1. Hukuk Dairesi 2012/1592 E. , 2012/4793 K. "" MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2011 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakan E.'nin maliki olduğu 25 parça taşınmazını mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla vekil aracılığı ile davalılara satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, 21 parça taşınmaz yönünden miras payları oranında tapu iptali ve tescil, 4 parça taşınmaz dava açılmadan önce 3.kişilere satıldığ…
**1. Hukuk Dairesi 2012/1592 E. , 2012/4793 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2011 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakan E.'nin maliki olduğu 25 parça taşınmazını mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla vekil aracılığı ile davalılara satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, 21 parça taşınmaz yönünden miras payları oranında tapu iptali ve tescil, 4 parça taşınmaz dava açılmadan önce 3.kişilere satıldığından bu taşınmazlar yönünden tazminat isteğinde bulunmuşlardır. Bir kısım davalılar, iddiaların yersiz olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davaların kabulüne karar verilmiştir. Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davaların kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı HMK. nun 186. (1086 sayılı HUMK. nun 376.) maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin; HMK.nun 297.(HUMK.nun 388.) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevar ki, uygulamada söz konusu HMK. nun 294/4.(HUMK. nun 38l/son) maddesinin getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HMK. nun 298/2 (HUMK. nun 389.) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. Maddesi ile HMK. (HUMK.) nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.