Başvuru, tasarrufun iptali davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tasarrufun iptali davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ç. isimli şahıs aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün E.2000/1814sayılı dosyasında 000 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatmış, takibin kesinleşmesiyle borçlu Ç.ye babasından intikal eden Samsun ili, Merkez ilçesi, Atakum Mahallesindeki taşınmaz hissesi üzerine haciz konulmuştur. Başvurucu, taşınmaz hissesinin satışı için ortaklığın giderilmesi davası açmış, davanın kabulüne yönelik verilen kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından başvurucu tarafından dosya müracata bırakılmış, bu arada davalı borçlunun talebi üzerine 18/12/2003 tarihinde taşınmaz üzerindeki haciz kaldırılmıştır. Haczin kaldırılmasını müteakip borçlu Ç., taşınmaz hissesini 19/12/2003 tarihinde S.E.ye devretmiş, 20/2/2004 tarihinde de anılan hisse B.Ç. isimli şahsa devredilmiştir. Başvurucu, Samsun Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davada borçlunun mal kaçırmak amacıyla hissesini devrettiğini belirterek en son malik adına olan taşınmaz kaydının iptali ile borçlu Ç. adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 20/3/2008 tarihinde borçlunun, taşınmazını alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla diğer davalıya sattığını, bu nedenle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ve devamı maddelerindeki hükümler dikkate alınarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiğini ( Hukuk Dairesinin 10/04/2003 tarihli veE.1210, K.11883 sayılı kararı) belirterek vaki tasarrufun davacının alacağının temini amacıyla iptaline, davalı ile diğer davalı borçlu arasındaki tapu devir işleminin geçersiz sayılarak kaydın düzeltilmesine yer olmadan davacının alacağının tahsil edilebilmesi için dava konusu taşınmazların haciz ve satışını isteme yetkisinin davacıya tanınmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/12/2009 tarihli kararında dava konusu taşınmazın davalı borçlu tarafından dava dışı S.E.ye onun tarafından da davalı B.Ç.ye satıldığını, davalı borçlu ile S.E. arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan S.E.nin davaya katılması sağlanarak bildireceği delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkemece verilen 31/5/2010 tarihli kararda bozmadan önceki karar gerekçesi (bkz. § 11) tekrarlanarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/12/2011 tarihli kararında tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesinin gerektiği, somut olayda davacılar tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmediği, takip dosyasında da geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağınarastlanmadığı, resmî senet örneğinden davalı borçlunun yaptığı tasarrufun taşınmazın 3/8 payına ilişkin olduğu belli olduğundan davanın kabulü halinde bu pay oranında iptale karar verildiğinin belirtilmesi gerektiği, davanın kabulle sonuçlanması hâlinde alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, 2004 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edileceği gözetilmeden mahkemece ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbirin kararın kesinleştiği tarihle sınırlandırılmasının da isabetli olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme 15/5/2012 tarihinde Yargıtay bozma ilamı gereği davacıya kesin ya da geçici aciz vesikası temin edip sunması, delillerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verildiğini, usul kanunu gereği bu süre içinde ara kararın gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde ilgili tarafın istenilen işlemleri yapma hakkının ortadan kalkacağını, duruşma esnasında davacıya kesin sürede delil bildirmediği takdirde mevcut delil durumuna göre karar verileceği ihtaratı yapıldığı hâlde gerekli belgeleri dosyaya sunmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/6/2013 tarihli kararıyla hüküm, vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 3/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı 31/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 30/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.