(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/4178 E. , 2011/6150 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşün…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/4178 E. , 2011/6150 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacı işçinin iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma geldiği iddiasına dayalı maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davacının 11.4.2002 tarihli ibranameyle maddi ve manevi tazminat istemlerinden feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki belgelerden davacının davalıya ait işyerinde 04.04.2002 tarihinde Denizli Adliye Binasının inşaatının yapımı sırasında meydana gelen kaza sonucu yaralandığı, Denizli 3. Noterliğinde düzenlenen 11.04.2002 tarihli ibraname içeriğine göre davacıya bu kaza nedeni ile yaptığı masraf ve maddi ve manevi zararları karşılığı olarak Lena İnşaat Sanayii Turizm ve Ticaret Limited Şirketi tarafından (beşyüz milyon TL ) ödeme yapıldığı, kaza sebebiyle işverenden başkaca herhangi bir istek ve talebi bulunmadığını işvereni ibra ettiğini beyan ettiği, olay nedeni ile davacının % 3,30 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ve iş göremezlik oranının % 10'un altında olması nedeni ile Kurum tarafından gelir bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Olaydan kısa süre sonra henüz maluliyet durumu ve kusur oranları konusunda kesin fikir sahibi olması mümkün olmayan işçinin verdiği genel ve soyut açıklamayı içerdiği kuşkusuz olan ibranameyi tümden geçerli saymak, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan “işçinin korunması temel ilkesi” ne de uygun düşmeyecektir. Konuyla ilgili doğrudan amir bir hüküm bulunmaması nedeniyle ibranın doğruluk ve güven kuralına aykırı olmaması gerektiği gerçeğine sıkıca sarılarak sorun çözümlenmelidir. Kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tanzim edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilinir. Kusur incelemesi yaptırılarak kusurun aidiyet ve oranını belirlemek, 11.04.2002 tarihli belgedeki belirtilen beşyüzmilyon TL (500,00TL) paranın maddi ve manevi tazminat türüne aidiyeti ve miktarı ilişkin miktarı davacıya açıklattırmak suretiyle açıklığa kavuşturulduktan sonra, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırmak,