12. Ceza Dairesi 2024/2633 E. , 2024/4753 K. MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/364 E., 2014/361 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı kararı İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı kararına karşı…
**12. Ceza Dairesi 2024/2633 E. , 2024/4753 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/364 E., 2014/361 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı kararı İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.05.2017 tarihli ve 2014/396815 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; I. İTİRAZ SEBEPLERİ Davacı ...'ın mahkemece tutuklanmasına kendisinin ikrararın sebebiyet verdiğinden beyanlarının CMK'nun 144/1-e maddesi kapsamında bulunmadığı gözönüne alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar veren yerel mahkeme kararının eleştiri yapılarak onanmasına karar verilmesi istemiyle, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.02.2017 gün ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve Kars Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2014 tarih ve 2014/364 Esas 2014/361 Karar sayılı ilamının, gerekçeli karar başlığına kısa karara iştirak eden Cumhuriyet Savcısının isminin eklenmesi ve yanlış gösterilen dava tarihinin de gerçek duruma uygun olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğüne ilişkin eleştiri yapılarak hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.02.2017 gün ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı bozma kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2018/12-79 Esas, 2023/66 Karar sayılı kararı ile özetle; Davacının müdafi eşliğinde alınan kolluk beyanında, Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde ve sorgusundaki savunmasında özetle; belediyede işçi statüsünde çalıştığını, delil klasörlerinde bulunan belediye akaryakıt ve mal alma ihale evraklarındaki teklif mektuplarının üzerindeki fiyat kısımlarını kendisinin doldurduğunu, temizlik işleri müdürlüğü bünyesinde çalıştığı dönemde belediyede akaryakıt sorumlusu olan şahısların ellerine bir akaryakıt faturası alarak yanına geldiklerini, belediye başkanının talimatı olduğunu, faturanın ödeneceğini, bu nedenle evrakını hazırlamasını istediklerini, bu şahıslara faturadan başka bir şeyin olmadığını, teklif mektupları ve diğer ihale evrakı bulunmadığından evrakı hazırlayamayacağını söylediğini, fakat geçici işçi kadrosunda olduğu için bu şahısların söylediklerini yapmak zorunda kaldığını, getirilen faturaları biriktirdiğini, evrakın tamamlanmasını beklediğini, belediye başkanının kendisini odasına çağırarak evrakı niçin hazırlamadığını sorduğunu, ona evrakın eksik olduğunu, bu şekilde tamamlamasının usulsüz olacağını söylediğini, belediye başkanının kendisinin geçici işçi olduğunu, verdiği emirleri yapmazsa, işten atmakla tehdit ettiğini bu nedenle korkarak ihale evrakını hazırladığını, bu evrakı hazırlarken akaryakıt sorumlusu olan şahısların piyasadan temin ettikleri boş teklif mektuplarını getirdiklerini, getirilen teklif mektuplarının bir kısmının tamamen boş bir kısmının ise firma tarafından imzalanmış ve kaşelenmiş olduğunu, "Tamamen boş olanlarını sen doldur, biz istasyonlara imzalattırır, kaşelettiririz." dediklerini, bu şahısların talimatları doğrultusunda delil klasörlerinde bulunan söz konusu teklif mektuplarını doldurduğunu, yani belediyede ilk önce firmalardan akaryakıt ve buna ilişkin fatura alındığını, bu alınmış malın parasını ödemek için ihale yapılmadığı hâlde ihale yapılmış gibi evrak düzenlediklerini, kendisinin de malı aldıkları firmayı avantajlı hâle getirecek şekilde bu ihale evraklarını ismini verdiği şahısların baskısı ile doldurduğunu, aynı şekilde ihale evrakı tamamlansın diye piyasa araştırma tutanaklarını bilgisayarda kendisinin yazdığını ve müdür beyin talimatı ile akaryakıt ihalesi piyasa araştırma komisyonuna seçtikleri şoförlerin isimlerini yazdıklarını, bu