Başvuru, tazminat davasında karar gerekçesinin yeterli olmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tazminat davasında karar gerekçesinin yeterli olmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Millî Savunma Bakanlığına (MSB) bağlı askerî birliğin yakıt ihtiyacı için kömür alım ihalesi düzenlemiştir. Başvurucu şirket ihaleye iştirak etmiş ve kazanmıştır. MSB ile yapılan 12/5/2006 tarihli satış sözleşmesiyle başvurucu şirket, ihale şartnamesinde nitelikleri belirtilen 500 ton linyit kömürünü bedeli karşılığında satmayı taahhüt etmiştir. İhale şartnamesinde kömürün tanımı, niteliği, tipi, kömür tanelerinin boyutu, numune alma vemuayene yöntemleri ile muayene yöntemlerinde izlenecek sıranın yanı sıra ihaleyi kazanan firma ile yapılacak idari şartname hususları yer almaktadır. Başvurucu şirket taahhüt ettiği kömürü 18/9/2006 ve 21/9/2006 tarihinde iki parti hâlinde ilgili askerî birliğe teslim etmiştir. İlgili askerî birlik yetkilileri teslim edilen kömürü muayene ederek 22/9/2006 tarihli fiziki muayene tutanağını düzenlemiştir. Söz konusu muayene tutanağında teslim edilen kömürün çeşit, tip ve ambalaj itibarıyla şartnameye uygun olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu şirket yetkilisinin itirazı üzerine aynı tarihte itiraz muayenesi yapılmışsa da düzenlenen muayene tutanağında benzer gerekçe ile kömürün şartnameye uygun olmadığı belirtilmiştir. MSB teslim edilen bir kısım kömürün farklı cinste bulunduğu ve bir kısım ambalajın yırtık olduğu gerekçeleriyle başvurucu şirketin teslim ettiği kömürün ihale şartnamesine uygun olmadığını ileri sürerek 29/9/2006 tarihinde sözleşmeyi feshetmiştir. Başvurucu şirket ile yapmış olduğu sözleşmeyi fesheden MSB, askerî birliğin yakıt ihtiyacını 13/10/2006 tarihinde doğrudan temin ve pazarlık usulüyle -625 ton kömürü rayiç bedeli üzerinden- satın alarak karşılamıştır. Başvurucu şirket 13/10/2006 tarihinde Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla zarar tespiti yaptırmıştır. Anılan tespitte sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararın 250 TL olduğu belirtilmiştir. Başvurucu şirket 26/10/2006 tarihli dilekçesiyle ihale sonucunda düzenlenen satış sözleşmesinin MSB tarafından haklı bir neden olmadan feshedilmesi nedeniyle maddi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. MSB, başvurucunun edimini gerektiği gibi yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiğini ve ilgili askerî birliğin yakıt ihtiyacı için ikinci bir ihale yapmak zorunda kaldığını, iki ihale arasındaki 786,75 TL fark kadar zarara uğradığını belirterek bu farkın yasal faizi ile başvurucu şirketten tahsiline karar verilmesi isteğiyle dava açmıştır. MSB tarafından açılan bu dava aralarındaki fiilî ve hukuki bağlantı nedeniyle ilk dava ile birleştirilmiştir. Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) yapmış olduğu yargılamada başvurucu şirket tarafından teslim edilen kömürün ihale şartnamesi ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup olmadığı başka bir ifadeyle davalı MSB'nin sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı yönünde araştırma yapmıştır. Bu kapsamda kömürün hâlen istiflenmiş olduğu sahada maden mühendisi bilirkişiler vasıtasıyla birden fazla keşif yaptırmış ve buradan elde edilen veriler akademik unvanı bulunan maden mühendisi bilirkişilere göndererek bir sonuca ulaşmaya çalışmıştır. Söz konusu bilirkişiler düzenledikleri raporlarda inceleme konusu kömürün ebatı, kükürt miktarı, nem durumu, ısı değeri ve kül miktarını belirtir raporlar düzenlemişlerdir. 31/7/2008 tarihli bilirkişi raporunda kömürün özellikleri itibarıyla şartnameye uygun olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamış, buna karşılık 8/7/2010 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi, teslim edilen kömürü temsil ettiği kuşkulu olan numune üzerinde yapılan teknik inceleme ve analizlere göre teslim edilen kömürün şartnamedeki belirtilen niteliklere uygun olduğunu bildirmiştir. Mahkemece kömürün niteliği hususunda bilirkişi vasıtasıyla yapılan incelemeden sonra sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve zararın varlığı hâlinde miktarı hususunda ayrı bir bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bu hususta düzenlenen 10/1/2011 tarihli raporda başvurucu şirket tarafından kömürün fiziksel muayenesiyle yetinilmeyerek laboratuvar incelemesi yapılması talep edilmişse de taraflar arasındaki sözleşmede fiziksel muayenenin yeterli olduğu hususu kararlaştırılmış olup yapılan kömür teslimatı sözleşmeye uygun olmadığından başvurucu şirketin herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. İtiraz üzerine aynı konuda düzenlenen 10/4/2012 tarihli raporda benzer saptamalara yer verilmiş ve ilk rapora ek olarak davalı/karşı davacı MSB'nin yapmak zorunda kaldığı ikinci ihale nedeniyle uğramış olduğu zarar miktarı belirtilmiştir. Mahkeme 18/9/2012 tarihli kararla başvurucunun davasının reddine ve karşı davanın kısmen kabulü ile 956,25 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 29/6/2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile başvurucu şirketten tahsiline karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında, başvurucunun 12/5/2006 tarihli sözleşme uyarınca davalı idareye 500 ton kömür teslim ettiği ancak teslim edilen bu kömürün yapılan kimyasal analizlerle belirlendiği üzere sözleşmede kararlaştırılan niteliklere sahip olmadığı saptamasında bulunmuştur. Mahkeme bu saptamadan hareketle sözleşmenin feshinin haklı ve başvurucu şirketin ikinci ihalede ortaya çıkan farkı ödemek zorunda olduğu sonucuna ulaşmıştır. Hüküm başvurucu şirket tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 26/5/2014 tarihinde hükmü onamış ve 1/12/2014 tarihinde de karar düzeltme isteğini reddetmiştir. Nihai karar 22/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu şirket 16/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.