Ceza Genel Kurulu 2012/13-1317 E. , 2013/337 K. "" İtirazname : 2008/255370 Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi Hırsızlık suçundan sanık U. Y..ın 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.04.2008 gün ve 287-159 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 13.03.2012 gün ve 8077-5740 sayı…
**Ceza Genel Kurulu 2012/13-1317 E. , 2013/337 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname : 2008/255370 Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi Hırsızlık suçundan sanık U. Y..ın 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.04.2008 gün ve 287-159 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 13.03.2012 gün ve 8077-5740 sayı ile; "Katılanın direksiyon kilidi ile kilitleyerek apartmanın önüne bıraktığı motosikletini çalan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğundan tebliğnamedeki sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğuna ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş TCK’nın 142/1. madde fıkrasının (e) bendi yerine (b) bendi gösterilerek ceza tayini sonucu etkilemediğinden bozma nedeni olarak değerlendirilmemiştir. Sanığın eylemini geceleyin gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından, iddianamede adli emanetin 2007/414 sırasında kayıtlı eşyaların müsaderesi talep edilmiş ise de mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır" eleştirisi ve açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığı ise 03.05.2012 gün 255370 sayı ile; "...Müştekinin olay tarihinde tescil tutanağına göre 96 kg ağırlığında olan motosikletini apartman önüne sokakta sabit bir yere kilitlemeden direksiyon kilidini kilitleyerek park ederek bıraktığı, sanık motosikletin direksiyonu çevirmek suretiyle kilitten kurtarıp sürükleyerek götürmüştür. Bu biçimde gerçekleşen eylemde, apartman önünde sokakta bırakılan suç konusu motosikletin adet gereği açıkta bırakılan eşyalardan sayılması mümkün değildir. Çünkü bir şeyin adet gereği açıkta bırakılması için hiç değilse toplumda büyük bir çoğunluğun aynı davranışı sergilemesi gerekmektedir. Oysa caddelerde ya da sokaklarda taşınarak ya da sürüklenerek götürülmesi mümkün olan park halindeki motosikletlere bakıldığında, çok büyük çoğunluğunun sabit bir noktaya kilitlenerek ya da sahibi veya güvendiği bir kişinin denetimi ve gözetimi altında park edildiği görülmektedir. Çok nadiren gerçekleşen bir durumun adet olarak sayılması adetin genel tanımına uymadığı gibi hukuk sistemi içerisinde üstlendiği role de aykırıdır.