T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 08/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ... DAVALI :... ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... Birleşen Dava .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 08/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ... DAVALI :... ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... Birleşen Dava .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ...Karar sayılı dosyasında; DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... ... DAVA ve BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı...'ın davacı şirkete olan cari hesaba dayalı borçlarını ödememesi üzerine ... İcra Müdürlüğünün... İcra sayılı dosyası ile ödenmeyen borçlar ve gecikme bedellerinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Görevli mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı, davalı ve dava dışı ... ... ... İli ve çevresinde inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, şahısların bir takım okulların inşaası konusunda birlikte hareket ederek ortaklık yapma konusunda anlaştıklarını, davalı ve dava dışı şahsın inşaa edilecek okulların yapımı konusunda ihale alıcısı olarak işe başladıklarını, hatta ihale aşamasında sunulan teminat mektuplarının davacı şirket tarafından temin edildiğini, anlaşma gereği davacı firmanın inşaat yapımı esnasında gereken malzemeleri tedarik edeceğini, davalı ve dava dışı şahsın da temin ettikleri işçiler ile ihaleye konu okulları inşa edeceklerini ve ihale karşılığı kendilerine ödenen hak edişleri davacı firmaya göndereceklerini, daha sonra iş bitiminde tarafların elde edilen kar üzerinden paylaşım yapılacağı konusunda anlaştıkları, anlaşma gereği davalının ihale eden kurumlar tarafından ödenen hak edişlerin tamamını gerek davacı şirket yetkilisinin bildirdiği banka hesabına, gerekse davacı şirket yetkilisine elden nakit olarak ödeyerek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, ancak davacı firmanın anlaşmaya aykırı davranarak inşaat işlerinde kullanılmak üzere verilen malzemelere ilişkin fatura bedellerinin davalının emrinde çalışan işçilere verilerek davalıya gönderdiği paraları, dava dışı ortağa verilmek üzere gönderilen paralar gibi ortaklık kapsamında yapılan para ve mal alışverişlerinin sanki cari hesap alacağı varmış gibi icra takibine konu edildiğini, bu nedenlerle haksız davanın reddini, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı...'nın davacı şirketten almış olduğu mal ve hizmetler karşılığı eski dönem cari hesaplarına ait borçlarını ödememesi üzerine .... İcra Dairesinin... İcra sayılı dosyası ile alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamını, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı şirket müvekkil hakkında ilamsız haciz yolu ile icra takibi başlatmış olup süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz ile takibin durduğunu, müvekkilinin icra takibine konu edildiği gibi herhangi bir borcu bulunmadığını, defter incelemesi yapıldığı takdirde bu borcun hiç olmadığının açığa çıkacağını, müvekkilinin borcu olmadığı halde davacı tarafından icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine duran takibe 1 yıllık sürenin bitimine saatler kala bu davanın açıldığını, haksız davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukat vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında toplanan tüm deliller, icra dosyaları, tanık beyanları ve bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle; "A-) Mahkememizin ... Esas sayılı dava dosyası: 1-) Davanın REDDİNE, 2-) Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, B-) Birleşen dava dosyası olan Mahkememizin... Esas ... Karar sayılı dava dosyası: 1-) Davanın REDDİNE, 2-) Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde: Mahkeme kararları ile de sabit olduğu üzere müvekkili ile davalılar arasında bir kısım ihale işleri nedeniyle adi ortaklık kurulduğunu, taraflar arasında bu ortaklığa ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ancak