T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1304 KARAR NO: 2026/805 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/02/2023 NUMARASI: 2018/492 Esas - 2023/114 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 08/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1304 KARAR NO: 2026/805 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 16/02/2023 NUMARASI: 2018/492 Esas - 2023/114 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 08/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.10.2017 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile yaya olarak yol kenarında bekleyen müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın plakasının tespit edilememiş olması nedeni ile ...'nın zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin zararının tazmini için davalı tarafa yapılan müracaat ettiğini ancak bazı evraklar eksik olduğundan ödeme yapılmadığını belirterek 6100 sayılı HMK md.107 gereği fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00-TL iş göremezlik tazminatının kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan trafik sigortası poliçesi kapsamında azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile; 22.854,17-TL maddi tazminatın (19.350,00-TL sürekli iş göremezlik ve 3.504,17-TL geçici iş göremezlik) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet veren tır sürücüsü nün olay yerinden firar ettiği ve müvekkili de acilen hastaneye kaldırıldığından kaza tespit tutanağı düzenlenemediğini, kusur raporlarının çelişkili olduğunu, davalıya %25 kusur atfedilen son raporun neden hükme esas alındığının belli olmadığını, firari araç sürücüsünün kusurunu görmezden gelindiğini, kazaya sebebiyet veren araç tır olup ticari nitelikte olduğundan ticari avans faizi uygulanması gerektiğini, karar tarihine en yakın güncel asgari ücrete göre hesaplama talep etmelerine rağmen taleplerinin reddedildiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açmadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, eksik evrakın davacıya bildirilmesine rağmen eksik evrak giderilmeden dava açıldığını, davacı yabancı uyruklu olup, davacının dava açabilmesi için teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığının mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın neden olduğu iddiası ile açılan davalarda ...'nın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, geçici iş göremezlikten SGK'nın sorumlu olduğunu, 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 29/10/2017 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün, telefonuyla konuşmak için aracından inen davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni geçici ve sürekli iş göremezlik maddi tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. Davacının yaralanıp hastaneye götürülmesi ve davacıya çarpan aracın kaçması nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, olayla ilgili soruşturmanın Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/129 soruşturma sayılı dosyasında yapıldığı, şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, hasar dosyasının içerisinde yer alan 30/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının %75, kimliği belirsiz sürücünün ise %25 kusurlu olduğunun belirtildiği, kaza yerinde talimat mahkemesi olan Rize 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/23 talimat sayılı dosyasında keşif yapılması suretiyle düzenlenen 18/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; plakası tespit edilemeyen tır sürücüsünün %50 oranında, yaya davacının % 50 oranında kusurlunun tespit edildiği; İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 23/03/2022 tarihli raporda; kimliği belirsiz sürücünün %100 oranında kusurlu, davacı yayanın kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından dosyanın Karayolları Fen Heyetinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 02/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; yaya davacının % 50 oranında, dava dışı Merab Dumbazde'nin % 25 oranında ve plakası belirlenemeyen aracın % 25 oranında kusurlu bulunduğunun belirtildiği, mahkemece son raporun hükme esas alındığı, ancak dosyadaki 4 raporun da birbiri ile tamamen çeliştiği anlaşılmakla, kazanın anlatılış şekli ve davacının ayak tibia bölgesinden yaralanması da dikkate alınarak, son raporun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için; ... Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenler den oluşturulacak bilirkişi kurulundan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde, kazanın anlatılış şekli ve davacının ayak tibia bölgesinden yaralanması da dikkate alınarak, kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak, kusur net olmadığından aktüerya raporunun davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek, güncel verilerek göre aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Kabule göre ise;Davacı ..... vatandaşı olup, ....... vatandaşlarının ülkemizde açtıkları davalarda teminattan muaf tutuldukları anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir. Davacıya çarpan aracın plakası ve sürücüsü belli olmadığına göre, tazminattan ...'nın sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). Kazaya karışan araç sigortasız olup davacılar tarafından kazaya karışan sigortasız araç için ...'na başvuru yaptıktan sonra verilen eksik belge temini talebi üzerine dava açıldığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde, talebe uygun olarak ıslah edilen kısım için de dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde ve aracın niteliği belli olmadığından yasal faiz uygulanmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili ve davalı vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5- Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/04/2026