Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/5/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, sivil ve askerî ortak kullanımlı bir havalimanı olan Malatya Havalimanı Müdürlüğü bünyesinde ARFF (aircraft rescue and fire fighting -uçak kurtarma ve yangın söndürme) memuru olarak 2010 yılında göreve başlamıştır. 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'ye (399 sayılı KHK) tabi olan ve sözleşmeli olarak çalışan başvurucu hakkında düzenlenen ve Malatya Valiliği Hava Meydanı Mülki İdare Amirliği tarafından Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına sunulan gizli ibareli yazıda başvurucunun başka bir görevde değerlendirilmesi teklif edilmiştir. 15/1/2013 tarihli söz konusu yazıda; 2012 yılında Cudi Dağı'nda öldürülen PKK terör örgütü mensubu beş teröristin cenazelerinin sivil toplum örgütleri ve aileleri tarafından teslim alınması esnasında çekilen ve haber sitelerinde yer alan videolarda başvurucunun da görüntülendiği, olayla ilgili olarak Malatya İl Emniyet Müdürlüğünden konunun araştırılmasının istendiği, yapılan araştırmada başvurucunun Cudi Dağı'nda öldürülen Arin kod isimli G. O. ile kardeş olduklarının tespit edildiği belirtilmiştir. Başvurucunun kardeşinin cenazesini teslim almak üzere Cudi Dağı'na gittiği, otopsi işlemlerinin ardından cenazenin başvurucu tarafından teslim alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun iki kardeşinin PKK terör örgütünün propagandasını yapma suçu kapsamında Malatya 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandıkları ve haklarında 2000 yılında davanın ertelenmesine karar verildiği belirtilmiştir. Yazıda başvurucunun genel bilgi tarama sisteminde kaydının olmadığı, arşiv kayıtlarında herhangi bir suç kaydının bulunmadığı, yasa dışı örgütlerle irtibatını gösterir bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, terör örgütüne müzahir kurum ve kuruluşlarla irtibatının olmadığı ifade edilmiştir. Yazının son kısmında Malatya Hava Meydanının Ana Jet Üs Komutanlığı ile sorumluluk ve çalışma sahalarının ortak olduğu, Malatya Hava Meydanının konumu, hassasiyeti ve başvurucunun yerine getirdiği ARFF memurluğu görevinin özellikleri dikkate alındığında başvurucunun Malatya Hava Meydanı güvenliği için risk oluşturabileceği vurgulanmış ve başvurucunun başka bir görevde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü tarafından 25/1/2013 tarihinde Çanakkale Gökçeada Havalimanı Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır. Başvurucu adına üyesi olduğu sendika tarafından söz konusu atama işleminin hukuka aykırı olduğu ve keyfîlik içerdiği ileri sürülerek 18/2/2013 tarihinde Malatya İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) iptal davası açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucunun iki buçuk yıllık memuriyet hayatında hakkında herhangi bir adli ve idari tahkikatın yapılmadığı, güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada kardeşi ölen başvurucunun cenazeyi teslim almasının atama nedeni olarak kabul edildiği, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince kardeşinin işlediği suç nedeniyle başvurucunun cezalandırılamayacağı, tesis edilen işlemin kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmadığı belirtilmiş ve işlemin iptal edilmesi talep edilmiştir. Davalı DHMİ Genel Müdürlüğünce Mahkemeye sunulan 22/4/2013 tarihli cevap dilekçesinde; Türkiye'de bulunan havaalanlarının işletilmesi ve Türk hava sahasındaki hava trafiğinin düzenlenmesi ve kontrol edilmesi görevlerinin DHMİ tarafından yerine getirildiği, Malatya Havalimanının sivil ve askerî ortak kullanımlı havalimanlarından olduğu, dava konusu işlemin Malatya Valiliği Hava Meydanı Mülki İdare Amirliğinin 15/1/2013 tarihli yazısı doğrultusunda tesis edildiği ve hukuka aykırı olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İdare Mahkemesinin 20/3/2014 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; güvenlik güçleri ile girdiğiçatışmada ölen terör örgütü üyesi kız kardeşinin cenazesini almak için başvurucunun Cudi Dağı'na gitmesi ve otopsi sonrası cenazeyi teslim alması idari ve adli yönden suç teşkil etmese ve başvurucu hakkında yasa dışı örgütlerle irtibatını