tarafların mahkemedeki beyanları ile de sabit olduğu üzere davanın tarafları arasında adi ortaklığın kurulduğu kabul edilmiş olduğundan buna ilişkin bir ihtilaf söz konusu olmadığını, Mahkemece uyuşmazlık konusu tam olarak tespit edilmediğini, buna ilişkin araştırmalar yapılmadığını ve ortaklık konusu hususlarda ödenen ve tahsil edilen paraların kimler tarafından ödenip tahsil edildiğinin de hiç araştırılmadığını, taraflar arasındaki ticari defter kayıtları ile yetinildiğini, oysa ki taraflar arasında ortaklıktan başka ticari alışveriş ve kayıtlar da söz konusu olup sadece ticari kayıtlara bakılmasının doğru olmadığını, bunun yanında adi ortaklık nedeniyle tüm işlemler ticari kayıtlara birebir geçmediği gibi müvekkili tarafından ihale alınan kurumlara gönderilen malzemeler, yapılan ödemeler ve bu ihale bedellerinden davalılarca yapılan tahsilatlar da taraflar dışındaki 3. kişilerle olan ticari hesaplarda kaydedildiğini, yerel mahkemece bu durum gözardı edilerek ve çözüme katkı sağlayacak bir bilirkişi raporu olmadan karar tesis edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasındaki adi ortaklıkta müvekkilin daha çok işin finansman kısmını, ... ile ... ise işlerin takibi ve inşaatların yapım aşaması ile ilgilendiklerini, ancak bu ihalelerin bir çoğu davalılar adına alınmış olup işin finansman kısmını müvekkilinin halletmesine rağmen kurumlardan tahsilatların davalılar tarafından yapıldığını, müvekkile hiçbir pay ve ödeme yapılmadığını, davanın safahatı esnasında alınan 16/12/2019 tarih ve 16/03/2020 tarihli bilirkişi raporlarında ve sonrasında alınan ek raporlarda dahi müvekkilin ticari kayıtlarına göre davalı ...'dan alacaklı olduğuna ilişkin bilirkişi raporu mevcut olduğunu, davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre ise müvekkilin 22.187,72 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, her iki tarafın ticari defterlerine bakıldığında dahi taraflar arasında borç alacak ilişkisi söz konusu olup dosyada alınan bu bilirkişi raporları ile davalının müvekkiline borçlu olduğu defter kayıtları ile de sabit olmasına karşın mahkeme tarafından herhangi bir borç bulunmadığı şeklindeki değerlendirmenin neye dayandığını anlamadıklarını, ortada yazılı bir ortaklık sözleşmesi olmamasına rağmen müvekkilin finansman giderlerini karşılaması ile davalıların yapmış olduğu emeğin eşit değerlendirilerek taraflar arasında alacak-verecek bulunmadığına hükmedilmesinin bilimsel bir tarafı olmadığı gibi hukuki bir dayanağı da bulunmadığını, yerel mahkemece uyuşmazlığın ruhuna uygun bir şekilde öncelikle taraflar arasındaki ortaklığa konu edilen ihale ve işlerin tespit edilmesi, bu ihale ve işlerin bedellerinin ilgili kurumlardan sorularak araştırılması, bu ihale konusu işlere ilişkin ödemelerin ve tahsilatların hangi ortaklar tarafından yapıldığının araştırılması, bu ödeme ve tahsilatlara göre de tarafların ayrı ayrı katkılarının tespit edilerek alacak-borç, kar-zarar hesabının ortaya çıkarılarak tarafların birbirlerinden ne miktarla alacak- borç ilişkisi bulunduğunun tespit edilmesi yönünde bu hususta uzman bilirkişilerce inceleme yaptırılarak hükme esas alınabilecek objektif bir rapor aldırılmak suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekirken bunlara riayet edilmeksizin usul ve yasaya aykırı şekilde karar tesis edildiğini, bu sebeplerle öncelikle tehir-i icra talebinin kabulüne karar verilerek dosyanın nihai olarak karara bağlanmasına kadar açılmış veya açılacak olan icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması için tehiri icra kararı verilmesini, istinaf başvurusunun kabulü ile ...Asliye Ticaret Mahkemenin...Esas...Karar sayılı kararının tüm yönüyle bozularak ortadan kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davalarının ve tüm taleplerinin kabulüne, yargılama ve istinaf giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ...vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davacı ... İnşaat Şirketi