6. Hukuk Dairesi 2022/5247 E. , 2024/2204 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2015/237 E., 2020/358 K. DAVA TARİHİ : 31.12.2014 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulün
**6. Hukuk Dairesi 2022/5247 E. , 2024/2204 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2015/237 E., 2020/358 K. DAVA TARİHİ : 31.12.2014 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının göğüslerine silikon protezi yoluyla estetik operasyon gerçekleştirmesi ve kollarındaki yağların alınması konusunda davalı ...'ne başvurarak diğer davalı Dr. ... ile görüştüğünü; davalı doktorun, davacının göğüsleri ve kollarını yeni bir görünüme kavuşturacağını taahhüt ettiğini ve davacıya ameliyat sonrası yeni görünümün nasıl olacağına işaret etmek açısından bir takım fotoğraflar göstererek, söz konusu fotoğraflardaki sonucun gerçekleşmesini beklediği yolunda müvekkilini ikna ettiğini, davacının davalı doktorun işvereni konumundaki hastane ile fiyat konusunda anlaşarak ameliyat günü ve saati için randevu aldığını, ameliyat günü davacıya bazı testler yapıldığını ve daha sonrasında ameliyat edildiğini, ameliyat esnasında baş ağrısı nedeniyle panik halinde uyandığını, doktor tarafından durumun normal olduğundan bahisle sakinleştirildiğini, ağrı durumunun devam ettiğini, davacının ağrıları nedeniyle baş ve boyun bölgesine bütün gece soğuk kompres uyguladığını, işlem nedeniyle göğüs uçlarının delik olarak kaldığını ve göğüs ile bağlandığı kısmın kapanmadığını, zaman içerisinde vücudunda iyileşmeler olmadığını, bunun üzerine davalı doktordan randevu alarak görüştüğünü, davalı doktorun yeniden ameliyat olması gerektiğini beyan ettiğini, daha sonra aynı hastanede başka bir doktor ile görüşerek kısmi bir ücret karşılığında yeniden operasyona geçirmesi gerektiğinin ve doktorun işleminin hatalı olduğunun beyan edildiğini, davacının ücret ödemek istemediğini, doktorun kusurlu olduğunu, ameliyat günü yapılan kan testinde çıkan değerlerle normal şartlarda ameliyata alınmaması gerektiğinin davacıya beyan edildiğini, kan değerlerini görmek istediğinde kendisine verilmediğini, dolayısıyla doktorun kusurlu olduğunu, bu durumun Hasta Hakları Yönetmeliğinin 11. maddesinde de sabit olduğunu, hastanın süreç hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini, bu duruma aykırı davranıldığını, kan değerlerinin uygun olup olmadığı denetlenmeksizin davacının ameliyata alındığını, davalı doktor ve denetleyici hastanenin bu kapsamda ağır kusur içinde bulunduğunun kabulü gerektiğini, davalı doktorun gerekli özeni göstermemesinden ve ihmalinden dolayı kusurlu olduğunu, davalı hastanenin de gerekli yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı kusurlu olduğunu, davacıda fiziki ve ruhsal bozukluklar meydana geldiğini belirterek; Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın ve 35.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Hastanesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 02.02.2011 tarihinde ameliyat olduğunu, yapılan işlemden 5 yıl geçtikten sonra davanın açıldığını, estetik açıdan kaygıları olan birinin 5 yıl beklemesinin imkansız olduğunu, davacının davalı hastane ve davalı doktoru bizzat araştırarak tercih ettiğini, davacıya yapılacak ameliyatlar ve işlemlerle ilgili bilgiler verildiğini, onam formları ve hasta dosyasının bulunduğunu, tüm komplikasyonların hastanenin doğal rutini olarak davacıya izah edildiğini, olurunun davacı tarafından imzalanan onamlar ile alındığını, davacının ameliyatının başarılı geçtiğini ve taburcu edilirken de hiçbir sorun olmadığını, rutin kontrol açısından bilgilendirme yapıldığını ve kontrollere de geldiğini, ancak daha sonra hastaneye gelmediğini, davacının dava konusu şikayetlerinin hastaneye yansımadığını, hastane ve doktorun kusurunun olmadığını; davacı iddialarının yersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Dr. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Tüketici Yasasında zamanasımı süresinin 2 yıl olarak belirlenmiş olduğunu, davacının davalıya yaptırmış olduğu ameliyatın tarihinin 2011 yılı olması nedeni ile davacının davasının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, davanın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davaya mesnet teşkil eden olayda davalı doktorun kusurunun bulunmadığını, ayrıca husumet yönünden itirazları olduğunu, davacı ile davalı hastane arasında sözleşme imzalandığını, dolayısıyla davalı doktor yönünden davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ameliyatın 2011 yılında yapıldığını, davacının ameliyatın üzerinden neredeyse 5 yıl geçtikten sonra davayı açtığını, 5 yıl boyunca şikayetçi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının davalı hastane ve davalı doktoru araştırarak, bilgilendirilmeler neticesinde ameliyat kararı aldığını, davacıya, yapılacak işlemler ile ilgili her türlü bilgilendirmenin yapıldığını, yapılacak ameliyatlar ve işlemlerle ilgili gerekli bilgilerin verildiğini, onam formları ve hasta dosyasının bulunduğunu, tüm komplikasyonların hastanenin doğal rutini olarak davacıya izah edildiğini ve olurunun davacı tarafından imzalanan onamlar ile alındığını, iddiaların yersiz olduğunu, davacıya yapılan operasyonda herhangi gibi bir kusur yada eksiklik olmadığı gibi davacının bu yönde de bir açıklaması olmadığını, davacının talep ettiği tazminatın hem fahiş hemde mesnetsiz olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEMENİN GÖREVSİZLİK KARARI İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31.12.2014 tarihli, 2014/567 Esas, 2014/622 Karar sayılı kararı ile, "taraflar arasındaki hukuki ilişki, eser sözleşmesidir. 6502 sayılı Kanun'un 3/1-I maddesi gereğince, eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar, 28.05.2014 tarihinden sonra açıldığı takdirde Tüketici Mahkemelerinin bakması gerekir" gerekçesiyle "Mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren iki (2) hafta içinde, davacının dilekçeyle talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkeme olan İstanbul Tüketici Mahkemesine Gönderilmesine" karar verilmiştir. IV. YARGITAY İLAMI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Onama Kararı 1.Mahkemenin kararına karşı süresinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2015 tarihli, 2015/9247 E., 2015/11523 K. sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. V. MAHKEME KARARI Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacıya davalı hastane nezdinde davalı doktor tarafından meme estetiği ve kollarındaki yağların alınması (liposuction) konusunda 02.02.2011 tarihinde estetik ameliyat yapıldığı, doktorun husumet itirazının isabetsiz olduğu, davanın esastan değerlendirilmesi gerektiği, anestezi için, meme estetiği için ve liposuction işlemleri için davacıdan imzalı 3 ayrı bilgilendirme ve onam formlarının alınmış olduğu, davacının ameliyat ve riskleri hakkında bilgilendirildiğinin kabulü gerektiği, ayrıca, günümüzde gelişmiş teknoloji ve internet imkanları da dikkate alındığında, estetik ameliyat yaptıracak kişinin, ameliyat ve riskleri hakkında doktorundan aldığı/alacağı bilgilendirmenin yanı sıra, internetten -makalelerden -kitaplardan -başka uzman doktorlardan da bilgi almasının mümkün olduğu, ameliyatın 02.02.2011 tarihinde yapıldığı, davanın ise yaklaşık 4 yıl sonra 31.12.2014 tarihinde açılmış olduğu, davacının ayıplı hizmet iddiasını davalıya bildirdiği yönünde ispat bulunmadığı, nitekim davalıların bildirim yapılmadığını savunduğu, kaldı ki, davacının memnun olmadığı işlem hakkında dava açmak için neden bu kadar beklediğinin de somut ve anlaşılır izahının bulunmadığı, mahkememizce benimsenen ve yeterli bulunan ATK raporları ve Üniversite Hastanesinden alınan heyet raporu dikkate alınarak, davalıların ve hekim kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat talep şartlarının oluşmadığı, davacının davasında haklı dayanak olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek,davacının geçirdiği ameliyat