3. Hukuk Dairesi 2024/2940 E. , 2025/3306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1163 E., 2024/363 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/56 E., 2021/281 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan
**3. Hukuk Dairesi 2024/2940 E. , 2025/3306 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1163 E., 2024/363 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/56 E., 2021/281 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Özel ... Hastanesini işleten müvekkili ile davalı arasında sağlık hizmeti alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme hükümlerinin davalı tarafından tek başına hazırlanarak müzakere edilmeksizin tüm özel hastanelere dayatılması ve yüksek orantısız ceza miktarları içermesi nedeniyle genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, savunması alındıktan sonra davalı tarafından müvekkiline 20.02.2018 tarihli yazı ile 400.724,60 TL ceza uygulandığını ve alacaklarından mahsup edileceğinin bildirildiğini, zaten zarar ederek çalışmakta olan müvekkili için ceza miktarının çok yüksek olduğunu, cezai şartın tacirin ekonomik olarak mahvına sebep olacak şekilde ağır olması halinde ahlaka aykırılık nedeniyle cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilebilmesi gerektiğini, davalının müvekkilinin savunmalarını dikkate almadığını, davalının soruşturmasının müvekkilinin eski doktoru olan Dr. ...'nin ihbarına dayandırıldığını, ancak adı geçen kişinin böyle bir şikayette bulunmadığını söylediğini, soruşturmayı başlatan müfettişin devlet memurluğundan uzaklaştırıldığını, Dr. ...'nın ... Devlet Hastanesinde görev yaptığını, işlem tarihlerinde devlet hastanesinde görev yapmakta olduğunu, Hastane tarafından verilen yazıdan anlaşıldığı üzere bu tarihlerde raporlu veya izinli olmadığını, ilgili hastalara ilgili sağlık hizmetinin Dr. ... tarafından verildiğini, sadece hasta ifadeleriyle ceza verilemeyeceğini, KBB uzmanı olan Dr. ...'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, yalnızca davalı Kuruma fatura edilemeyen estetik ameliyatları yaptığını, ... adlı hastanın yakınını tanıması nedeniyle kendisiyle ameliyat sonrasında özel olarak ilgilendiğini, hastanın anestezi etkisinde olduğu için ameliyatının hangi doktor tarafından yapıldığı hususunda algı yanılgısı yaşadığını, Dr. ...'nin ... adlı hastaya sağlık hizmeti verildiği tarihte ... Devlet Hastanesinde görev yaptığını, raporlu veya izinli olmadığını, ameliyatın adı geçen doktor tarafından değil Dr. ... tarafından yapıldığını, Dr. ...'nin hasta ...'nün ameliyatında ... Devlet Hastanesinde çalıştığını ameliyatın Dr. ... tarafından yapıldığını, aynı durumun ... adlı hasta için Dr. ... için de geçerli olduğunu, Dr. ...'nin beyin cerrahisi dalında tanınan ve hastalar tarafından tercih edilen bir hekim olup müvekkiline ait hastane kadrosunda çalıştığını, hastaların kendisine danışması üzerine Dr. ...'yü tavsiye ettiğini, hastaların Dr. ...'nin ameliyata katılmasını istedikleri zamanlar olduğunu, hastaların bu yöndeki taleplerinin karşılandığını ve Dr. ...'ye konsültasyon verildiğini, ancak ameliyatların tüm tıbbi ve idari sorumluluğunun Dr. ...'ye ait olduğunu, riskli ve nitelikli ameliyatları başka bir doktorun yapmış gibi üstlenmesinin mantıklı olmadığını, Doç Dr. ...'nin tanınmış bir beyin cerrahı olup hastanenin yönetim kurulunda çalıştığını, 2011/2012 yıllarında tıbbi direktörlük yaptığını, bu nedenle zaman zaman konsültasyon verdiğini, hastalar A.B., ..., ... için durumun böyle olduğunu, Dr. ...'nin, ... adlı hastanın ameliyatı (29.11.2012) sırasında İzmir'de 30.11.2012-02.12.2012 tarihleri arasında yapılan Kurs konuşmacı olarak katıldığını, ... adlı hastanın ameliyatının olduğu (18.03.2014) tarihte Ankarada 18.03.2014 tarihinde yapılan toplantıya konuşmacı olarak katıldığını, ... adlı hastanın ameliyatı tarihinde (02.05.2014) yurt dışındaki ... Congress toplantısına katıldığını, ... adlı