arasında görülen ... Ticaret mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası huzurda ki dava ile birleştirilen dosya kapsamında yürütülen yargılama aşamasında tüm delillerin toplanmış ve bilirkişi incelemesinden geçirilmiş olduğunu, bu dosya kapsamında alınan 13/03/2019 tarihli bilirkişi...'in düzenlediği rapora göre taraflar arasında meydana gelen ticari ilişkiden dolayı, takip tarihi olan 06/09/2016 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan alacağının olmadığının tespit edilmiş olduğunu, söz konusu dosya kapsamında müvekkilin alacak kalemleri kesinlik kazandıktan sonra gerçeğe aykırı şekilde bir anonim oraklık içinde olduğu iddiasının davacı yanda ortaya atıldığını, müvekkilin hiç bir suretle davacıya bir borcu bulunmadığını, aksine birleşen dava dosyası kapsamında ortaya koyulduğu gibi müvekkilin davacı şirketten alacağı mevcut olduğunu, gerekçeli kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen... Esas... sayılı kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine, kötü niyetle istinafa başvuran karşı tarafın giderlere ve karşı taraf avukatlık ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacı taraf istinaf dilekçesindeki hususları kabul etmemekle birlikte yerel mahkeme kararının yerinde olduğunu, dava dilekçesinde ve istinaf başvuru dilekçesindeki yer alan alacak iddiaların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği müvekkilin, ihale eden kurumlar tarafından ödenen hakların tamamını gerek davacı şirket yetkilisinin bildirdiği banka hesabına gerekse davacı şirket yetkilisine elden nakit olarak ödeme suretiyle üzerine düşen bütün sorumlukları yerine getirdiğini, ancak davacı firma, anlaşmaya aykırı davranarak inşaat işlerinde kullanılmak üzere verilen malzemelere ilişkin fatura bedelleri, müvekkil emrinde çalışan işçilere verilmek üzere müvekkile gönderdiği paraları, diğer ortak ...'ya verilmek üzere gönderilen paralar gibi ortaklık anlaşması kapsamında yapılan para ve mal alışverişlerini cari hesap alacağı varmışcasına icra takibine konu ederek müvekkilden alacaklı çıkma gayreti gösterdiğini, oysa işin aslında; tarafların anlaşması kapsamında yapılan mali işlemler nedeniyle taraflar birbirlerinden alacak talep etmeyecek, ihalenin bitiminde davacı firmada toplanan hak edişler ortaklar arasında pay edilecek yönünde olduğunu, davacı şirket ise ihale sonunda paylaşım yoluna gitmemiş hatta anlaşma içerisinde müvekkile gönderilen mal bedelleri ve meblağları kötü niyetli olarak tahsil etme yoluna gittiğini, dosya kapsamına sundukları ödeme dekontları ve ilgili bankalardan gelen cevap yazıları göz önüne alındığında, müvekkil tarafından davacıya, davacının kayıtlarına aldığı şekilde 369.718,85 TL ödeme yaptığı hususunun birbirini doğrulamakta olduğunu, davacı kayıtlarına göre yapılan değerlendirmede de davacının müvekkilimizden alacağı bulunmadığı kanaatine varılmasının yerinde olduğunu, davacı taraf haksız ve kötü niyetli olarak dava açtığını, davacı taraf alacaklı çıkma gayreti içerisine girerek dayanağı olmayan fatura düzenlemiş ve 3. şahıslara yaptığı ödemelerden müvekkilini sorumlu tutmaya çalıştığını, bu nedenle müvekkilimin ticari defterlerinde kaydı olmayan hiçbir ödeme ve faturanın mahkemece değerlendirmeye alınmamasının yerinde olduğunu, davacı taraf resmi ticari defterlerini dosyaya sunmaktan kaçındığını, sahibi lehine delil teşkil etmesi mümkün olmayan muavin defterlerini dosyaya sunduğunu, bu nedenlerle davacı ... İnşaat Ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun reddine, ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas ...sayılı kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Asıl ve birleşen davalar; adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan alacağa ilişkin başlatılan icra takibinde vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf ve asıl dosya davalısı, taraflar ve birleşen dosya davalısı ... arasında .... ili ve çevresinde birtakım okulların inşası konusunda birlikte hareket