercilerin kararlarının her hâl ve şartta birbirini bağlaması gerektiği ileri sürülemeyeceği gibi bunların hiçbir koşulda birbirini bağlamaması gerektiği şeklinde bir sonuca varılması da mümkün değildir. Dolayısıyla bağlantılı fiillerle işlenen vergi kaçakçılığı suçu ile vergi kabahatlerine ilişkin yargılama/cezalandırma süreçleri arasında bağlantı kurulmasına engel olan kuralın adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelere aykırılık oluşturabileceği anlaşılmaktadır." denilmek suretiyle anılan hükmün iptalinin, her durumda 213 sayılı Kanun'da düzenlenen vergi suçları ve kabahatlerine ilişkin yargılamaları yapmakla görevli ceza mahkemeleri ile vergi mahkemelerinin kararlarının birbirlerini bağlayacağı anlamına gelmeyeceği hususu açıkça belirtilmiştir. 5. Ceza ve vergi mahkemelerinin aynı vergi inceleme raporlarına dayanılarak, aynı eylem nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları farklı yönleriyle ve farklı yargılama usullerini uygulamak suretiyle çözümlemeye çalışmaları, aralarında bir etkileşimin olmasını da zorunlu kılmaktadır. Bununla birlikte bu etkileşim, kararlar arasında mutlak bir birlik olması gerektiği şeklinde yorumlanamaz. Maddi gerçeğe ulaşma amacında olan ceza mahkemesi, sahip olduğu tanık dinleme, keşif yapma, bilirkişiden faydalanma...vb delil toplama yöntemleri ile vergi mahkemesinden bağımsız olarak suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapabileceği gibi, teknik bilgi gerektiren vergi suçu raporlarının değerlendirilmesinde bilirkişiye ihtiyaç duymadan sonuca ulaşabilen vergi mahkemesinin tespitlerinden de faydalanabilir. 6. Yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında sayılan yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeninde belirtilen delil kavramının, ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup, ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak, hukuka aykırı bulunmamak şartıyla sunulan beyan ve belgeler; olay kavramının ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olan olgular olarak tanımlanabileceği; olay veya delillerin yeni olmasının yanında, yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği değerlendirilmektedir. 7. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü müdafinin dilekçesinde belirtilen, İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/1506 Esas, 2019/609 Karar sayılı ile 2018/1508 Esas, 2019/611 Karar sayılı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 27.12.2019 tarihli ve 2019/3080 Esas, 2019/3510 Karar ile 2019/3082 Esas, 2019/3509 Karar sayılı kararlarında yer alan tespitlerin, ceza mahkemesince de hükme esas alınan 26.04.2018 tarih ve 2018-A-3863/6 sayılı ile 26.04.2018 tarih ve 2018-A-3863/7 sayılı vergi inceleme raporlarının sahte olduğuna yönelik bir kabulü içermediği, ceza yargılamasından farklı olarak bu dosyalara sunulan yeni bilgi veya belgelerin hükme etkili olduğu yönünde bir belirleme de yapılmadığı gibi, dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, söz konusu mahkeme kararlarının bu haliyle yeni delil mahiyetinde de kabul edilemeyeceği ve somut olayda 5271 sayılı Kanun'un 311 nci maddesinde yer alan şartların mevcut bulunmadığının anlaşılması karşısında, kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2024 tarihinde karar verildi.