1. Ceza Dairesi 2023/4329 E. , 2025/386 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/149 E., 2023/148 K. Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karara yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin itiraz isteminin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan kurulan hükümlere karşı katılanlar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine …
**1. Ceza Dairesi 2023/4329 E. , 2025/386 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/149 E., 2023/148 K. Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karara yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin itiraz isteminin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan kurulan hükümlere karşı katılanlar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 279/1-b maddesi uyarınca istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Kararın, 5271 sayılı Kanun’un 279/1-son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, istem inceleme dışı bırakılmıştır. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan verilen hükümlerin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2021/368 Esas, 2022/668 Karar sayılı kararı ile 1.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2.Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 3.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 4.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının (lehe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle, gerekçeye, suç vasfına, eksik ceza tayinine, haksız tahrike, 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, meşru savunmaya, 3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, 4.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık ... tarafından sanıklar ... ve ...'in yardımıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, saldırı sanık tarafından geldiğinden meşru savunmanın koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A.Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan verilen hükümler yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararında katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatine karar verilecektir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Sanıklar ... ve ... haklarında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, sanık ... ile aynı araçta olay yerine gelen diğer sanıklar ... ve ...'ın ise sanık ...'ın kovuşturma aşamasında alınan savunmasına göre, sanık ...'ın yanında kendisinin ve sanık ...'in de gittiklerini, olay günü kavga çıkar dayak yerse diye sanık ...'ın yanında geldiğini, sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğunu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiğini, sanık ...'ın silahı da aldığını bizzat gördüğünü, her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarını, söz konusu silahın ...'ın bacağının arasında durduğunu net bir şekilde ifade ettiği, her ne kadar sanık ... ve aynı araçta bulunan sanık ... silahın önceden araçta bulunduğunu ifade etmişler ise de silahın olay yerine gitmeden önce alındığının ve silahın olay anında sanık ...'ın bacak arasında bulunduğunun bizzat sanık ... tarafından ikrar edildiğinin görüldüğü keza sanık ...'ın yine savunmasında olay yerine aynı araçla gitme sebebinin sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiği şeklinde açıklandığı yine aynı şekilde olayda kullanılan silahında sanık ... tarafından bizzat alındığının ve her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarının net bir şekilde açıklanması karşısında sabaha doğru bir saatte sanık ... ile aynı araçta, sanık ...'ın katılan ... ve maktul ... arasındaki husumetli durumu bilen sanıklar ... ve ...'in sanık ...'ın silah aldığını bilerek aynı araçla sabah saatlerinde yola çıkmalarının 5237 sayılı TCK ve yukarıda bahsi geçen ilgili Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin içtihatları karşısında 5237 sayılı TCK'nın 39. Maddesi anlamında olay öncesinde yardım eden sıfatıyla sanık ...'ın eylemine dahil oldukları, yine aynı şekilde sanık ... arabasında tabanca ile ateş ederken araçtan inmeyen sanıklar ... ve ...'ın öldürme sırasında asli failin yanında bulunarak, ona engel olmadıkları, sonrasında araçtan inmedikleri ve olaydan sonra sanık ... ile birlikte kaçan sanıkların eyleminin sübut bulan suçun işlenmesinden önce ve işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığı sabit olduğunun kabulü ile yardım eden sıfatı ile 237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 ar yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; İddianamede şüpheli ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile yanında diğer şüpheli ... ve aracın arka koltuğunda şüpheli ... olduğu halde daha önceden aralarında para alışverişi bulunan müşteki ... ile suç yerinde buluştukları, müşteki ...'ın suç yerine geldiği araçta yanında maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmesi üzerine şüpheli ...'ın üzerinde bulunan tabancayı çıkartarak hedef gözetmeksizin, birden fazla kez ve yakın mesafe sayılabilecek şekilde ateş ederek maktul ...'u vurarak öldürdüğü, müşteki ...'ı da yaraladığı bu şekilde şüphelinin üzerine atılı maktul ...'a karşı kasten öldürme suçunu ve müşteki ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, diğer şüpheliler ..., ..., ... ve ...ise şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları bu şekilde şüphelilerin üzerlerine atılı suçluyu kayırma suçunu işledikleri ileri sürülerek suçluyu Kayırma suçundan Türk Ceza Kanunu 37/1. delaletiyle 283/1, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının talep edilmesine rağmen bu sanıkların olay sırasında yardımda bulunduğu kabul edilmiş ise de olay sırasında nasıl bir yardımlarının olduğunun açıklanmadığı, gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı, İddianamede sanıklar ... ve ...'in tarif edilen şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin TCKnın 39. maddesinde belirtilen maddi yardım olarak a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, 2- Manevi yardım olarak a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek mahiyetinde Olmadığı gibi , yani CMK’nın 225. maddesinde belirtilen; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir şeklindeki düzenlemeye göre iddianamede bu sanıklar hakkında maktul ve Mağdur ...'a yönelik sanık ...'ın eylemlerine iştirakten dava açıldığını gösterir eylemler tarif edilmediği, Dosya kapsamına göre bu sanıkların yardım mahiyetinde eylemlerinin olmadığı, sanıklar ... ve ...'in maktul ve mağdur ...'la hiçbir husumetlerinin bulunmadığı, olay sırasında bu şahıslara yönelik eylemlerinin olmadığı, maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmemesi durumunda sanık ...'ın silahını kullanmayabileceği, sanıklar ... ve ...'ın öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemlerine katılmayı önceden kararlaştırmaları halinde kendilerinin silahlı veya eylemsel olarak hareket etmelerinin gerektiği de dikkate alındığında bu sanıklarının eylemlerinin yardım mahiyetinde olmayıp iddianamede belirtilen TCK'nın 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma( sırf suç işleyen kimseyi araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtarmak) suçunu oluşturabileceği, dolayısıyla temyiz konusu olan maktulün öldürülmesine iştirak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.