ederek adi ortaklık yapma konusunda anlaşma olduğu, buna göre asıl dosya davalısı ile birleşen dosya davalısının inşa edilecek okulların yapımı konusunda ihale alıcısı olarak işe başladıkları, ihale aşamasında sunulan teminat mektuplarının davacı şirket tarafından temin edildiği, yapılan anlaşma gereği davacı firmanın inşaat yapımı esnasında gereken finansmanı sağlayacağı, davalıların ise temin etmiş olduğu işçilerle alacakları ihaleye konu okulları inşaa edeceği ve ihale karşılığı kendilerine ödenen hakedişleri davacı firmaya göndereceği, daha sonra iş bitiminde anlaşmanın tarafları elde edilen kar üzerinden paylaşım yapacakları hususunda ihtilaf olmadığı, fakat birleşen dosya davalısının adi ortaklık ilişkisini kabul etmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemeleri yapıldığı, mahkemece davacı şirket temsilcisi ve asıl dosya davalısının adi ortaklık hususunda isticvap edildiği ve adi ortaklık ilişkisini kabul ettikleri; ayrıca taraflar arasındaki hukuki ilişkinin adi ortaklık olduğu kanaati ile tasfiye memuru atanarak tasfiye memurundan ortaklık ilişkisinin tasfiyesi konusunda rapor alındığı, tasfiye memurunun sunduğu nihai raporda tarafları, koşulları, unsurları ve tanımları yapılan ve taraflar arasında müşterek imzalanmış herhangi bir sözleşmenin ve anlaşmanın dosya kapsamında olmadığı nedenleriyle denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde adi ortaklığın tavsiyesinin sonuçlandırılamadığının görüş ve mütalaa olunduğu; mahkemece davacının her iki dava dosyasında icra takibine konu etmiş olduğu alacaklar kapsamında yapmış olduğu giderlerin adi ortaklık kapsamında kullanıldığı ve bu konuda da kendisinin kabulünün bulunduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 643. maddesi uyarınca da adi ortaklık kapsamında davacının yapmış olduğu giderler kapsamında adi ortaklıkta yapılan tasfiye neticesinde bulunan bir meblağ olmadığından, yani artan bir durum bulunmadığından davacının adi ortaklık kapsamında sağlamış olduğu finansmanın iade edilemeyeceği, çünkü davalıların da adi ortaklık kapsamında emeklerini ortaya koyduğu, bu kapsamda da mahkememizce Türk Borçlar Kanunu'nun 644. maddesi uyarınca davacı tarafından konulan finansmanlar ile davalılar tarafından konulan emeklerin aynı payda ve eşit olduğu kabul edilerek bir alacağının bulunmadığı, davacının gerek ana dava dosyasında gerekse de birleşen dava dosyasındaki icra takibine dayanak teşkil etmiş oldukları alacaklarının Türk Borçlar Kanunu'nun 642., 643., ve 644. maddeleri uyarınca tasfiye neticesinde ortaya çıkan bir kazancın bulunmadığı, yine ayrıca davacı tarafından karşılanan finansmanlar ile davalıların emeğinin aynı değerde olduğu kabul edilerek davacının alacağının bulunmadığı sabit olduğundan, yani adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında davacının davalı ve birleşen dosyanın davalısından alacağı olmadığı anlaşıldığından ana dava dosyasında ve birleşen dava dosyasında davacının açmış olduğu davalarının ayrı ayrı reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adi ortaklık sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın 620 ve 644. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Her ortak para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür. Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir. Adi ortaklığın sona ermesi 6098 sayılı TBK'nın 639. Maddesinde düzenlenmiş ve 'ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunması' hali sona erme sebebi olarak belirlenmiştir. Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır. Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. 