şekilde evrakı bilgisayardan çıkardıktan sonra akaryakıt sorumlusuna verdiğini, ihale evrakından olan birimlerin akaryakıt alım talebini başkanlığa hitaben hazırladığını ve bunu akaryakıt sorumlusu ile başkanın imzaladığını, ancak imzaları attıklarında zaten alınması gereken akaryakıtın alınmış ve fatura edilmiş olduğunu, bunların prosedür gereği yapıldığını, aslında ortada ihale olmadığını, bu şekilde tamamlanan evrakı ilgili kişiye verdiğini, daha sonra onun da bu ödeme evrakını muhasebeye verdiğini, sistemin bu şeklide işlediğini, delil klasörlerinde bulunan akaryakıt ihalelerinin bir çoğunu bu şekilde yaptıklarını, bazen de teklif mektupları olmayan ödeme ve ihale evrakını "Muhasebeye git oraya teslim et orada hallederiz." dediklerini, kendisinin de evrakları muhasebeye verdiğini, muhasebedekilerin kendisine evrakların arkasındaki teklif mektuplarının eksik olduğunu, bunları tamamlamalarını söylediklerini, bazen teklif mektubu koyduklarını, ancak bunların boş olduğunu, bu şekilde götürünce de "Bunları doldur." dediklerini, kendisinin de teklif mektuplarını doldurduğunu, teklif mektupsuz olanları geri getirip akaryakıt sorumlularına durumu izah ettiğini, onların da piyasadan teklif mektubu temin ettiklerini, temin edilen teklif mektuplarını doldurarak evraka eklediğini, bu şahısların piyasadan boş teklif mektubu almaya gitmedikleri ya da firmaların vermediği durumda daha önceden büroda bulunan imza ve kaşe kısımları dolu, fiyat kısımları boş olan teklif mektuplarının fotokopisini çekip üzerini doldurduğunu, ihale evraklarında akaryakıtın teslim alındığına dair matbu teslim tesellüm tutanakların kendisine getirilmediğini, direk muhasebeye verildiğini, kendisinin ihale evrakının bu kısmıyla ilgilenmediğini, akaryakıt istasyonlarından akaryakıt alınıp borçlanıldığı zaman ismini verdiği belediye çalışanlarının istasyon sahibi ile görüştüklerini, bu borcu su faturasından mahsup ettiklerini, daha doğrusu su faturalarını iptal ederek borcu bu şekilde kapattıklarını, zaten belediyede su faturaları kurşun kalem ile yazıldığı için belgeyi iptal etmelerinin de çok zor olmadığını, açıkladığı gibi belediye başkanı ve akaryakıt sorumlusu olan şahısların baskı ve tehditleri, diğer muhasebe çalışanlarının telkin ve söylemeleri nedeniyle bu evrakları doldurduğunu, evrakları doldururken işin usulsüz olduğunu da bildiğini, ancak geçici işçi olduğunu, bu düzene karşı koyamadığını, özgür iradesiyle bu işleri yapmadığını, korktuğu için yaptığını beyan ettiği, 17.06.2009 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesine gösterir olguların bulunması, üzerine atılı suçların kanundaki cezaların alt ve üst sınırları, bu suçların vasıfları, mevcut delil durumu dikkate alındığında şüphelinin kaçma ihtimali bulunması dikkate alınarak" gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. CMK'nın 144/1-e maddesinde açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlara tazminat verilmeyeceği hususunun belirtilmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. DAVANIN KONUSU Tazminat talebinin dayanağı olan Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/126 Esas – 2011/15 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 15.06.2009-08.09.2009 tarihleri arasında 85 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 12.05.2011 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli karar başlığında, dava tarihinin 24.10.2011 yerine hatalı olarak 18.07.2014 olarak gösterilmesi ve hükme iştirak eden Cumhuriyet savcısının adı - soyadı ve sicil bilgilerinin CMK'nın 232/2-b maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Davacı hakkında Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, HMUK'un 427. ve CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, ilişkindir. IV.KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2015/14727 Esas, 2017/1024 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.