Başvuru, yüz tanıma sistemi ile mesai takibi yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yüz tanıma sistemi ile mesai takibi yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Tokat Devlet Hastanesi bünyesinde devlet memuru olarak çalışanların üyesi olduğu başvurucu Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası işyerinde yüz tanıma sistemi ile mesai takibine başlanması uygulamasına itiraz ederek uygulamanın kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucu, Hastanenin talebi reddetmesi üzerine 28/2/2012 tarihinde Tokat İdare Mahkemesinde (Mahkeme) anılan idari işlemin iptali talebiyle dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle uygulamanın hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, yüz tanıma sistemi ile elde edilen verilerin bireyin fiziksel olarak belirlenmesine yol açtığından kişisel bilgi sayıldığını, kişilerin rızasına dayanmaksızın alınan bu verilerin personelin maddi ve manevi kişiliğine ait kişisel hak niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Dilekçede ayrıca toplanan verilerin ileride başka şekilde kullanılmayacağına dair bir güvencenin bulunmadığını, söz konusu uygulama ile sendika üyelerinin ve diğer sağlık çalışanlarının kişisel haklarının ihlal edildiğini vurgulamıştır. Davalı Sağlık Bakanlığı savunmasında; kamu kurum ve kuruluşlarında kamuya açık ve herkesin istifade ettiği, izne tabi olmaksızın rahatlıkla girip çıkabildiği yerlerin hayatın müşterek alanlarını oluşturduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda söz konusu mekânlarda güvenlik gerekçesiyle veya kamu personelinin mesai devam takibinin yapılabilmesi amacıyla otomatik takip kamera sistemi kurulmasının özel hayatın gizliliğinin ve kişisel verilerin korunmasının ihlali kapsamında olmadığını vurgulamıştır. Ayrıca bu sistemde bulunan verilerin kurum bünyesinde saklandığını, cihazların temin edildiği firmanın veri kaydetme veya saklama görevi bulunmadığını, bu çerçevede kamu kurum ve kuruluşlarında kurumun huzur ve sükûnu ile kamu mallarının muhafazası ve tecavüzlere hukuk çerçevesinde mâni olunabilmesi için gerekli olan gözetim, denetim ve kontrol hizmetlerinin yürütülmesi maksadıyla güvenlik kameraları kullanıldığını belirterek yapılan uygulamanın özel hayata saygı hakkını ihlal etmediği iddia etmiştir. Mahkeme 28/12/2012 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ilgili mevzuata atıf yapılarak Hastanede uygulanan dava konusu mesai takip sisteminin personelin fotoğrafını çekip öncesinde sistemde kayıtlı fotoğrafı ile eşleştirerek tanımak suretiyle çalıştığı, üçüncü şahıslarca bu bilginin görülemediği, personelin retina veya parmak izi kaydı gibi polisiye amaçlı kullanılabilecek verilerin alınmadığı vurgulanmıştır. Uygulamanın meşru ve amaca uygun olduğu, sadece mesai giriş ve çıkışıyla sınırlı olması dikkate alındığında sağlıklı bir mesai takibi yapılabilmesi amacıyla kurulan sistemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Anılan karara karşı başvurucu, temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda devlet memurlarının çalışma saatleri ile günlük çalışma saatlerinin başlayış ve bitişlerinin tespitine yönelik düzenlemelere yer verilmekle birlikte kamu görevlilerinin mesaiye devam durumlarının kontrolü konusunda parmak izi, yüz tanıma veya görüntülü kamera yoluyla kartlı geçiş yöntemleri ile takip yapılabileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını ifade etmiştir. Temel hakların kısıtlanabilmesi için yasal bir dayanağın bulunmasının anayasal bir zorunluluk, aynı zamanda da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de (Sözleşme) temel ilkelerinden biri olduğunu vurgulamıştır. Personelden kişisel veri alınması kapsamında olan yüz tanıma sistemi ile mesai takibi uygulamasının -kamusal alanda da olsa özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında olması ve uygulamanın sınırlarını, usul ile esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmaması karşısında- temel haklar ve anayasal ilkelerle bağdaşmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını belirtmiştir. Danıştay Beşinci Dairesi 20/5/2014 tarihinde temyiz talebinin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Kararda Anayasa'nın maddesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğinin belirtildiği ancak konuyla ilgili olarak bu aşamada yasal bir düzenlemenin yapılmadığı, mesai kontrol sisteminin şekli ve içeriği dikkate alındığında sözü edilen uygulama ile kurumca amaçlanan kamu yararı arasında orantılılık bulunmadığından ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği vurgulanmıştır. Personelden kişisel veri alınması kapsamındaki kamera takip sistemi ile mesai takibi uygulamasının kamusal alanda da olsa özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında olduğu, uygulamanın sınırları ile usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmadığı, toplanan verilerin ileride başka şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği belirtilmiştir. Mahkeme 21/4/2015 tarihinde bozma kararına uymayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Başvurucu, Mahkemenin ısrar kararını temyiz etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 28/2/2018 tarihinde başvurucunun temyiz talebinin kabulüne ve Mahkemenin ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Kararda personelin fotoğrafını çekip öncesinde sistemde kayıtlı fotoğrafı ile eşleştirme yaparak ilgililerden kişisel veri alınması niteliği taşıyan yüz tanıma sisteminin özel hayatın gizliliği ilkesi kapsamında bulunduğu, uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağın bulunmadığı, toplanan verilerin ileride başka şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı idarenin karar düzeltme talebi, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından 19/6/2019 tarihinde kabul edilerek usul ve yasaya uygun olduğu belirtilen mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 19/8/2019 tarihinde tebliğ ettikten sonra 17/9/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.