6098 sayılı TBK'nın 644. maddesinde ise tasfiye usulüne ilişkin düzenleme yapılmıştır. TBK'nın 'kazanç ve zararın paylaşılması' başlıklı 643. maddesi uyarınca, ortaklığın borçları ödendikten, ortakların vermiş oldukları avanslar, yaptıkları giderler ve katılım payları iade edildikten sonra bakiye kazanç veya zarar ortaklar arasında paylaştırılır. TBK’na göre, fesih veya tasfiye ortaklığın borçlarını ortadan kaldırmayacak, aksine, ortaklar sona ermeden sonra da üçüncü kişilere karşı üstlenilen yükümlülüklerden müşterek ve müteselsilen sorumlu olacaklardır. Somut olayda; dosya kapsamında taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisine dair yazılı bir sözleşme ibraz edilmediği; davacının adi ortaklıktan kaynaklı alacağını icra yolu ile talebi ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açmasının fesih iradesi olarak değerlendirildiği ve re'sen tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, Yerel Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı; mahkemece tasfiye için tarafların mutabık olarak bir tasfiye memuru bildirmemeleri üzerine resen bir tasfiye memuru atandığı, tasfiye memuru tarafından 4 adet ara rapor, 1 adet de nihai rapor sunulduğu; fakat tasfiye memurunca yapılan işlerin ve sunulan nihai raporun uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmadığı, tasfiye memurunca sunulan 23/09/2024 tarihli nihai raporda taraflar arasındaki alacak-borç durumlarının net olarak bilirkişilerce tespit edilememiş olması ve her iki dosya içeriğinin çok yoğun ve karmaşık olmasından dolayı adi ortaklığın tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece öncelikle, 23/09/2024 tarihli tasfiye memuru raporunun sonuç kısmında belirtilen hususlarda çerçevenin çizilmesi için taraflar arasındaki adi ortaklığın sınırları ve şartlarına, taraflar arasındaki ortaklığa konu edilen ihale ve işlerin nelerden ibaret olduğuna ve hangi kurumlar ile yapıldığına, hangi işteki tahsilatın hangi ortak tarafından yapıldığına, ortakların yaptıkları işten elde edilen kazançtan hangi oranda pay alacağına, ortakların her bir işteki katkısının çeşidi ve miktarına ilişkin HMK 31. Maddesi anlamında taraflara, açıklama yapılması ve varsa delillerini sunmaları imkanı verilerek; Taraflar arasındaki ortaklığa konu edilen ihale ve işlerin tespit edildikten sonra ilgili ihale ve işlere ilişkin bilgi ve belgelerin (ihale evrakları, hakedişler, ödeme belgeleri vs) ilgili kurumlardan celbi ile, işlere ilişkin ödemelerin ve tahsilatların hangi ortaklar tarafından yapıldığı araştırılarak ve bu ödeme ve tahsilatlara göre de tarafların her bir işe ayrı ayrı katkılarının tespit edilerek alacak-borç, kar-zarar hesabının ortaya çıkarılarak tarafların birbirlerinden ne miktarla alacak- borç ilişkisi bulunduğunun tespit edilmesi ve sonrasında toplanan belgeler ile birlikte tasfiye memuru vasıtasıyla, tarafların kayıtları ile dosya üzerinde inceleme yapılması, yukarıda belirtilen esaslar dahilinde, birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığının (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmesi, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmesi, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanması, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosunun taraflara tebliği,varsa buna ilişkin itirazlarının giderilmesi, ikinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işleminin (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesi, bu mallar mevcut değilse değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespiti, üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçlarının ödenmesi ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payının geri verilmesi, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilançonun düzenlenmesi, hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde dava konusu uyuşmazlığın çözülmesi için tarafların delilleri toplanarak yukarıda açıklanan ve TBK'da düzenlenen prosedür işletilmek suretiyle tarafların hak ve borçlarının tespit edilerek, davacının alacağının tespit edilmesi halinde davanın itirazın iptali davası olarak açıldığı gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.230,80 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa, talep halinde iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.08/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.