Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5427 E. , 2024/1574 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5427 Karar No : 2024/1574 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Huk. Müş. ... DAVANIN_KONUSU : 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmel…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5427 E. , 2024/1574 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5427 Karar No : 2024/1574 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Huk. Müş. ... DAVANIN_KONUSU : 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'in, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 1., 9. ve 10. maddelerinin ve ana Yönetmelik'e eklenen 10/A maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Değişiklik içeren Yönetmelik'in 1. maddesi ile, asli işi sigorta aracılığı olmayan işletmelerin sundukları mal ve hizmetlerle birlikte sağlayabileceği sigortaların ana Yönetmelik kapsamına dahil edildiği, Yönetmelik'in 1., 4., 5. ve 6. maddeleri ile artık sigorta acentelerine ihtiyaç duymadan belirtilen şartlar sağlandığı takdirde ve istisna tipi olmayan sigortaların mal ve hizmet veren şirketler aracılığı ile (emlakçı, mali müşavir, avukat, telefon operatörü vs.) ve hukuka aykırı olarak sadece sigortalı adına brokerlar ile sağlanmasının mümkün kılındığı, hatta mal ve hizmet veren şirketlerin acentelik etme yanında bizzat sigorta sözleşmesi bile akdedebileceği, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinde sigorta acenteliğinin düzenlendiği, ilgili maddede, sigorta sözleşmelerine aracılığın sadece levhaya kayıt olmuş resmi acenteler vasıtasıyla yapılabileceğinin belirtildiği, bu sebeple acente dışında kişilere aracılık yetkisi veren dava konusu Yönetmelik maddelerinin iptali gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda da sigorta sözleşmelerinin sigorta şirketleri dışında sadece yetkili acenteler tarafından yapılması gerektiği sistematiğinin benimsendiği, acente olabilmek ve işlem yapabilmek için kanun koyucunun sıkı ve katı kurallar koyduğu, bu kadar sıkı ve katı kurallara rağmen, dava konusu Yönetmelik maddeleri ile sıkı ve katı sistemin göz ardı edildiği, bir emlakçının, tezgahtarın ve muhasebecinin bile sigorta poliçesi düzenlemesinin önünün açıldığı, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde, sigorta şirketlerince sözleşme yapma konularında yetkilendirilmemiş acentelerin dahi poliçe düzenleyemeyeceği belirtilmişken dava konusu Yönetmelik maddelerinde, acente olmayan sadece mal ve hizmet satan birtakım şirketlerin sözleşme yapma yetkisinin düzenlendiği, broker ile ilgili hem Sigortacılık Kanunu'nda hem de Brokerler Yönetmeliği'nde, brokerlerin sadece sigortalıların ve sigorta ettirenlerin temsilcileri olduğu, sigorta şirketlerinin temsili ve poliçe düzenlenmesine aracılık ve doğrudan prim tahsilinin münhasıran acentelere ait olduğunun düzenlendiği, bu kadar açık hükümlere rağmen dava konusu Yönetmelik'te brokerlerin acente ile aynı statüde değerlendirildiği ve uzaktan satış ile sigorta şirketinin adını bile geçirmeden poliçe düzenlenmesi için aracılık yapma işlemlerini arttıracaklarının kuvvetle muhtemel olduğu, brokerlerin acente gibi davranmalarının önünün açıldığı, dayanağı Sigortacılık Kanunu'na aykırı hususlar içeren dava konusu Yönetmelik'in iptali gerektiği, Yönetmelik ile acentelerin kazanılmış haklarının gasp edildiği, Yönetmelik iptal edilmez ise acentelerin kapanacağı, çoğu çalışanın işsiz kalacağı ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Dava konusu Yönetmelik değişikliği ile kamu yararının sağlanmasının amaçlandığı, sigorta satın almak isteyen kişilerin sigortaya erişiminin kolaylaştırıldığı, yapılan düzenlemede 216/97 sayılı Avrupa Birliği Direktifi'nin esas alındığı, sigorta ürünlerinin satışında doğrudan ve dolaylı satış yöntemlerinin kullanılmasının mümkün olduğu, acenteler aracılığıyla satışın da dolaylı satış yöntemlerinden sadece bir tanesi olduğu, davacının iddia ettiği gibi sigorta ürünlerinin sadece acenteler vasıtasıyla satılacağından bahsetmenin mümkün olmadığı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ilgili mevzuatta bu yönde bir kısıtlamanın bulunmadığı, sigorta şirketlerinin doğrudan ya da dolaylı diğer satış yöntemlerini kullanarak sigorta ürünlerini pazarlamasının mümkün olduğu, uzaktan satış imkanı veren yöntemler/araçlar kullanılarak sigorta sözleşmesi akdedilebilmesinin gelişen dijital çağın bir sonucu olduğu, gerek sigorta şirketleri gerek acentelerin bu kanallar üzerinden satış yapabildiği, davacı tarafından sigorta brokerlerinin sigorta yapamayacağı iddia edilmiş ise de Sigortacılık Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre brokerlerin sigorta sözleşmelerine aracılık yapma yetkisinin bulunduğu, mevzuatta açıkça yasaklanmamış hususlarda mevzuata uygun olması kaydıyla ikincil düzenleme yapılabileceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 17/10/2019 tarih ve 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararname'nin geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda adı geçen Kurumun taraf sıfatını kazandığı anlaşıldığından, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak ve ihbar edilen Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği tarafından davaya müdahale talebinde bulunulmadığı görülerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'te, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile dava konusu değişiklik yapılmıştır. İptali istenilen Yönetmelik değişikliği ile Yönetmelik'in amacı değiştirilmiş, sigorta sözleşmelerinin düzenlenmesine ilişkin usûl ve esaslar ile asli işi sigorta aracılığı olmayan işletmelerin sigorta hizmeti sunma koşullarına ve uzaktan satış cihazı ile sigorta satışına yönelik kapsamlı düzenlemeler getirilmiştir. Öte yandan, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile dava konusu değişiklikleri de içeren Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: Dava konusu değişiklikleri içeren, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de; dava konusu Yönetmelik'in yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usûl ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.