bir estetik ameliyat olduğu için yüklenici doktorun mesleki bilgisinin tüm icaplarını yerine getirdiğini ve taahhüt edilen sonucu yerine getirmek için bütün gayretiyle çaba sarf ettiğini ispatla zorunlu olduğunu, bu yönden de bir değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuz iken bilirkişi raporlarında değinilen hususlar açısından değerlendirmede bulunulmadığını, ameliyat sonrasında elde edilmesi beklenen görüntünün ameliyat öncesinden daha iyi bir görünüm olması gerektiğini, oysa müvekkilinin eskisinden çok daha kötü bir görünüme sahip olduğunu, hissini kaybettiğini ve ameliyat olduğuna bin pişman olduğunu, dava dosyasına sunulan raporlara ayrıntılı itirazlar sunmalarına rağmen, yeterli ve gerekçeli değerlendirilmelerde bulunulmadığını, her biri birbirinin tekrarı olan görüşler ile "olası komplikasyon" denilmesiyle yetinildiğini, bütün olasılıklar ve riskler konusunda yeterince aydınlatılmaksızın, sağlığı ve hayatı riske atılarak gerçekleştirilen ameliyat neticesinde, bir başka deyişle hastanenin ve doktorun kusurlu eylemleri nedeniyle başlangıçtaki görünümünden daha kötü bir görünüme sahip olan ve göğüslerindeki hissi kaybeden müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428, 438/7,8,9. maddeleri ile 439/2. maddesi,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Taraflar arasında, sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu açıklıkla ortadadır. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen BK'nın 355. maddesi( 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesi) uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, mastopeksi (meme dikleştirme), brakioplasti (kol germe) ve liposuction ameliyatları gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. 2. Diğer yandan yüklenicinin borçları 818 sayılı BK'nın 356/1. maddesi ( TBK'nın 471. maddesinde) düzenlenmiş olup, 356/1. maddesinde yüklenicinin işin mahiyeti gereği işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorunda olduğu belirtilmiş, TBK'nın 471. maddesinde ise “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır” denilmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. 3.Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir" düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. 4.Somut olayda; Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulundan 19.08.2016 tarihli rapor alınmış olup, bu rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 3.Üst Kurulundan 02.08.2018 tarihli rapor ve Adli Tıp Kurumu raporlarının değerlendirilmesi için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden 12.02.2020 tarihli rapor alınmıştır. Alınan bu raporlar gözetilerek dava reddedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve eser sözleşmesinin sonuç taahhüdünü içerdiği yukarıda yapılan açıklamalar nezdinde gözetildiğinde davacı yanın mastopeksi (meme dikleştirme), brakioplasti (kol germe) ve liposuction ameliyatları ile ilgili isteminin yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eylemine ilişkin olarak hukuka uygun bir tıbbi müdahale gerçekleştirildiği yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen mastopeksi (meme dikleştirme), brakioplasti (kol germe) ve liposuction ile ilgili olarak; hekimin edimini yerine getirip getirmediği ya da komplikasyon olup olmadığı ve komplikasyon konusunda aydınlatma görevinin yerine getirilip getirilmediği ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı hususları tartışılıp değerlendirilmek üzere, aralarında akademik kariyere sahip, üniversitelerden seçilecek estetik plastik ve rekonstrüktif cerrahisi konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturulmak ve gerektiğinde davacı muayene edilmek suretiyle, dosyadaki belge ve bilgiler incelenerek alınacak rapora yapılacak itirazlar da dikkate alınıp hekim ve istihdam eden sıfatıyla davalı hastane işleticisinin sorumluluğu saptanıp maddi ve manevi tazminat koşulları oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.