8. Hukuk Dairesi 2023/3482 E. , 2023/4981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/129 E., 2017/298 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kestel Kasabası, Merkez Mahallesi, Göçer Kavak Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi
**8. Hukuk Dairesi 2023/3482 E. , 2023/4981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/129 E., 2017/298 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kestel Kasabası, Merkez Mahallesi, Göçer Kavak Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2008 tarihli ve 2006/479 Esas, 511 Karar ... kararı ile; "davanın kabulüne, fen bilirkişi krokisinde (C2) ile gösterilen 2.748,96 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, aynı krokide (C1) ile gösterilen 76,39 m2 yüzölçümündeki bölümün taşlık niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline" karar verilmiştir. Hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarında aynı yere ilişkin tescil davalarının ayrı ayrı görüldüğü, kesinleşmiş orman tahditine ilişkin tutanak ve haritaların getirtilip yöntemince uygulanmadığı, taşınmazın genel kadastro paftasındaki yerinin belirlenmediği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski ve yeni tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının yöntemince uygulanarak çekişmeli taşınmazın orman sınır hattına göre konumunun belirlenmesi, yapılan araştırma sonucunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığının araştırılması, bu bağlamda ziraat uzmanı bilirkişiden rapor alınması, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususlarının maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulması, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 üncü maddesindeki kısıtlamaların araştırılması gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.10.2014 tarihli ve 2014/6383 Esas, 2014/8593 Karar ... kararı ile yeniden bozulmuştur. Bozma ilamında "Mahkemece, orman ve zilyetlik araştırmasına ilişkin bozma kararına uyularak karar verilmiş ise de, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; mahkemece taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 25.05.1989 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın hem eski tarihli (1962) hem de 1989 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten, dava tarihi olan 22.05.2006 tarihine kadar zilyedlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, yörede yapılan ilk orman kadastrosu 27.04.1986 tarihinde kesinleşmiş olup, taşınmaz bu çalışmada orman sınırı dışında bırakılmış, sonradan 1988 yılında yapılan çalışmada da durumunda bir değişiklik olmamıştır. Bunun yanı sıra, bozma kararından sonra hazırlanan raporda çekişmeli taşınmaz, 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarında yeşil alanda gösterilmiş, eski tarihli harita rapora ekli olmadığından ve bu hali ile rapor denetlenemediğinden dairenin geri çevirme kararı ile dava tarihine en yakın tarihli memleket haritası kullanılarak ek rapor hazırlanması istenmiş, bunun üzerine dosyaya getirtilen ek raporda bu kez dava tarihinden de sonra hazırlanmış ve uyuşmazlığın çözümüne etkisi olmayan 2011 tarihli memleket haritası kullanıldığı anlaşılmış, taşınmaz üzerinde 26 yaşlarında meyva ağaçları bulunduğu halde, mahkemece 1989 tarihli haritadaki yeşil rengin bu ağaçlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tartışılmadan; orman bilirkişi raporunda taşınmazın eğimi % 6, ziraat uzmanı raporunda ise % 13-15 olarak gösterildiği halde bu çelişkiler giderilmeden ve gerçek eğim durumu belirlenmeden karar verilmiştir. Ayrıca, çekişmeli taşınmaza yakın komşu durumunda olan 1299 ... parsel Veli ... adına; 2254, 2246 ve 2247 ... parseller ... adına mahkeme kararı ile tescil edilmiş olup, son üçü Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiş, mahkemece bu dava dosyalarından da yararlanılmamıştır. 3402 ... Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar - ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ve dava tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilen hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince anılan bozma ilamına uyularak devam olunan yargılama neticesinde; taşınmazın bir kısmında davacı lehine zilyetlikle kazanım şartları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Alanya ilçesi Kestel Beldesinde bulunan 22.02.2016 tarihli bilirkişi heyetinin raporuna ekli krokide fen bilirkişisi Bülent Atsan tarafından düzenlenen raporda taralı olarak C2 harfi ile gösterilen 2748,96 m²'lik taşınmazın davacı ... adına sulu tarım arazisi olarak tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide taralı olarak C1 harfiyle gösterilen 76,39 m²'lik kısım yönünden davanın reddi ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tapuya tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1984 yılında yapılıp, 27.04.1986 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. 1987 yılında yapılan 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B uygulaması ise 25.05.1989 tarihinde kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1960 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli parsel bu işlemde taşlık ve çalılık olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Tüm dosya kapsamı hep birlikte incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar 2.748,96 m2'lik taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de, Dairemizin iade kararı üzerine Alanya Belediyesi Plan ve Proje Müdürlüğünün 04.05.2023 tarihli yazı cevabı ile davacı ... adına tesciline karar verilen taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde kaldığı, söz konusu taşınmazın tapulama harici alanda kalmakta iken 9999 ada 9 parsel olarak Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın bulunduğu yerde yapılan imar uygulaması sonucu taşınmazın 1140 adada tescil edildiği bildirilmiştir. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince; öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin dava tarihi olan 2006 yılından önce onaylanan bir imar planı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, bulunmadığı takdirde, kadastro paftası ile imar paftasının çakıştırılması ve davacı adına tesciline karar verilen C2 ile gösterilen 2.748,96 m2'lik kısmın tamamı değerlendirilerek, tekabül ettiği yerin tespit edilmesi ve ne kadarlık kısmının imar kapsamına kaldığı belirlenerek ve ayrıca tapuda tescilli herhangi bir parsel kapsamında kalan kısımları yönünden tescil değil, tapu iptali ve tescilin söz konusu olduğu göz önünde bulundurularak ve bu yönde tahkikate devam edilerek oluşan son duruma göre infazı kabil bir hüküm kurulması icap ettiğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.