T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/151 - 2025/1516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/151 KARAR NO : 2025/1516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.12.2023 NUMARASI : 2021/358 Esas 2023/874 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/151 - 2025/1516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/151 KARAR NO : 2025/1516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.12.2023 NUMARASI : 2021/358 Esas 2023/874 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.12.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.11.2014 tarihinde, davacının sürücüsü olduğu araç ile davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın çarpışması neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olduğu ve davalının zararlarından sorumlu olduğunu, davacının, davalıya müracaatı üzerine 13.01.2016 tarihinde 28.058,79 TL ödemede bulunmuş ise de, ödemenin yetersiz olduğunu, belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalından tahsiline karar verilmesinin talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 174.205,62 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kazaya karışan aracın, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru, zararı ve maluliyetini kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafından 13.01.2016 tarihinde davacıya %32 maluliyet oranına göre 28.058,79 TL ödemede bulunduğunu ve sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle öncelikle ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapılarak, ödemenin yetersiz olması halinde yapılan ödemenin güncellenerek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davalı tarafından davacının müracaatı üzerine ödeme yapıldığından, davadan önce temerrüt gerçekleşmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından verilen, 19.12.2018 tarih, 2016/154 E. 2018/1063 K. Sayılı kararın, davalının istinaf başvurusu üzerine, Dairemiz 08.04.2021 tarih, 2019/718 E 2021/745 K. Sayılı karar ile kaldırılması sonrasında, yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; Davanın, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan bakiye tazminat istemine ilişkin olduğu, kaza tespit tutanağı ve alınan kusur raporu ve Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 Tarih, 2015/158 Esas, 2016/99 Karar Sayılı dava dosyasında davacının ve davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün eş değer kusuru ile trafik kazası meydana geldiğinin anlaşıldığı, daha önce mahkemece, davacının kaza nedeniyle tespit edilen maluliyet oranı, sigorta şirketi tarafından 13.01.2016 tarihinde yapılan 28.058,79 TL ödeme nazara alınarak ve davacının ıslah talebi doğrultusunda "davanın kabulü ile, 174.205,62 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 13.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," ilişkin verilen kararın, davalı tarafından istinaf edilmesi sonrasında; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2019/718 Esas ve 2021/745 Karar sayılı ilamı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığından kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 06.04.2023 tarihli rapora göre; davanın, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %34 (yüzdeotuzdört) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3(üç) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, şeklinde rapor düzenlendiği; toplanan deliller, hasar dosyası, ceza dosyası, Adli Tıp Kurumu Raporu, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı, kazanın oluşumunda davacının ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün eşit oranda kusurlu oldukları, kaza nedeniyle davacının kalıcı maluliyetinin %34 oranında olduğu, 3 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığı, her ne kadar Hacettepe Üniversitesi'nden alınan raporda maluliyet oranı %54 olarak tespit edilmiş ise de hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporunda da belirtildiği üzere davacının kazaya bağlı depresyon geçirmediğinin tespit edildiği, davalı tarafından yapıldığı ihtilafsız olan ödemenin ödeme tarihi itibariyle davacının maddi zararlarını karşılamadığı, davacı ...’un yaralanması nedeniyle uğradığı (davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan güncellenmiş ödemenin mahsubu sonrası) net ve gerçek bakiye maddi zararının; 908.551,57 TL olduğu, olay tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen ZMMS poliçesinin teminat limiti 268.000,00 TL belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 28.058,79 TL ödeme yapılmış olmakla; davalı sigorta şirketinin poliçeden dolayı sorumluluğunun (268.000,00 TL - 28.058,79 TL) 239.941,21 TL olduğu, usulü kazanılmış haklar gözetildiğinde davacının talep edebileceği maddi tazminatın 174.205,62 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi gereği bakiye zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle; “Davanın kabulüne, 174.205,62 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 13.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; HÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda %54 maluliyet tespit edilmişken, Ankara BAM kaldırma kararı sonrasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporunda maluliyet oranın %34 olarak tespit edildiğini, rapora yapılan itirazların yeterince değerlendirilmediğini, raporun denetime elverişli olmadığını, davacının kaza nedeniyle depresyon geçirdiğini ve kaza ile illiyeti olduğunu, bu nedenle raporu kesinlikle kabul etmediklerini; kararı daha önce istinaf etmemiş olsalar da, değişen durum nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutuklarını, ilk karardaki miktar nedeniyle, tazminat miktarının düşürülmesi şeklinde bir sonuç oluşmayacağını, bu nedenle bakiye haklarını saklı tutmayan yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, ancak, maluliyet raporu, hesaplamanın enson değer artışına göre yapılması gerektiği ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece, BAM kaldırma kararı gereğince, hesaplamanın önceki hükme esas rapor tarihine göre yapılması gerektiğinin göz ardı edildiğini, hesaplamanın 31.12.2023 tarihi esas alınarak yapıldığı; mahkemece önce ödeme tarihine göre hesaplama yapılarak, ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, yeterli olmadığının belirlenmesi halinde ise 26.01.2018 tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması ve ödemenin de faizi ile birlikte tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini; davacının, istinafı olmaması nedeniyle hesaplamanın daha önceki yöntem çerçevesinde yapılması gerektiğini, Yargıtay’ın ve BAM’ın son içtihatlarının bu yönde olduğunu, yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığını, gelir asgari ücret kabul edilerek, ödeme tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini; kusur raporunu kabul etmediklerini tek bilirkişiden alınan raporun yeterli olmadığını, Karayolları Fen Heyetinden yahut Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne verilen kusurun fahiş olduğunu, kaza anında davacının yasal sınırın 2,5 katı kadar yüksek oranda alkollü olduğunu, bu nedenle izafe edilen kusur oranının fahiş olduğunu, kazanın davacının asli ve tam kusuru ile meydana geldiğini; emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, bu hususun göz ardı edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece yapılan yargılamada kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce, davacının kaza sonucu yaralanması nedeniyle %54 oranında maluliyeti bulunduğu, kabul edilerek yapılan hesaplama çerçevesinde, davalının davadan önce davacıya yaptığı ödemenin de yeterli olmaması nedeniyle, yapılan ödeme güncellenerek bakiye tazminata karar verilmiş iken, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi sonrasında, Dairemizce, hükme esas alınan maluliyet raporunun uygun olmaması nedeniyle, öncelikle maluliyet raporuna yönelik eksiklik giderilerek, sonrasında usuli kazanılmış haklar korunarak esas hakkında karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda, davacının maluliyet oranın %34 olduğunun ve iyileşeme süresinin 3 ay olduğunun tespitinden sonra, aktüer bilirkişiden alınan raporda, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının ödeme tarihindeki verilere göre hesaplandığında, yapılan ödemenin zararını karşılamadığı, 31.12.2023 tarihine göre yapılan hesaplamada davalının %50 kusuruna göre yapılan ödeme güncellenerek mahsup edildiğinde, bakiye zararının 908.551,57 TL olduğu tespit edilmiş, mahkemece daha önce verilen karardaki miktarı aşmamak üzere davanın esası hakkında karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalının hesap raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesi tarafından daha önce tazminata yönelik verilen karar, davalının istinaf başvurusu üzerine kaldırılmış olup, Dairemiz kaldırma kararında, hesaplamanın davalı tarafından istinaf edilmeyen hükme esas alınan, rapor tarihindeki verilere göre değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekiği kararda belirtilmiştir. Bu durum kanun yoluna başvurmada, mahkemeye erişim hakkının da gereğidir. Zira davalının istinafı hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle hesaplanan tazminat miktarına yönelik olup, hüküm tarihindeki verilere göre tazminatın yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Ülkemizde yaşanan enflasyon ilişkin verileri ve kaldırma kararından sonra değişen gelir artışları nazara alındığında, ilk karara esas alınan rapor tarihindeki, davalı aleyhine yapılan hataların gelir artışı çerçevesinde yapılacak hesaplamaya göre yeniden yapılması durumunda, zararın daha önce hüküm altına alınan miktarı aşması söz konusu olacaktır ki, bu durum, davalının kanunun yoluna başvurmakla elde etmek istediği faydayı ortadan kaldıracaktır. Davacının maluliyet oranın yüksek tespit edildiğine yönelik kararı istinaf etmesindeki, amaç hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre tazminatın hükmedilen kadar olmayacağına ilişkin olup, davalının amacını sadece gerçek maluliyetin tespiti ile sınırlayacak ya da bu sonuca neden olacak şekilde yapılacak uygulama, davalının kararı istinaf etmekteki amacını ortadan kaldıracak, kanun yoluna başvurmadaki asıl amacına ulaşmasını engelleyecek olduğundan, kanun yolunun kullanmasında mahkemeye erişim hakkını ihlalini oluşturacaktır. Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ilk kararda, %54 maluliyeti çerçevesinde 174.205,62 TL maddi tazminata hükmedilmiş, davacı maluliyetin yüksek belirlendiğini, bu nedenle kabul edilen tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiştir. Kaldırma kararından sonra maluliyet oranı %34 olarak belirlendiği halde, aktüer bilirkişi tarafından ödeme tarihine göre yapılan hesaplamaya göre hesaplamanın yeterli olmadığını tespit ettikten sonra, 31.12.2023 tarihindeki veriler nazara alınarak hesaplama yapmış, yapılan hesaplamaya göre bakiye zarar 908.551,57 TL olarak tespit edilmiş, mahkemece de, ilk kararda verilen tazminatı geçmemek üzere davanın esası hakkında karar verilmiştir. Davacının, kanun yoluna başvurmaktaki muradı sadece maluliyet oranın doğru tespit edilmesi değil, bunun yanı sıra doğru belirlenecek maluliyet oranı çerçevesinde tazminat talebinin yapılan ödemenin yeterli olduğundan bahisle reddi yahut doğru tespit edilecek maluliyet oranına göre düşürülmesine yöneliktir. Dolayısı ile kaldırma kararından sonra yaşanan gelir artışları nazara alınarak hesaplama yapılması, davacının kararı istinaf ermekteki muradını, karşılamayacağı açıktır. Bu durumda, Dairemizce daha önce kaldırılan ilk derece mahkemesinin 19.12.2018 tarih, 2016/154 E. 2018/1063 K. Sayılı kararına esas alınan rapor tarihindeki verilere göre, ancak Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen maluliyet oranı nazara alınarak (davadan önceki ödeme de söz konusu rapor tarihine göre güncelenerek) bilirkişiden ek rapor yahut yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı tarafından istinaf edilen ve davalı lehine kaldırılan kararda, davalının kanun yoluna başvurmaktaki amacını ortadan kaldıracak şekilde 31.12.2023 tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derede mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, yukarıda açıklandığı şekilde aktüer bilirkişiden ek rapor yahut yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırıma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 4-Kırıkkale İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/103 D.iş, 2024/103 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden, Kırıkkale İcra Müdürlüğünün 2019/13616 E. Dosyasına depo edilen 400.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.