Başvuru, tek doz zorunlu kızamık aşısı uygulandıktan sonra Subakut Sklerozan Panensefalit SSPE) tanısı konulması üzerine idari yargıda açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tek doz zorunlu kızamık aşısı uygulandıktan sonra "Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE)" tanısı konulması üzerine idari yargıda açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların 1997 doğumlu müşterek çocuğu E.ye Sağlık Bakanlığına bağlı gezici aşı ekipleri tarafından dokuz aylıkken tek doz kızamık aşısı yapılmıştır.Yaşadığı rahatsızlıklar üzerine sağlık kurumlarına sevk edilen E.ye 2002 yılının Ağustos ayında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı ve Dr. Sami Ulus Çocuk Hastalıkları Hastanesi Nöroloji Kliniği uzman hekimleri tarafından kızamık mikrobunun yol açtığı bir beyin hastalığı olan SSPE tanısı konulmuştur. Başvurucular, ulusal yayın yapan bir gazetenin 4/5/2004 tarihli sayısında 1987-1998 yılları arasında kızamık aşısının tek doz olarak uygulandığına ve tek doz aşının yetersiz kalması nedeniyle SSPE hastalığının oluştuğuna ilişkin bir haber okuduklarını, daha öncesinde hastalığın nedenleri konusunda yeterince bilgilendirilmediklerini, bu konuda idarenin kusurlu olduğunu belirterek 12/1/2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına başvurmuşlardır. Sağlık Bakanlığı, 24/2/2005 tarihli cevabı ile hastalığın eksik dozda aşı uygulanmasından veya yanlış aşılamadan ortaya çıkmasının söz konusu olmadığını, aşıların Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış üreticilerden alındığını belirtmiştir. Başvurucular, 14/8/2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına yeniden başvurmuşlar ve oluşan zararlarının giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvurucular söz konusu talebin reddedilmesi üzerine Diyarbakır İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır. Mahkeme, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yaparak 20/3/2008 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararda, maddi tazminat yönünden idareye atfedilecek bir kusurun bulunmadığı; manevi tazminat yönünden ise zararın 2002 yılında öğrenilmesine rağmen davanın 2005 yılında açıldığı, bu nedenle manevi tazminat talebi yönünden süre aşımının bulunduğu belirtilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Danıştay Onuncu Dairesi, 15/10/2012 tarihli kararıyla zararın 2002 yılında öğrenildiğini, buna rağmen 2005 yılında dava açıldığını, manevi tazminat talebinin yanısıra maddi tazminat talebi yönünden de süre aşımı bulunduğunu belirterek kararı gerekçeli şekilde onamıştır. Karar düzeltme talebi Danıştay Onbeşinci Dairesinin 5/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş ve süre aşımı yönünden davanın reddine ilişkin söz konusu karar kesinleşmiştir.Nihai karar 24/4/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.Başvurucular 20/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."İlgili Yargı Kararları Danıştay Onuncu Dairesinin 16/5/1996 tarihli ve E.1995/3318, K.1996/2713 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: " .. idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların bu eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurmaları zorunlu olup, kanunun amaçladığı idareye başvuru olduğundan, bu başvuruya ilişkin dilekçenin postaya veriliş tarihinin idareye yapılmış başvuru tarihi olarak kabul etmeye yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden; davacılar tarafından 1992 tarihinde öğrenildiği belirtilen eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle davalı idareyeyasada öngörülen bir yıllık süre geçirildikten sonra 1993 tarihinde başvurulduğu anlaşılmaktadır. Tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı Yasa'nın maddesinde öngörülen bir yıllık süre geçirildikten sonra idareye başvurulduğu gerekçesiylesüre aşımı yönünden reddine ilişkin olarak verilen temyize konu .. Mahkeme kararının onanmasına .. karar verildi." Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/3/2001 tarihli ve E.2001/498, K.2011/1130 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "... 2577 sayılı Yasa'nın maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretteöğrendikleri tarihten itibaren bir yılı ve herhalde eylem tarihten itibaren beş yıl içinde ilgiliidareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerinin gerekli olduğu, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği taktirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir. .. Yukarıda anılan hüküm uyarınca, idari eylemden zarar gördüğünü öne süren davacıtarafından öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içeresinde idareye başvuruda bulunulup olumsuz yanıt üzerine 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, davanın esastan incelenerek karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. .."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları kapsamında tam yargı davalarında, dava açma süresinin yalnızca işlem ve eylem tarihinden itibaren başlatılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği, bu nedenle işlem veya eylemin bütün sonuçlarıyla birlikte öğrenildiği tarihten itibaren sürenin hesaplanması gerektiği genel kabul görmektedir. Bu konuda AİHM, şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine hükmetmiştir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 25).