3. Hukuk Dairesi 2025/2816 E. , 2025/6267 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/216 E., 2025/745 K... İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2023/331 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı .... dışındaki davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tar…
3. Hukuk Dairesi 2025/2816 E. , 2025/6267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/216 E., 2025/745 K... İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2023/331 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı .... dışındaki davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden....'in eşi, .... ile ....'nin annesi, ... ile ....'in kızı ve....'un kardeşi olan .... davalı doktor tarafından .... Üniversitesinde varis ameliyatı yapıldığı, ameliyattan sonra kalan damarlar için tedaviye davalının özel kliniğinde devam edildiği, burada ....'e belirli zaman aralıklarıyla skleroterapi ile ozon iğnesi yapıldığını,....'in her seansta fenalaştığını 45 dk kendisine gelemediğini, davalının bu durumu görmesine rağmen tedaviye devam ettiğini, yanlış tedavi nedeniyle en son 16.05.2019 tarihli seansta ...'in fenalaştığını ve solunumunun durduğunu, davalının zamanında ve yeterli müdahalede bulunamadığını, kalp damar cerrahı olan davalının işyerinin donanımsal olarak da yetersiz kaldığını, monitör, larinkgastop seti, entübasyon tüpü ve diğer ileri yaşam desteği sağlayan cihaz ve aletlerin bulunmadığını, davalının balon valfi maskesini oksijen tüpüne bağlamadan el ile sıkmasının yeterli tıbbi ekipman olmadığını gösterdiğini, öte yandan acil tıp teknisyenleri intikal etmiş olmasına rağmen davalının hastayı onlara teslim etmediğini, ekibin uyarısına rağmen....'e 3 ampul sodyum karbonat enjekte edip kalbinin durmasına sebep olduğunu, ....'in kurtarılamayarak vefat ettiğini, aydınlatılmış onamının bulunmadığını ileri sürerek şimdilik müvekkili .... için 10.000,00TL, .... için 5.000,00TL, .... için 5.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının, müteveffanın ölüm tarihi olan 16.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, .... için 300.000,00 TL, .... için 150.000,00 TL, .... için 150,000,00 TL, ... için 70.000,00 TL, ... için 70.000,00 TL, .... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, ölüm tarihi olan 16.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; iddiaların gerçek olmadığını, skleroterapide zaten uygulama sonrası hastanın dinlendirildiğini, müteveffanın seans sonunda fenalaşmadığını, dinlenmesinin rutin bir uygulama olduğunu, tedavinin yan etkilerinin görülmesi halinde müdahale etmek için gereken ve mevzuatın gerektirdiği tüm donanımın mevcut olduğunu, sodyum bikaronatın tek kullanım alanının kalp durması olduğunu ve damardan uygulandığını, müvekkilinin de hastaya damardan sodyum bikarbonat uygulaması üzerine hastanın kendisine geldiğini, acil tıp teknisyenleri tarafından hastaya hatalı olarak soluk borusu yerine yemek borusuna entübasyon yapıldığını, başarılı entübasyon yapmadan hastanın ambulansa taşındığını, ambulansta hatalı entübasyonu farkedilerek tekrar denediklerini, acil tıp ekibinin hataları nedeniyle hastanın vefat ettiğini, müvekkilinin hastanın vefatında kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; ATK raporları ile birlikte bilirkişi raporu uyarınca davalı hekim tarafından uygulanan tetkik, tedavi ve ameliyatların doğru ve yerinde olduğu, davacıdaki mevcut rahatsızlıkların venöz yetmezlik ameliyatının komplikasyonu olduğu ve ameliyat raporu uyarınca komplikasyonlardan müteveffanın bilgilendirildiği ve rızasının alındığı anlaşıldığından bu kapsamda davalı hekimin gerek işlem öncesi, gerekse işlem ve sonrasında herhangi bir ihmal, kusur ve tıbbi anlamda sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat talepli davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, her ne kadar aydınlatılmış onam ilk operasyon ve varis tedavisi için alınmış ise de aynı tedavinin devamını niteliğindeki son işlem için de aydınlatılmış onamın varlığının kabulü gerektiği, davalı doktorun, müteveffanın ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle kusuru bulunmadığı, hastanın kronik venöz yetmezlik nedeniyle konulan teşhis sonrası ameliyat endikasyonu teşhisi konulduğu, hastanın bilgilendirildiği, rızası alınarak Prof. Dr... tarafından operasyonun gerçekleştirildiği ve girişimin tıp biliminin gereklerine göre yapılmış, müdahalede de gerekli özen gösterilmiş olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, İDM'nce, davanın reddine ilişkin verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine oy çokluğu ile karar verilmiş; karar, .... dışındaki davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Figen dışındaki davacıların vekili; müteveffanın hem tedavi (ağrıların giderilmesi) hem de estetik (damar görünümünün düzeltilmesi) amacıyla davalının muayenesine gittiğini ve söz konusu skleroterapi işlemini yaptırdığını, bu nedenle hem vekalet hem eser sözleşmesinin unsurlarının bulunduğunu, müteveffanın aydınlatılmış onamının alınmadığının sabit olmasına rağmen eski tarihli ameliyat için alınan onamın yeterli görülmesinin hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, davalının kusurlu olmadığına ilişkin raporlara itiraz ettiklerini, dolayısıyla raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hatalı tıbbi müdehale yanında davalının muayenehanesinde gerekli araç gereç ve donanımın bulunmamasının müteveffanın ölmesine sebep olduğunu, davalının balon valfi maskesini oksijen tüpüne bağlamadan elle sıkmaya çalışmasının bunu ispatladığını, bunun acil tıp teknisyenlerinin de ifadesinde yer aldığını, sağlık kuruluşlarında bulundurulması zorunlu asgari ilaç listesinde 5 ampul adrenalin de yazılı olduğunu davalının kliniğinde adrenalin bulunmadığını ve uygulamadığını, sağlık bakanlığının müzekkere cevabında (16.10.2020) varis hastalığının doğrudan tedavisinde ozon uygulanması izninin bulunmadığının belirtildiğini, bu işlemin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin her tedavi sonucunda rahatsızlanmış olmasına rağmen ısrarla işleme devam ettiğini ve ölüme sebep olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Her ne kadar mahkemece, bilirkişi raporları gözetilerek davalı doktorun meydana gelen ölüm soncunda kusurunun olmadığı, özen borcuna aykırılığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, UYAP üzerinden yapılan sorgulama ile olayla ilgili olarak davalı doktor hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan ceza davasının İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/495 Esas numarasında halen derdest bulunduğu anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi gereği hukuk hakimi, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olacağından, mahkemece ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Davacının sair temyiz sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.