5. Hukuk Dairesi 2025/9214 E. , 2025/16610 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1923 Esas, 2025/684 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/381 Esas, 2023/270 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği a…
5. Hukuk Dairesi 2025/9214 E. , 2025/16610 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1923 Esas, 2025/684 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/381 Esas, 2023/270 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Mahallesi, .. .. mevkii, 13 05... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek bedelle yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların ... Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, ... ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, ..'a bir saat, ..'ya iki saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet takdirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin bedelinin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkillerine ait taşınmazın belirlenecek gerçek değer üzerinden kamulaştırmasını, aksi halde davanın reddini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın tamamının ... Bölgesi ilave alanı amacı ile davacı tarafından kamulaştırılmak istenildiğini, taşınmaz için davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın 1.sınıf tarım arazisi olduğunu, belediye rayiç değerleri ve şahıslar arasındaki satışların kıymet takdirinde tek başına nazara alınmasının mümkün olmadığını, zira bunların çoğunlukla düşük gösterildiğini, emsal belirlenirken 2. Organize Sanayi Bölgesi alanı içindeki taşınmazların da nazara alınması gerektiğini, taşınmazın gerçek değerinin tespitinin gerektiğini beyan ederek yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir 3. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkillinin maliki olduğu dava konusu taşınmazın pazarlıkla satın almak istediğini; ancak çok düşük bedel önerildiği için taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafından pazarlık aşamasında yapılan teklif rayiç değerlere ve emsallerine oranla çok düşük olduğundan davacının davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak dosyaya sunduğu kıymet takdir raporuna konu emsal taşınmazlar emsal değerlendirmesine alınamayacak nitelikte olduğunu, davaya konu taşınmaz belediyenin tüm altyapı hizmetlerinden yararlanmakta yolu, suyu ve elektriği olduğunu, taşınmazın konum olarak çok iyi bir yerde olduğu bu nedenle değerinin çok yüksek olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmazın, üzerindeki ağaç, bitki ve yapıların değeri hesaplanırken gayrimenkul alanında konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak fiyat değerlendirmesi yapılmasını talep etmiştir. 4. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı idare tarafından teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, taşınmazın bölgedeki en büyük arazilerden olduğunu, ülkedeki enflasyon sebebiyle gayrimenkul fiyatlarının artış gösterdiğini, taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil idarenin oluşturduğu kıymet takdir komisyonunun tespit ettiği bedel ile bilirkişilerce tespit edilen bedel arasında ciddi fark bulunduğunu, bilirkişilerce değerinden fazla bedel tespit edildiğini, taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konu ile ilgili ... Belediyesinin yazısı dikkate alınmışsa da belediyenin bölgedeki her taşınmaz için aynı cevabı verdiği ve verdiği cevabın gerçeklikten uzak olduğunu, keşif esnasında dahi içerisine zor girilen taşınmazın tarla vasfı tartışmasız iken belediye yazı cevabına dayanılarak arsa olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın meskun mahalde yer almadığı ve belediye hizmetlerinden faydalanmadığını ve malikler tarafından da zirai faaliyetler için kullanıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın 1. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunu, yanından dere geçtiğini ve sulama imkanı olduğu için her türlü ürün yetiştirilebileceğini, değer tespiti yapılırken şu an da kurulu bulunan organize sanayii bölgesindeki arsa fiyatlarının değer tespitinde nazara alınması gerektiğini, taşınmazın metrekare bedelinin 2000 TL'nin altında olmaması gerektiğini, değer tespiti yapılırken sadece belediye rayiç değerleri veya taşınmazın taraflar arasındaki satışa esas alınan değerlerin kıymet takdirinde esas alınmasının mümkün olmadığını, rayiç değerlerin vergisel mülazalarla düşük gösterildiği emsal değer araştırması yapılırken sanayi tesisi niteliğindeki taşınmazların da emsal olarak belirlenmesi gerektiğini, vatandaşın tek geçim kaynağı olan bu arazinin elinden alınması hususunun bilirkişilerce göz ardı edilmemesi gerektiğini, birden fazla davalı vekili lehinde vekâlet ücretine hüküm kurulması gerekir iken tek bir vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, taraf emsallerinin bilirkişi raporunda incelenmediğini, taşınmazın arsa vasfında olduğu ve