10. Hukuk Dairesi 2025/15784 E. , 2025/16881 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/410 E., 2025/18 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili d…
10. Hukuk Dairesi 2025/15784 E. , 2025/16881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/410 E., 2025/18 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin borçları nedeniyle Kurum tarafından 2007/22393-22392, 2008/11980-11981, 2010/11938-119 39... takip no.lu ödeme emirlerinin 24.06.2015 tarihinde davacının babası ...'a tebliğ edildiğini, takibin kesinleştiğinden bahisle davacının yurt dışında çalıştığı üniversitenin Ankara’da bulunan merkezine 18.08.2015 tarihinde 55.000 TL’lik maaş haczi gönderildiğini, oysa ki davacının ikametgahının yurt dışı olduğunu, ayrıca 12.09.2008-24.11.2009 tarihleri arasında %10’luk hisse ile ortak olduğu şirketteki tüm hisselerini 12.09.2008 tarihinde şirketteki ... ve ...'ye eşit şekilde devrederek ortaklıktan ayrıldığını, anılan dönemde şirket müdürü olmadığını ileri sürerek, usulsüz olarak yapılan tebligat ve usulsüz yapılan haciz ile davacının maaşına konulan haczin kaldırılmasına, haksız yere yapılan takip nedeniyle %10 tazminatın davalıdan tahsiline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi hükmüne göre ödeme emrine süresi içinde itiraz edilmediğini, borcun idari anlamda kesinleştiğini, itirazı kabul etmediklerini, davacıya daha önce tebligat yapıldığını ve ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.02.2016 tarih ve 2015/389 E.-2016/29 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 02.03.2017 tarih ve 2016/8923 E.-2017/1595 K. sayılı kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 2007/22393-22394, 2008/11980-11981, 2010/11938-11939, ... no.lu ödeme emirleri gönderildiği, borcun 2008/1-12, 2009/1-11, 2006/9-12, 2007/1-12, dönemlere ilişkin prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi borçları olduğu, dava dışı limited şirkette 29.09.2008-09.12.2009 tarihleri arasında hisse sahibi olduğu, 30.08.2011tarihinden itibaren yurt dışında ikamet ettiği, ödeme emrinin 24.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, Mahkemece, ödeme emirleri tebligatının usulsuz olduğu gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptali kararı yerinde olduğu ancak, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar hükmü gereği bu hususta araştırma yapılmadan şirkette hisse sahibi olduğu dönem borçlarından sorumlu tutulamayacağı şeklinde menfi tespit oluşturacak kesin hüküm niteliğinde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 17.05.2019 tarih ve 2017/136 E.-2019/170 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edildiği, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile Kurum tarafından 19.06.2015 tarihli davacıya gönderilen 2007/22393, 2007/22394, 2008/11980, ... numaralı ödeme emirlerinin iptaline, 2010/011938, 2010/011939, 2010/011940 takip numaralı ödeme emirlerinden ise davacının toplam 13.686,09 TL'den %10 hissesi oranında sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Daire'nin 07.03.2024 tarih ve 2020/4177 E.- 2024/2460 K. sayılı kararı ile 1.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediğinden hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2.Somut olayda, davacının, dava dışı şirketin prim borçlarından sorumluluğuna ilişkin olarak Mahkemece yapılan araştırma yetersiz olduğu gibi, haciz tarihi itibariyle tebliğ edilen ve kesinleşen ödeme emrinin bulunmadığından, buna bağlı olarak haczin kaldırılması hususunda değerlendirme yapılmaması isabetsiz bulunmuştur. 3.Mahkemece yapılacak iş; davaya konu ödeme emirlerinden dolayı davacının sorumlu olduğu dönemlerin belirlenmesi yönünden, dava dışı şirketteki ortaklık durumuna ilişkin ortaklığının hangi tarihte başladığı, temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı ayrıntılı araştırılmalı, bu kapsamda şirket kayıt ve defterleri ile hisse devirlerine ilişkin sözleşmeler getirtilip irdelenmeli ve davacının hissesi oranında sorumlu olduğu tutarlar saptanmalı, ayrıca haczin kaldırılması yönünden de değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir, şeklindeki gerekçelerle hüküm bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 28.01.2025 tarih ve 2024/410 E.-2025/18 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, 11.06.2024 tarihli Kurum cevabi yazısı ile davaya konu borçların 6736 sayılı Kanun'a göre yapılandırılıp ödendiği, ...'ın sorumlu olduğu dönemin bulunmadığının bildirilmesi karşısında, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 6736 sayılı Kanun kapsamında yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararı bu yönüyle temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ödeme emrinin iptaline ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.