hastanın 03.04.2014 tarihindeki ameliyatı sırasında kongre (04.04.2014-08.04.2014) nedeniyle Antalyada olduğunu, kongreye bir gün önce gittiğini, ... adlı hastanın 22.04.2014 tarihli ameliyatında sempozyumda olduğunu, ameliyatla ilgili bilginin hastaya bizzat ameliyatı yapacak doktor tarafından verildiğini ve bilgilendirmeye ilişkin form imzalandığını, bu belgelerden ameliyatı yapan doktorun kim olduğunun görülebileceğini, hastanın doktor ameliyathaneye geldiğinde anestezinin etkisi altında olduğunu, bu nedenle hastaların hangi doktor tarafından ameliyat edildiklerini bilmesinin mümkün olmadığını, konsültasyon hizmeti alınan aynı zamanda hastanenin yönetim kurulu üyesi olan Dr. ..., Dr. ... doktorları hastaların bilgilendirilmesi sırasında yanlarında bulunduklarını, hastaların ifadeler sırasında doktorlardan ameliyatı yapan doktor olarak bahsetmelerini algı yanılması olarak değerlendirmek gerektiğini, ameliyatların çoğunun beyin cerrahisi branşına ait olup, en fazla risk taşıyan işlemlerden olduğundan bir doktorun kendisinin yapmadığı ameliyatın tüm tıbbi ve hukuki sonuçlarını üstüne almasının beklenemeyeceğini, ameliyatların tamamının kadrolu hekimler tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerek, davalının uyguladığı cezai işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava dilekçesinde belirtilen hastalara sağlık hizmeti sunulmadığı halde Kuruma fatura edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle 2012 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (11.1.15) nolu maddesi gereği toplam 412.724,60 TL ceza uygulanmasına ve ceza ile birlikte yersiz ödenen hizmet bedelleri toplamı 66.539,90 TL’nin avans faiziyle birlikte davacının alacağından mahsup edilmesine karar verildiğini, davacının itirazı üzerine 2012 yılı sözleşmesinin (14.9) maddesi gereği uygulanan cezanın yeniden düzenlendiğini ve bazı hastalar yönünden 2017 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (12.15) maddesi uygulanarak toplamda 400.724,60 TL ceza uygulanmasına ve söz konusu hastalara ait takipler için kurum tarafından yersiz ödenen hizmet bedellerinin avans faiziyle davacının alacağından mahsup edilmesine karar verildiğini, bu kararın 20.02.2018 tarihli yazıyla davacıya bildirildiğini, cezanın sözleşmeye uygun olduğunu, davanın özgür iradesi ile imzaladığı sözleşme hükümlerine uygun davranmak zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı şirket tarafından işletilen Hastanede sigortalı hastaların işlemlerinin kayıtlı olmayan doktorlar tarafından yapıldığı, ancak kuruma kayıtlı doktorlar üzerinden fatura edildiği gerekçesi ile cezai işlem uygulamasından kaynaklandığı, duruşmada dinlenilen Dr. ... ve Dr. ...'nin ameliyatları kendilerinin yaptığını, ... ya da başka doktorların kendi yerlerine ameliyatlara girmediğini, Dr. ...'nin ... adlı hastayı kendisinin ameliyat etmediğini, sadece estetik türü ameliyatlar yaptığını, Dr. ... ve Dr. ...'nin belirtilen ameliyatları yapmadıklarını, Dr. ...'nin de Dr. ... yerine ameliyatlara girdiği ve para aldığı iddiasını kabul etmediği, idari işlerinin yoğun olduğu, maddi desteğe ihtiyacı da bulunmadığını beyan etiğini, Dr. ...'nin hasta ...'nün 03.04.2014 tarihindeki işleminden Antalya'da kongrede, hasta ...'nin işlem tarihi olan 02.05.2014 tarihinde yurt dışında, ...'nin işlem tarihi olan 18.03.2014 tarihinde Ankara'da Sipinal toplantısında, ...'nin işlem tarihi olan 22.04.2014 tarihinde Sempozyum Sonrası değerlendirme toplantısında, ... isimli hastanın işlem tarihi olan 29.11.2012 tarihinde İzmir'de yapılan ... Spinal Cerrahi kursunda olduğu, bu beş hasta için uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı, ... isimli hasta yönünden ameliyat edenin ... Devlet hastanesi doktoru ....'mi yoksa Özel ... Hastanesi doktoru ....'mü olduğunu bilmediğini ifade ettiğinden bu hasta için de cezai işlem uygulamasının yersiz olduğu, hastalar .... ve ... için ameliyatların .... ve ....'nin yaptığı anlaşıldığından bu hastalar için de yersiz ceza uygulandığı, hasta .... için hastaneden savunma ve hasta ile ilgili bilgi istenilmeden doğrudan cezai işlem uygulamasının usulsüz olduğu, hasta .... yönünden ameliyatının davacı şirket hastane doktoru ....'nin yaptığı, Dr. ....'nin hasta yakınını tanıdığı için hasta ile ilgilendiği, sadece Müfettişe verilen ifadeye dayanarak ceza uygulamasının da yersiz olduğu, bir kısım hastaların ameliyatlarını yaptığını söyledikleri doktorların işlem tarihlerinde kendi görev yerlerinde olduklarına dair resmi hastane yazılarının bulunduğu, 15 hastaya uygulanan ceza işleminin de usulsüz olduğu, bir kısım hastaların ameliyatlarının davacı şirket hastane doktorları .... ve ....'nin yaptığı, Dr. ....'nin hastalar ile ilgili bilgisine başvurulduğu, bu doktorun Konsültan hekim olarak ameliyathanede yer aldığının belirlendiği, ancak ameliyatların .... ve .... tarafından yapıldığı, Dr. ....'nin ya da başka doktorların onların yerine ameliyata girmediği gibi onay formlarında ameliyatı yapan doktorların ve hastaların imzasının bulunduğu, ameliyatları yaptıkları söylenen hastane dışındaki hastanelerde görev yapan doktorlar ile ilgili çalıştıkları hastanelerinden alınan cevabi yazılara göre belirtilen işlem tarihlerinde görevleri başında oldukları, polikinilik hizmeti verdikleri yönünde olduğu, davalı Kurum iddialarının doğru olmadığının tespit edildiği, ameliyat sonrası anestezi etkisi altında olan hastaların ameliyatını yapan doktorun kim olduğunu sağlıklı olarak hatırlamamalarının normal olduğu, 42 hasta için uygulanan sonradan 400.724,60 TL'ye düşürülen cezanın haksız ve yersiz olduğu, 141.304,25 TL'nin tahsil edildiği, bu yöndeki bilirkişi raporlarının bilimsel ve hukuksal verilere uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı şirket aleyhine tesis edilen 400.724,60 TL'lik cezai işlemin haksız ve yersiz olduğunun tespiti ile iptaline, 141.304,25 TL ilk taksit tutarı olarak kesinti yapılarak tahsil edilen tutarın kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hüküm kurmaya elverişli kök ve ek bilirkişi raporlarında özetle, Özel ... Hastanesi doktorları ...., .... ve ....'nin mahkemede verdikleri ifadeler, ... Devlet Hastanesi ve ... Hastanesi yazıları, anestezi etkisi altında olanların yapılan işlemleri sağlıklı hatırlamasının mümkün olmayacağına dair alınmış görüş yazıları ve ayrıca Mahkemede ifadeleri alınmadığı sürece müfettişe verilen hasta beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine dair Yargıtay içtihatları bulunması karşısında, hastaların ameliyatlarını gerçekte yapan doktorların Özel ... Hastanesi doktorlarından farklı olduğu yolundaki Kurum iddiasının doğru kabul edilemeyeceği, bu nedenle belirtilen iddiaya göre 42 hasta için indirimli olarak 400.724,60 TL tutarında verilen ceza yerinde olmadığından iptalinin gerektiği, ilk taksit tutarı olarak tahsil edilen 141.304,25 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hastaneye geri ödenmesi gerektiği, 66.539,90 TL yersiz ödeme tutarının da tahsil edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; yalnızca ek bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin karar gerekçesine yazıldığını, bu rapora neden itibar edildiği ve itirazlarının neden değerlendirilmediği konusunda bir açıklamanın bulunmadığını, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, bilirkişinin hukuki konularda görüş beyan edemeyeceğini, müfettiş raporuyla bazı hastaların işlemlerinin kayıtlı olmayan hekimler tarafından yapıldığının tespit edildiğini, hastaların neredeyse tamamının aynı yönde beyanda bulunmasının tesadüf olamayacağını, hasta beyanlarının olayı aydınlatmaya yönelik gerçeğe uygun ve detaylı bilgiler içerdiğini ve beyanlarının birçok delil ile desteklendiğini, cezanın sözleşme aykırı davranış nedeniyle verildiğini, işlemin hatalı olup olmamasının veya zararın doğup doğmamasının sonucu