arsa vasfındaki emsallerin dikkate alınması gerektiğini, imar sahası içinde organize sanayi bölgeleri içinde kalan emsal taşınmazların, çeşitli gerekçelerle emsal alınmamasının doğru olmadığını, emsal taşınmaz olarak değerlendirme tarihine yakın bir taşınmaz alınması gerekirken, dava tarihine uzak bir satışın emsal alınmasının da usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de Organize Sanayi parseli olduğunun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın niteliği bakımından eksi değer oluşturacak tespitler yapılırken artı değer yapacak tespitlerin göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan müştemilat ve ağaçların değerlerinin az hesaplandığını ve hesaplamada dava tarihi olan 2022 yılının değilde 2021 yılının değerlendirmeye alındığını, taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri kıyaslandığında, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bedel tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edildiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, bölge itibari ile de ticari nitelikli olduğunu, hal böyle iken emsal gösterilen satışların taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmaza ilişkin objektif değer artış oranı tespit edilip bu orana göre değer tespiti hesaplanması gerekirken objektif değer artış oranına ilişkin değerlendirme bile yapılmadan tanzim edilen bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında kamulaştırılan taşınmaz ile emsal alınan taşınmazların üstün ve eksik yönleri belirlenip açıklanarak kıyaslama yapılması gerektiğini, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faiz Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olup kamulaştırma bedeline en yüksek mevduat faiz işletilmesi gerektiğini, dava tarihinden sonra yaşanan enflasyon ve fiyat artışları nedeniyle müvekkillerimin gayrimenkulunün bedeli yönündeki tespitin yetersiz kalmış olup güncel değerleri konusunda bilirkişilerce ek raporlarda bu durumun değerlendirilmediğini, kamulaştırma yapılan parseller arasında yan yana olan parsellerde bile metrekare birim fiyatlarında aralarında çok büyük farklar olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarının gerçeğe yakın dahi olmayan tespitler içerdiğini ve aynı zamanda taşınmazın gerçek değerini ortaya koyacak verilere de dayanmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin belirlendiği tarih 25.02.2022 olarak belirtilmiş olup davaya dayanak teşkil eden kamu yararı tarihi göz ardı edilerek hesaplamalar yapıldığını, organize sanayi alanında kalan taşınmaz satışlarının emsal olarak alınması gerektiğini, taşınmazın nitelikleri ve konum özellikleri dikkate alındığında m² bedelinin çok düşük belirlendiğini, taşınmazın ticari arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından, verdikleri emsalin neden dikkate alınmadığına ilişkin olarak hiçbir gerekçe gösterilmediğini, 01.08.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile ''4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesine 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE," karar verildiğini, yapılan yeni düzenleme ile müvekkiller açısından Devlet kamu gücü ile mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığı, kamulaştırma işlemi dolayısı ile içinde bulundukları enflasyonist dönem itibarıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gibi gelinen noktada hukuki temelden de yoksun olduğunu, ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine; mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapordaki tespitlerin, taşınmazın gerçek değerinin yansıtmadığı gibi değerinin çok altında kaldığını, emsal olarak gösterilen ancak dava konusu taşınmazın emsali olmayan taşınmazların değerleri dikkate alınarak yapılan hesaplamaların hatalı olduklarını, taşınmazın değerinin belirlenirken taşınmazın subjektif yani kendine has bütün unsurlarının dikkate alınması gerekmekte iken, bilirkişilerce taşınmazı sadece boş bir tarla vasfında kabul edip, ortalama bir brim fiyatı belirleyerek hesaplama yapıldığını, dava konusu taşınmazın bedeli tespit edilirken ve emsal seçilirken konumunun dikkate alınmadığını, yerel mahkemece kararda, kamulaştırma bedeline kamulaştırma davası 4 ay içinde sonuçlandırılamadığı için hükmedilecek faizin yasal faiz üzerinden hesaplanarak ödenmesine karar vermesinin hakkaniyetli olmadığını, hükmedilecek faizin, kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiz olması gerektiğini, davalı tarafın ve vekillerinin birden fazla olması sebebiyle her vekil için ayrı ayrı davalılar lehine vekâlet ücretine takdir edilmesi gerekir iken tek bir vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 5. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 6. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekili ile ... vd. vekillerinin ve ... vd. vekilinin “faize” ilişkin temyiz talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 09.12.2025