gösteren bilgi ve belge bulunmasa da başvurucunun askerî sorumluluk ve çalışma sahası olan Malatya'da görev yapmasının hem kendisinin hem de burada görev yapan diğer personelin çalışma huzurunu olumsuz etkileyebileceği ve Malatya dışında başka bir göreve atanmasının gerekli olduğu ifade edilmiştir. Ancak atama işlemi tesis edilirken sorumluluk ve çalışma sahaları askerî kurumlarla ortak olmayan hava meydanlarından birine atanması konusunda başvurucunun tercihinin alınması gerektiği, bu hâliyle potansiyel suçlu izlenimi oluşturacak şekilde ve sürgün mahiyetinde başvurucunun Gökçeada Havalimanı Müdürlüğü emrine naklen atandığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ve iptal edildiği belirtilmiştir. Söz konusu karar, Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay Beşinci Dairesinin 3/11/2015 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, 399 sayılı KHK'nın maddesinde sözleşme süresi içinde gelişen hizmet şartlarına göre sözleşmeli personelin görevinin veya görev yerinin değiştirilebileceğinin düzenlendiği vurgulanmıştır. Başvurucu hakkındaki atama işlemine dayanak alınan nedenler hatırlatılmış ve Malatya Havalimanının sivil ve askerî amaçlı kullanılması nedeniyle güvenlik riskinin ortaya çıktığı belirtilmiştir. Ayrıca Havalimanının stratejik konumu ile personel emniyetinin sağlanması konusundaki ihtiyaç gözönüne alındığında söz konusu riskin bertaraf edilmesi amacıyla başvurucunun atama işlemine tabi tutulduğu, işlemin idarenin takdir yetkisi kapsamında kaldığı ve işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Danıştay Beşinci Dairesi tarafından verilen karara karşı başvurucu adına dava açan sendika tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de bu yöndeki talep aynı Dairenin 26/1/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bozma kararı üzerine yeniden inceleme yapan İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. 24/3/2017 tarihli kararda; 399 sayılı KHK'sının anılan hükmüne yer verilmiş ve bozma kararında açıklanan gerekçelere dayanılmıştır. Söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmamış ve karar kesinleşmiştir. İdare Mahkemesince verilen 24/3/2017 tarihli karar 5/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 30/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 399 sayılı KHK'nın "Görev ve Yer Değişikliği" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Sözleşme süresi içerisinde gelişen hizmet şartlarına göre sözleşmeli personelin görevi veya görev yeri değiştirilebilir. ..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mesleki hayat özel hayat kavramı dışında tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin maddesi kapsamına girebilmektedir. AİHM, bireylerin genellikle iş yaşamında dış dünyayla ilişkiler kurduğunu hatırlatarak bireyin kimliğini oluşturmasının ve sosyalleşmesinin önemli bir aracı olan dış dünyayla ilişki kurma hakkının bireyin iş çevresini de kapsadığını, bu durumun serbest meslek bağlamında özellikle geçerli olduğunu ifade etmiştir (Niemitz/Almanya, B. No: 137/1088, 16/12/1992, § 29; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Campagnano/İtalya, B. No: 77955/01, 23/3/2006, § 53). AİHM, kural olarak ilgili kişinin mesleki yaşantısına getirilen bir kısıtlamayı (örneğin naklen atama işlemi) Sözleşme'nin maddesinin kapsamı içinde kabul etmektedir. AİHM tarafından öncelikle mesleki hayatın kişiliğin geliştirilmesi üzerindeki etkisi tartışılarak mesleki hayata getirilen sınırlamaların bireyin yakın çevresiyle ilişkilerini geliştirmesi ve sosyal kimliğini şekillendirmesi üzerinde etki doğuracağı belirtilmiş ve bu bağlamdaki müdahalelerin madde kapsamına girebileceği değerlendirilmiştir (Sodan/Türkiye, B. No: 18650/05, 2/2/2016, § 37). AİHM, bu konudaki her somut olay değerlendirmesinde özel hayat kavramının kapsamına ilişkin açıklamalarda bulunmuş ve bu kavramın bireyin kişisel hayatını istediği gibi yaşayabileceği bir iç alan ile sınırlandırmayı ve dış dünyayı bu alandan tamamen uzak tutmayı hakkın koruma alanını aşırı şekilde sınırlayan bir yaklaşım tarzı olarak nitelendirmiştir (Fernández Martínez/İspanya [BD], B. No. 56030/07, 12/6/2014, § 109).