Başvuru, gözaltına alınırken keyfî olarak kelepçe takılması, gözaltındayken kötü muameleye maruz kalınması ve insani olmayan gözaltı şartlarında tutulma nedeniyle yapılan şikâyetin etkili şekilde soruşturulmadığı iddiasına ilişkindir.
Başvuru; gözaltına alınırken keyfî olarak kelepçe takılması, gözaltındayken kötü muameleye maruz kalınması ve insani olmayan gözaltı şartlarında tutulma nedeniyle yapılan şikâyetin etkili şekilde soruşturulmadığı iddiasına ilişkindir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının üyesi olduğu şüphesiyle 27/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Toplam on yedi gün gözaltında kalan başvurucu, Bayburt Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/10/2016 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesince yargılanan başvurucunun 12 yıl 9 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine hükmedilmiştir. Mahkûmiyet hükmü 4/6/2018 tarihinde Yargıtay Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğini öğrenen başvurucu; adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve gözaltındayken kolluk görevlilerinin sözlü ve psikolojik şiddetine maruz kalmasından ve tutulma şartlarından dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığını açıklayarak kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararının tebliğinden sonra başvurucu 3/2/2020 tarihli dilekçeyle Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuş; gözaltına alındığı esnada ve gözaltında bulunduğu dönemde sözlü ve psikolojik şiddet niteliğinde eylemlerine maruz kaldığını iddia ettiği kolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu anılan dilekçede, gözaltına alındığı sırada eşinin ve çocuğunun yanında olduğu hâlde kendisine keyfî şekilde kelepçe takıldığını ifade etmiştir. Bununla birlikte başvurucu, gözaltı süresince üzerine atılı suçu işlediğini kabul etmesi ve üçüncü kişilere işlemedikleri suçları isnat etmesi için kolluk görevlilerinin tehdit ve hakaret içerikli söylemleri ile psikolojik şiddet niteliğindeki eylemlerine maruz kaldığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca gözaltı süresinden ve şartlarından yakınmıştır. Şikâyet dilekçesinde başvurucu, kendisine keyfî şekilde kelepçe takılması eylemiyle ilgili olarak eşini tanık göstermiş ve kötü muamelede bulunduğunu iddia ettiği kolluk görevlilerinin sicil numaralarına yer vermiştir. 27/9/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucunun 13/10/2016 tarihinde polis merkezi amirliğinde ve 14/10/2016 tarihinde Başsavcılıkta müdafi eşliğinde ifadesi alınmıştır. Başvurucu, bu ifadelerinde gözaltında kötü muameleye maruz kaldığına dair bir anlatım ya da imada bulunmamıştır. Başsavcılık başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararına atıfla soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiş ve karar başvurucuya 26/3/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/4/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.