değiştirmeyeceğini, davacının hür iradesi ile sözleşmeyi imzaladığını sözleşmeye uygun davranmakla yükümlü olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait hastanede ameliyat yapma izni olmayan hekimler tarafından yapılan ameliyatların MEDULA sisteminde kayıtlı hastane hekimleri üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edildiği iddiasıyla sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine göre para cezası uygulanmasına ve yersiz yapılan ödemelerin geri alınmasına dair davalı Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de; bilirkişi raporları yetersiz olduğu gibi, delilleri değerlendirerek sübuta ilişkin karar verme yetkisi hâkime ait olduğundan bilirkişinin bu nitelikteki görüşü benimsenerek karara gerekçe oluşturulması da hatalıdır. İhbar üzerine davalı Kurum tarafından başlatılan soruşturma sonucunda, davalı Kurum müfettişlerince hazırlanan raporla; davacı şirket tarafından kendi doktorları üzerinden fatura edilen bazı ameliyatların, gerçekte kimi devlet hastanesinde çalışan, kimi ise Hastanenin ortağı ve/veya yönetim kurulunda görevli olmakla birlikte Hastanede ameliyat yapma yetkisi bulunmayan hekimler tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Soruşturmada beyanları alınan hastaların veya yakınlarının neredeyse tamamının; ameliyatları yapmış görünen doktorları tanımadıklarını, buna karşın diğer doktorların kendilerini ameliyat ettiğini, ameliyat ücretini kendisine veya çalışanına verdiklerini, bu doktorların ameliyat öncesinde ve sonrasında özel muayenelerine gittiklerini, açık ve tereddütsüz olarak beyan ettikleri, ancak Mahkemece tanık sıfatıyla dinlenmedikleri anlaşılmıştır. Bundan ayrı davacı şirketin, Hastanenin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup yetkisi olmamasına rağmen gerçekte ameliyatı yapan doktorlardan biri olduğu iddia edilen Dr. ....'nin bazı ameliyatlar sırasında çeşitli yerlerdeki toplantı ve kongrelerde bulunduğu yönündeki savunması kabul edilmiş ise de, ... adlı hastanın 18.03.2014 tarihinde yapılan ameliyatında doktorun Ankara'da konuşma yaptığı ileri sürülmesine rağmen belirtilen internet adresinden yapılan sorgulama sonucunda toplantının 19.03.2014 günü saat 19:00 yapıldığı, ... ve ... adlı hastanın ameliyatının belirtilen toplantılardan önceki bir tarihte yapıldığı, ... adlı hastanın ameliyatı sırasında adı geçen doktorun yurt dışında olduğu ileri sürülmesine rağmen müfettiş raporunda Emniyet Müdürlüğünden sorulması üzerine o tarihte yurt içinde olduğunun tespit edildiği, yine ... adlı hastanın ameliyatının olduğu tarihte adı geçen doktorun katıldığı iddia edilen sempozyum için gösterilen internet adresinde ameliyat gününde yapılan bir sempozyumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, müfettiş raporunda da bu savunmalar değerlendirilmiş ve günümüz ulaşım şartlarında bir kişinin aynı gün içinde dahi birden fazla şehirde bulunmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Öte yandan evrak üstünde ameliyatları yapan ve gerçekte yaptığı iddia edilen doktorların bazıları tanık olarak dinlenilmiş ise de, işlemin doğrudan sujesi olan doktorların beyanları tek başına uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Ayrıca davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere cezai işleme konu ameliyatların beyin cerrahisi gibi riski yüksek branşlara ait olduğu sabittir. Bu halde, hastaların kendilerini ameliyat edecekleri doktoru ameliyathanede öğrenmiş olmaları hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi hastaların anestezinin etkisiyle durumu yanlış algılamış oldukları yönündeki değerlendirme de yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; cezai işleme konu ameliyatları olan hastalardan uyuşmazlığı çözmeye yeter sayıda hastanın yalan tanıklığın sonuçları anlatılmak suretiyle usule uygun olarak duruşmada dinlenilmesi ve yukarıdaki açıklamalar ışığında tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.