Başvuru, nezarethanedeki tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, gözaltında darp nedeniyle de eziyet yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; nezarethanedeki tutulma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının, gözaltında darp nedeniyle de eziyet yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular, 26/1/2018 ve 5/9/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2019/31635 numaralı başvuru dosyasının hukuki irtibat nedeniyle 2018/4604 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/4604 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12, 25). Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda (TRT) memur olarak görev yapan 1978 doğumlu başvurucu, 22/12/2016 tarihinde FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle evinde yapılan aramanın ardından kolluk görevlileri tarafından gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltına alındığı, 22/12/2016 günü saat 10’da eşine bildirilmiştir. Başvurucunun gözaltına alındığı tarihte saat 00’da başvurucu hakkında Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi tarafından darp ve cebir izinin olmadığına dair rapor düzenlenmiştir. Başvurucunun komşusu Z.Y. de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştır. Z.Y., ByLock kullanıcısı olduğu iddiasıyla ilgili verdiği ifadede internet hattını başvurucu Eyüp Keser’le birlikte kullandığını beyan etmiştir. Cumhuriyet savcısının talimatıyla başvurucunun bu konuda bilgisine müracaat edilmek istendiğinde başvurucunun kendisine zarar vererek polis memurlarına direndiği, hakaret ve tehdit ettiğine dair tutanak düzenlenmiştir. 23/12/2016 tarihinde saat 15’te düzenlenen tutanak şöyledir: “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/104643 sayılı soruşturması kapsamında gözaltına alınan Z.Y. ... kendisinin bylock kullanmadığını, adına kayıtlı ... interneti ... üst komşusu olan ve şu an gözaltında bulunan Eyüp KESER ... isimli şahısla ortak kullandıklarını beyan etmesi üzerine Eyüp KESER İsimli şahıs 2016 günü saat 40 sıralarında görüşmeye alınmış kendisine bylock programını kullanıp kullanmadığı ve Z.Y. isimli şahısla ortak internet kullanıp kullanmadıkları sorulduğunda agresif tavırlar sergilemeye başlamış, bylock sorusu kendisine tekrar sorulduğunda, 'Bylockun ne olduğunu bilmiyorum, siz bana bu soruyu soramazsınız.' diyerek agresif tavırlarına devam etmiş, ... 'Beni bunlarla itham edemezsiniz, siz kimle konuştuğunuzu biliyor musunuz?' diyerek oturduğu koltuğun sağ tarafındaki evrak dolabının kapak ve camlı kısımlarına ani bir hareketle birkaç kez kafasını vurduğu, bu esnada dolabın kırılan cam parçalarını eline aldığı, eline aldığı cam parçasını biz görevlilere karşı silah gibi doğrulttuğu, 'Üstüme gelmeyin, kendimi de sizi de keser gebertirim.' diye bağırdığı ve odanın kapısını açarak ve yüksek sesle 'Allahsızlar!' diye bağırarak koridora çıkmaya çalıştığı sırada biz görevlilerce şahsın kendisine ve herhangi bir [görevliye] zarar vermesini önlemek amacıyla şahsa anında orantılı şekilde güç kullanmak suretiyle müdahale edilmiş ve şahsın elindeki cam parçasını almak üzere kolu kıvrılmış, cam parçası elinden alınmış, şahıs tekrar yüksek sesle bağırarak direnişine devam etmiş, kendisini kontrol altına almak amacıyla plastik kelepçe takmaya çalışılmış ancak şahsın ellerini birbirine kenetlemesi ve direnmesi sebebiyle plastik kelepçe takılamamış, şahıs bağırmaya ve mukavemet göstermeye devam etmiş, daha sonrasında demir kelepçe takılmaya çalışıldığı esnada şahıs ellerini birbirine kenetleyerek 'Bırakın beni ne yaptığınızı sanıyorsunuz.' diyerek bağırmaya devam etmiş, kendisinin parmakları ve kolu geriye doğru kelepçe takmak için çekildiğinde direnişine devam etmiş, ayakları ve bütün vücuduyla bize mukavemet etmeye başlamış, bu esnada görevliler olarak şahsın direnişini kıracak ölçüde kademeli olarak zor kullanmak suretiyle şahsın ellerine kelepçe takılarak aynı gün saat 16:00 sıralarında etkisiz hale getirilmiştir.” Kırılan 70x30 cm ebadındaki cam kapak makbuz karşılığında bir firmaya 50 TL’ye tamir ettirilmiş, buna dair 27/12/2016 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kamu görevlisine karşı hakaret suçlarından 5/10/2017 tarihinde kamu davası açılmıştır. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi 3/3/2022 tarihinde başvurucunun kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine, kamu malına zarar verme suçundan 000 TL, görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet kararları 24/10/2022 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleşmiştir. Ankara Mustafa Kemal Devlet Hastanesince 23/12/2016 tarihinde saat 16’da düzenlenen adli muayene raporunda başvurucuda sağ kulak kepçesinde kızarıklık, hematom (kanın deri altında toplanması), sol kulak önünde 2 cm’lik hematom, sol göz kapağı ve kaşta hematom, sağ göz altında kızarıklık, kanlı morluk, burun kökünde kızarıklık ve morluk, burun ucunda ve ağızda kurumuş kan lekeleri, kafada oksipital (başın arka kısmı) bölgede şişlik, ense sol tarafta geniş kızarıklık, sırtta sol yanda 5 cm’lik iki sıyrık, sağ skapula (kürek kemiği) üzerinde yaygın kızarıklık ve sıyrık, sol skapula altında kızarıklık, sol humerusta (kol kemiği) şişlik ve çizikler, sağ omuzda kızarıklık, sağ humerus iç yüzde kızarıklık ve morluk, boyun sağ tarafında kızarıklık, boyun sol tarafta çizik, sağ dizde kızarıklık ve ödem, sağ bacakta çok sayıda sıyrık ve kızarıklık, sağ ayakta kızarıklık, sol bacak, sol ayak, ve sol dizde kızarıklıklar tespit edildiği belirtilmiş; ileri tetkikler için başvurucu, Ankara Numune Hastanesine sevk edilmiştir. Ankara Numune Hastanesi Beyin Cerrahi, Kulak Burun Boğaz ve Göz Servislerinde aynı gün muayene edilen başvurucuya çeşitli ilaçlar reçete edilmiştir. Numune Hastanesinde yapılan muayenelerde konsültasyon istek nedeni “bir başkası tarafından darp, vurulma, tepilme, bükülme, ısırılma ya da tırmalanma” olarak gösterilmiştir. Raporlarda başvurucudaki yaraların basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği konusunda bir tespit yer almamaktadır. Başvuru dosyasında bu raporlar bulunmamakla birlikte Bakanlık görüşündeki bilgilere göre başvurucunun 30/12/2016 tarihinde saat 00 ve 45’te yapılan muayenelerinde sol göz konjoktivada (gözün beyaz ve şeffaf bölümünü ve göz kapaklarının içini kapsayan tabaka) kanama ve göz çevresinde ekimoz mevcut olduğu, diğer muayenelerin normal olduğu belirtilmiştir. 29/12/2016 tarihinde saat 25’te tanzim edilen tutanağa göre başvurucu, müdafi ile görüştürülmüştür. 29/12/2016 tarihinde kolluk tarafından başvurucunun müdafi huzurunda savunması alınmıştır. Başvurucu aynı gün nezaretten çıkarılmıştır. Başvurucu 30/12/2016 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır. Başvurucu, sorgu esnasında kötü muameleye maruz kaldığına dair bir beyanda bulunmamıştır. Başvurucunun eşi F.K. 2/1/2017 tarihinde Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığına eşine işkence yapıldığı iddiasıyla şikâyette bulunmuştur. Aynı gün alınan ifadesinde F.K.; gözaltına alındıktan sonra bir hafta eşini göremediğini, 30/12/2016 tarihinde eşi sorgu için sulh ceza hâkimliğine sevk edilirken duruşma salonu dışında onu görme imkânı bulduğunu, eşinin yüzünde ve gözünde morluklar bulunduğunu, cep telefonuyla fotoğraflarını çektiğini, ayaküstü yaptıkları konuşmada kendisini Emniyet Amiri H.K. ile Osman isimli bir polis memurunun darbettiğini, duruşmaya çıkmasına bir gün kala Demiryolları Hastanesine götürüldüğünü fakat buradaki doktorun rapora "kendi kendine darp" diye anlamsız bir teşhis koyduğunu söylediğini ifade etmiştir. Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı 6/6/2017 tarihinde dosyayı yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. 28/3/2017 tarihinde başvurucu, kötü muameleyle ilgili olarak Başsavcılığa suç ihbarında bulunmuştur. Başvurucu; olayla ilgili olarak polis tarafından düzenlenen tutanağın gerçek olmadığını, kendisine zarar vermediğini, H.K. isimli emniyet amirinin odasında polislerce darbedildiğini, bir kişinin doktor raporlarında da tespiti yapılan çok sayıdaki yaraya kendi kendine sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, mülakat için H.K.nın odasına götürüldüğü, odada bulunan Osman isimli komiserin "ByLock kullanmışsın." dediğini, "Hayır." cevabı verince de H.K.nın üzerine yürüdüğünü, “Diz çök lan!” diye bağırdığını, sorulara ayakta cevap vermek istediğini, böyle bir uygulamanın doğru olmadığını söylediğini, odada bulunan ikinci bir şahsa ellerinin arkadan kelepçelenmesi talimatının verildiğini, bunu yapmaya haklarının olmadığını söylediğinde H.K.nın kendisine tekme ve yumruk atmaya başladığını, bu sırada Komiser Osman ve diğer kişinin kendisini kollarından tutup içeri çekerek odayı kilitlediğini, elleri arkada olacak şekilde kelepçelendiğini, H.K., Osman Komiser, yüzünü hatırlayamadığı iki kişi olmak üzere toplam dört kişinin kulağı, gözleri ve sol kolu morarıp şişinceye kadar kendisini darbettiğini, kafasına tekme atmak istedikleri sırada kafasını çekince odadaki vitrin camının kırıldığını, gücü iyice tükenip yerde hâlsiz kalınca başına su döktüklerini, H.K.nın yanındakilere "Kendi kendine zarar vermeye çalıştı, vitrin camını kırdı." şeklinde tutanak tutmaları için talimat verdiğini, kollukta ifadesi alınırken müdafiinin yanında tehdit edildiğini ancak müdafiinin duruma müdahale etmediğini, davacı ve şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun ve eşinin şikâyeti üzerine ayrı ayrı yürütülen soruşturmalar 18/10/2017 tarihinde birleştirilmiştir. Başsavcılık; Emniyet Müdürlüğünden olayla ilgili adli raporlar, kamera kayıtları, tutanak vb. bilgileri istemiştir. Ankara Emniyet Müdürlüğü 28/9/2017 tarihinde verdiği cevapta kamera kayıtlarının doksan gün geçtikten sonra silindiği için gönderilemediğini bildirmiştir. Başsavcılık 21/12/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “... İncelenen dosya içeriğine göre; öncelikle müştekinin işkence, kötü muamele, hakaret ve tehdit iddialarının 23/12/2016 tarihine ilişkin olması ancak 29/12/2016 tarihinde emniyette müdafii huzurunda alınan 7 sayfalık ayrıntılı ifadesinde herhangi bir işkence, kötü muamele, hakaret ve tehdit iddiasından bahsetmemiş olması, ifadesinde bu hususlara ilişen herhangi bir iddiası bulunmadığı gibi söz konusu bu ayrıntılı ifadesini müdafii huzurunda imzalamış olması, müştekide belirlenen yaralanmayla ilgili yukarıda belirtilen 23/12/2016 günlü yani iddia edilen olay günlü tutanağın tutulmuş olması, tutanakta belirtilen olaydan dolayı müştekiye müdahale sırasında zor kullanma yetkisinin aşıldığına ilişkin bir delil bulunmaması, yine yukarıda da belirtildiği üzere emniyetin cevabi yazısında herhangi bir güvenlik kamera kaydı bulunmadığının belirtilmiş olması ve müştekinin iddialarının esasen kendisinin şüpheli olduğu soruşturma dosyasına savunma niteliğinde olup, şüphelilerin yüklenen suçları işlediklerine ilişkin herhangi bir delil bulunmaması nedeniyle... [kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.]” Başvurucunun bu karara itirazı, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 25/6/2019 tarihinde reddedilmiştir. İlgili hukuk için bkz. İsmail Adak, B. No: 2018/19964, 20/10/2021, §§ 22-